The Soloist

The Soloist

The SoloistBazı filmler isteyerek mi yoksa istemeden mi bilmem kendilerine çok ciddiye alıyorlar.Diyaloglar da hep bir hayat felsefesi oluşturmaya çalışan havalar oluyor.Birkaç arıza karakter ekleniyor ki “Bakın dünyada böyle insanlar da var.” densin.Ya da Amerika’nın kanayan bir yarasına parmak basıp seyirciyi sinemaya çekmeye çalışıyorlar.Zaten en kabusu da sonuncusu.Amerika’daki aksayan bir sistemi anlatırken bile özeleştiri yapmak yerine “Ama devlet bunu yapıyor, bilin yani.” demeyi tercih ediyorlar.Kısacası bazı filmler kendilerini aşırı ciddiye alıp fena halde tufaya düşüyorlar.İşte The Soloist de onlardan biri.

Evsiz müzisyen Nathaniel Ayers şizofreni hastalığıyla orada burada çalmaya devam ederken tesadüfen gazeteci Steve Lopez’le tanışıyor.O da tam bu sıralarda köşesinde yazacak yeni bir konu aramakta.Nathaniel’la tanışınca onun hakkında yazmaya karar veriyor ve bir şekilde Nathaniel’in hayatına karışmış oluyor.

Birincisi senaryo kesinlikle öyle yüksek beklenti yaratacak materyallerden oluşmuyor.İkincisi izledikten sonra da iyi ki fazla birşey beklememişim diye düşünüyorsunuz.Erin Brockovich ile Oscar adayı olan Susannah Grant senaryodan sınıfta kalmış.

Asıl üzücü olan ise bundan önce Pride & Prejudice ile Atonement gibi iki klasik yaratan yönetmen Joe Wright‘ın böyle sıkıcı bir işe imza atmış olması.Bana kalırsa hayat boyu dönem filmleri yapsın.Ben Joe Wright‘ın başka bir türe bulaşmasını istemiyorum eğer sonucu böyle olacaksa.

Ya kadroya ne demeli? İnsan Robert Downey JR adını duyunca şöyle bir duruyor ve kesinlikle güzel birşey izlemeyi umut ediyor.Bir de filmin trajik yanı ağır olunca harika bir melodram bekliyorsunuz.Ama drama nerde, The Soloist nerde…Jamie Foxx‘un oyunculuğu için ise ben parlak düşüncelere sahip değilim.O adam Collateral ve Ray‘de tüm hünerlerini sergiledi, bitti.Üzerine daha iyi bir filmini görmedik, göreceğimizi de hiç sanmıyorum.Hafif çatlak zenci karakterlerinden bıktım Jamie Foxx‘un.Artık itici oluyor.Tabi bir de benim favori aktrislerimden olan Catherine Keener var filmde.Pek rolü olduğu söylenemez.Yine de göründüğü sıradan sahnelerde bile filmin sıkıcılığından olacak mutlu oluyorsunuz.

The Soloist kesinlikle büyük bir hayal kırıklığı.1,5 saatlik eziyet de diyebiliriz.Yine de notunu fazla düşük tutamıyorum.Herşey yönetmenin hatrına.

D

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College’a başladı. Şimdi de University College London’da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir