I’ve Loved You So Long (Il y a longtemps que je t’aime)

I’ve Loved You So Long (Il y a longtemps que je t’aime)

I've Loved You So LongGeçen sene Oscar’ı izlemeden önce Oscar için adı geçen iki filmi izleyememiştim.Bunlardan birincisi En İyi Kadın Oyuncu dalına aday olan Anne Hathaway‘in oynadığı Rachel Getting Married idi.Onun da DVD’sini aldım hatta.Önümüzdeki günlerde izleyip yorumunu yapacağım.Bir diğeri ise Altın Küre’ye aday olup Oscar’a aday olmayı kıl payı kaçıran Kristin Scott Thomas‘lı I’ve Loved You Song‘du.Asıl adıyla Il y a longtemps que je t’aime.Sonunda bu filmi izleyebildim.İşte bir sene sonra gelen I’ve Loved You So Long yorumu.

Öncelikle bu sitenin yeni takipçileri için Fransız filmlerine karşı olan antipatimden bahsetmem gerekiyor.Ben genelde Fransız filmlerini sevmeyen o büyük çoğunluktanım.Çünkü bana göre Fransız senaristler kendini fazla önemseyen metinler yazıyorlar ve bu da filmde bir anlam karmaşası oluşturuyor.Bu onlara göre modernlik ya da bağımsız filmlerin getirisi.Bana göre ise kesinlikle vakit kaybı ve lüzumsuz karmaşa.Tabi arada istisnalar da yok değil.Amelie, Jeux d’enfants, La vie en rose‘yi sevmemek mümkün değil.Yalnız geriye kalanlar için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim.Şimdi sizlere o istisnalardan birini daha sunuyorum: Il y a longtemps que je t’aime

Filmin konusu zaten iyi bir trajedi izleyeceğimizi haber veren nitelikte.Juliette Fontaine 15 senedir hapistedir.Oğlunu öldürmekten içeriye girmiştir.15 sene sonra onu, o hapisteyken onunla görüşmesine izin verilmeyen kız kardeşi karşılar ve Juliette’i yanın alır.Şimdi Juliette sığıntı gibi geldiği bu evde yeni bir hayat kurmak zorundadır.

Philippe Claudel‘in yazıp yönettiği film bana göre senaryo açısından çok iyi.Tek falsosu filmin sonuna geldiğine herşeyi bir anda açıklamaya kalkması.Tüm film boyunca küçük ayrıntılarla süslenerek Juliette’in hikayesi ağır bir şekilde anlatılırken sonunda sanki başka bir filmi izliyor, başka bir senaryoyu okuyor gibi hissediyorsunuz.Yine de güzel.Hatta geçen seneye göre düşünürsek yılın en iyi 10 filminden biri diyebilirim.

Kadrodan ise zaten iki kişinin hakkında yorum yapacağım.Biri Juliette’i canlandıran Kristin Scott Thomas,diğeri onun kız kardeşi rolündeki Elsa Zylberstein.Altın Küre’ye aday olan Kristin Scott Thomas kesinlikle harika.Geçen senenin adaylarını ele alırsam belki Angelina Jolie ve Melissa Leo‘dan daha çok hak ediyormuş Oscar’a aday olmayı.Juliette’in trajedisini donuk mimiklerle o kadar güzel ifade etmiş ki anlatamam.Hele Juliette’in hayata tutunma yolculuğunda değişen ifadeleri ve hareketlerini perdeye başarıyla yansıtışı…Geçen senenin Kate Winslet ve Meryl Streep‘den sonra izlediğim en başarılı performansıydı diyebilirim.Bu rolüyle ülkesinde Cesar alan Elsa Zylberstein da rolünün üstesinden başarıyla gelmiş.Bir ara o da Oscar radarına girmiş, ancak Amerika’da fazla ödül alamayınca ismi pek anılmaz olmuştu.Onun da performansını beğendiğimi söylemek isterim.Zaten bu filmin iki kadın oyuncusu bu kadar başarılı olmasa I’ve Loved You So Long‘ın ismi bu kadar anılmazdı.

I’ve Loved You So Long benim için 2008’in en iyi 10 filmi arasında.Hatta yazarken aklımdan geçirdim bu filmi nereye koysam diye.The Reader, Doubt, The Dark Knight, Wall-E ve The Wrestler‘dan hemen sonraya koyarsam sanırım 6., bilemediniz 7. olacak benim için.Kesinlikle izlemenizi öneriyorum.Notumu da sizi teşvik etmeye yönelik vereceğim.

A

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir