In The Valley of Elah

In The Valley of Elah

Ben nedense 90’ların sonunda ve 2000’li yıllarda yıldızı parlayan aktrisleri birbirleriyle mukayese etmekten kendimi alamam.Mesela Gwyneth Paltrow benim için Shakespeare In Love‘dan çok Sliding Doors ve Great Expectations ile hatırlanmalıdır.Nicole Kidman ona göre nispeten daha başarılı olsa da The Hours, Moulin Rouge ve Birth dışında tüm oyunları birbirine benzemektedir.Renee Zellweger hayatında iki rol oynamıştır: Biri Chicago, diğeri ise Cold Mountain‘deki rolleridir.Bunun dışında canlandırdığı tüm karakterler Chicago ve Cold Mountain karışımıdır(Gerçi Miss Potter‘ı da çok sevmiştim, ya neyse).Kate Winslet ise hepsinden bir adım öndedir benim için.Hatta bir değil, birkaç adım.Hele ki The Reader ve Revolutionary Road ile benim için bambaşka bir ehemmiyete kavuştu.Kate‘ten sonra sanırım bu ünlü simalar arasında en başarılı bulduğum isim Charlize Theron.2004 yılında Monster ile Oscar’ı aldığında açıkçası Charlize Theron‘dan pek haz etmiyordum.Bana göre güzelliğiyle ön planda olan, yetenekleri abartılmaması gereken bir aktristi.Nitekim o aralar yer aldığı Aeon Flux ve The Italian Job filmleri bu tezimi desteklemekteydi.Ki o sene aynı dalda aday olan Naomi Watts bana kalırsa 21 Grams‘deki performansıyla ödülü hak ediyordu.Hala Monster‘ı izlememiş biri olarak, Charlize Theron‘a verilen Oscar’ın muhasebesini yapmaya devam ediyorum.Ama artık Charlize hakkındaki fikirlerimin tamamı değişmiş durumda.Bıraktım güzelliğiyle ön plana çıkmasını, bana kalırsa güzelliğini ikinci plana atacak bir oyunculuk performansı ve rol kabiliyeti mevcut.Üstelik bunu “blockbuster” dediğimiz gişe amaçlı filmlerde değil Sleepwalking, The Burning Plain, In The Valley of Elah gibi filmlerde gösteriyor.Tekrardan “hatta” diye cümleye başlamak gerekirse, hatta Theron‘un neredeyse Kate Winslet‘ten sonra ikinci favori aktrisim olduğunu bile söyleyebilirim.

In The Valley of Elah, Theron‘un güzelliğine hiç ihtiyaç duymadığı filmlerden sadece biri.Film askerde olan oğlunun kaçtığını öğrenip, oğlunu aramak için yola çıkan Hank Deerfield adında vatansever bir babayı anlatıyor.Büyük oğlunu da savaşta kaybeden Hank, oğlunu ararken kısa bir süre içerisinde onun da öldüğünü öğreniyor.Ama bu seferki ölümden çok bir cinayete kurban gitme durumu.Tabi bundan dolayı Hank, eski asker kimliği sebebiyle oğlunun katillerini bulmak için kendince harekete geçiyor.Hikayemiz ise aslen burada başlıyor diyebiliriz.

Crash‘den tanıdığımız 2 Oscarlı Paul Haggis yönetmiş filmi.Aynı zamanda Million Dollar Baby, Letters From Iwo Jima gibi filmlerde gördüğümüz güçlü kalemini de kullanmış filmde.Bu sene The Hurt Locker sayesinde tanıdığımız Mark Boal ile yazdığı bir hikayeden yola çıkarak senaryolaştırmış Paul Haggis, In The Valley of Elah‘yı.Ve bana kalırsa bu hikayeyi oluşturma işinde de yine oldukça başarılı bir iş çıkartmış.Senaryonun aslında çok kolay uzanabileceği klişe savaş soruları sorma yöntemini elinin tersiyle iterek, polisiye kısmına ağırlık veren yürek burkan bir drama yazmış.Üstelik kamerası da Clint Eastwood‘un tarzını anımsattığından hikayeye cuk oturmuş.Açıkçası Hollywood’da çekilen “savaş psikolojiyi bozar” cümleli filmlerden çok sıkıldığım için In The Valley of Elah‘nın açıklama gereği duymadan, sadece “Neden?” sorusunu sorduran yapısı hoşuma gitti.Özellikle bizim gibi trajedi ve gözyaşı bağımlısı bir seyircinin ağzına layık olması sebebiyle de ayrı bir haz duydum.Aşırı milliyetçiliği desteklemiyor oluşu da ayrı bir mevzu zaten.Ki sözüm milliyetçiliğe değil, kesinlikle Amerikalıların abartılı vatan sevgisine.

Güçlü kamera ve senaryonun yanı sıra filmin kadrosu da birbirinden ünlü ve başarılı isimlerle dolu.Filmin başrolünde, bu rolüyle Oscar’a aday olan Tommy Lee Jones yer alıyor.Daha önce 92’de JFK, 94’de The Fugitive ile Oscar’a aday olan ve The Fugitive’deki performansıyla ödüle layık görülen Tommy Lee Jones kesinlikle favori aktörlerimden biri değil.Hatta mümkün oldukça kendisinin yer aldığı filmlerden uzak durmaya çalışıyorum.Böyle de bir antipatim mevcut, nedeni belirsiz.Ancak In The Valley of Elah‘daki performansı benim tarafımdan bile(ki çok çok tepkiliyimdir) takdire layık görüldüyse izlemekte yarar var derim.Oscar’lı aktris Charlize Theron için ise pek diyecek söz yok.Aslında oyunculuğunu çok da gösteren bir rolü yok, ama varlığı bile yetiyor diyebilirim.Filmin çok az sahnesinde gördüğümüz, ama bulunduğu her sahneyle içimizi parçalayan Susan Sarandon‘ın oyununa ise hayran kaldım.

Peki bu kadar mı? Hayır! Genelde arka planda kalmayı tercih eden ve bir türlü hafızalarımızda yer tutamayan Jason Patric filmden bir başka isim.Benim favori genç aktörlerimden James Franco da filmde kısaca gözüken isimlerden biri.Her zaman nefret etmiş olduğum One Tree Hill sayesinde tanıdığımız Barry Corbin ve filmde Charlize Theron‘un amiri olarak karşımıza çıkan Josh Brolin de dikkatimi çeken diğer isimler.Son olarak ise yaşına hiç aldırış etmeyip üstsüz bir şekilde filmde rol alan Frances Fisher‘ın adını eklemek gerek.Kendisini Titanic‘te Rose’un annesi olarak tanımıştım ve o filmden 10 sene sonra çekilmiş bir başka filmde daha genç gözüküyor.İşte bunu anlamadım!

In The Valley of Elah yönetmenleri, oyuncuları ve başarılı senaryosuyla dört dörtlük bir film.Trajedisi tam kararında diyemesem de beni rahatsız etmedi.Kesinlikle izlemeye değer, iyi bir yapım.Önerilir…

[B+]

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

0 Yorum

  1. abdullah

    senden birşey isteyeceğim, yüzüklerin efendisi üçlemesini de her birine sırasıyla sayfanda yer verirsen sevinirim. yüzüklerin efendisi üçlemesi hakkında ne düşündüğünü merak ettim avatar’a a+ verdiysen herhalde yüzüklerin efendisine aaa+aaa vermişsindir, şimdiden teşekkürler.

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir