The Hangover

The Hangover

The HangoverHer yaz sezonunda kesinlikle bir tane herkesi çok şaşırtan film çıkıyor.Genelde fazla beklentisi olmayan ve sadece eğlence vaat eden bu prodüksiyonlar bir bakıyorsunuz inanılmaz bir hasılat yapıyor.Bir de üzerine seyirciden de tam not oluyor.İşte 2009 yılının yazında devasa prodüksiyonların yanında daha makul sayılabilecek The Hangover bunu yaptı.Beklenmeyeni vererek, çok beğenildi.

Filmi şöyle özetleyebiliriz aslında: “What happens in Vegas, stays in Vegas.”.Düğününden önce Las Vegas’da bekarlığa veda etmek isteyen kahramanımız yanına arkadaşlarını da alır ve Vegas’ın yolunu tutar.İlk gecenin sonunda ise olay felakettir.Damat adayı ortalıkta yoktur.Otel odasında kime ait olduğu bilinmeyen bir bebek ve gerçek bir kaplan mevcuttur.Bu açıdan senaryoya baktığımızda açıkçası ben öyle bir sıradanlık görmüyorum, ki bilen bilir klişe işlerden hiç haz etmem.Ayrıca ilk okuduğunuzda bile insanın kulağına eğlenceli geliyor.Nitekim Jon Lucas ve Scott Moore‘un yazdığı senaryonun kanlı canlı halini izleyince de aynı şeyi hissediyorsunuz.Salt eğlence!

Filmin yönetmeni ise Borat‘ın senaryosunu yazan ekipten Todd Philips.Kendisini Starsky & Hutch ve Road Trip‘in yönetmenliğinden hatırlayanlarınız da vardır.The Hangover‘da bence gayet iyi bir iş çıkarmış.Zaten çok özel bir yönetmenlik beklemiyorsunuz.Ancak Philips o kadar da baştan savma bir iş yapmamış.Buradan tam not verdiğimi rahatlıkla söyleyebilirim.

The Hangover‘ın asıl olayı ise kadrosu.Çünkü birbirinden eğlenceli 4 adamı bir araya getirmişler.Damat adayı olarak Justin Bartha‘yı izliyoruz.Bartha‘yı National Treasure ve Failure to Lunch zamanından sevdiğim için bana izlemesi oldukça zevkli geldi.Ed Helms, kız arkadaşının sözünden çıkmayan basiretsiz ve sıkıcı bir adam rolünde.İlk kez karşılaştığım bir aktör doğrusu.Ama bana falza Amerikan geldi.Bradley Cooper için ise tam anlamıyla çatlak bir öğretmen diyebiliriz, ki bu dörtlü içerisinde en eğlencelisi de o.Cooper da son zamanlarda yükselen bir grafik çiziyor.Sanıyorum önümüzdeki senelerde Hollywood’un aranan isimlerinden biri olacak.Ve Zach Galifianakis…Genelde Hollywood yapımı komedilerde karşılaştığımız inanılmaz derecede sıradışılığın tüm detaylarına sahip ve bu detaylara rağmen diğer filmlerde olduğu gibi itici değil.Ana karakterler haricinde bir de Heather Graham ile Mike Tyson görüyoruz kısaca.Filme renk kattıkları kesin.Özellikle kendini canlandıran Tyson‘ın bulunduğu sahnelerde epey güldüm.

T.I., Kanye West, Baha Men gibi geniş bir soundtrack içeren The Hangover son zamanlarda izlediğim en eğlenceli filmdi.İnsanda Las Vegas’a gitme isteği uyandırıyor.Kesinlikle izlemelisiniz.2009’un en eğlenceli filmlerinden…

C

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir