The Time Traveler’s Wife

The Time Traveler’s Wife

Sayın bayan okuyucularımız, kızmayın ama The Notebook öyle ahım şahım bir film değildi.Hatta filmin aşırı romantik olduğunu filan da düşünmüyorum.Genel olarak duygu sömürüsüydü ve bizim zengin kız-fakir çocuk şeklinde kalıplaşmış olan Türk filmi senaryolarımıza fena olarak benziyordu.Filmin sinema dünyasına bir katkısı oldu, evet.Ryan Gosling gibi harika bir yeteneği tanımamızı sağladı ve devler liginde kendisinin yolunu açtı.Peki Rachel McAdams? McAdams‘ın yeteneklerinden şüphe etmeye başlayalı o kadar oldu ki…Sanki her filmi bir öncekinin devamıymış gibi, kendisi oynadığı karakterde pek değişiklik yapmıyor.Bu da ne demek oluyor, Rachel McAdams şimdilik yeteneksiz.Şimdilik dememin sebebi ise beni şaşırtabilecek olması ihtimali.Kendisine bu şansı tanıyorum hala.

The Time Traveler’s Wife, Audrey Niffenegger’in aynı adlı romanından Ghost‘un Oscarlı senaristi Bruce Joel Rubin tarafından beyazperdeye uyarlanmış.Materyalin aslını bilemeyeceğim ama film o kadar parlak değil.Bir kere filmin başında inanılmaz bir kopukluk varısı.Yarısına gelene kadar ne oluyor, ne bitiyor anlamakta güçlük çekiyorsunuz.Hikaye mi yanlış işlenmiş yoksa romanda da mı durum böyle bilemiyorum.

İşin sadece senaryo kısmında işler karışık olsa iyi.Kadroda da inanılmaz bir donukluk var.Hem Eric Bana, hem de Rachel McAdams izledikçe keyif vermek yerine “Niye bu film bitmiyor?” hissi uyandırıyor insanda.Rachel McAdams için zaten büyük beklentilerim yok.Belki bir gün beni şaşırtabilir desem de The Time Traveler’s Wife performansıyla ilgili önceden edinilmiş iyi bir izlenimim yoktu zaten.Ama Eric Bana beni şaşırtmadı değil.Gerçi oyuncuların, yeteneklerini sergileyebilmeleri senaryoya ve oynadıkları karakterin derinliğine bağlı oluyor.Fakat iyi bir oyuncuyu vasat bir işte, pek de hoş olmayan bir rolle izleyince keyifli olmuyor.Gerçi Bana‘yı Munich‘den beri beğenemiyorum ya neyse.

Filmin yönetmeni ise özellikle en son Flightplan‘de yönetmenlik koltuğunda gördüğümüz Robert Schwentke.Daha önce Tattoo ile gördüğü ilgiyi görünce, Schwentke‘nin de tıpkı ekibin geneli gibi hayal kırıklığı yaşattığı kesin.Tüm bu ortalama hallerin arasında filmin içerisindeki tek güzel şey olan Joy Division cover’ı ise oldukça dikkat çekici.Broken Social Scene‘in yorumladığı Love Will Tear Us Apart‘ı filmi izlediğimden beri takıntılı bir şekilde dinlemekteyim, öneririm.

The Time Traveler’s Wife yaratmadığı beklenti sebebiyle aslında bekleneni verdi diyebilirim.İzleseniz de olur, izlemeseniz de diyeceğim filmlerden.Eğer film izleyerek vakit geçirmek istiyorsanız ve izlenecek başka bir şey yoksa bu film seçenek olabilir.

D

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College’a başladı. Şimdi de University College London’da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir