The Proposal

The Proposal

Sandra Bullock ile girmek istiyorum konuya.Açıkçası Bullock‘un bu kadar sevilmesinin ve filmlerinin gişede başarılı olmasına bir türlü anlam veremiyorum.Kesin bir hayranı çıkıp bana bir sürü yorum yazacak, ama umrumda değil söylüyorum: Sandra Bullock çok kötü bir oyuncu.Sevmek için en ufak bir nedenim yok.İzlediğim herhangi bir filminde(ki sevmiyor olmama rağmen fazlasıyla filmini izledim) kayda değer bir şey göremedim.Hatta her filminde daha da donuk hatlarla ve sıkıcı bir oyunculukla oynadığını bile söyleyebilirim.Kadının kariyeri tonlarca kötü filmle dolu! “Bu sene Oscar’a aday oluyor, naber?” de diyebilirsiniz tabi ama işte kaç senelik kariyerinde ilk kez başına geliyor, ben daha ne diyeyim? Eğer mantıklı sebepleriniz varsa açıkçası Sandra Bullock‘u sevme sebebinizi öğrenmek isterim.Bekliyorum yorumlarınızı…Konumuza geri dönersek.Sevmediğim oyuncuların filmlerini izleme gibi bir alışkanlığım olduğundan, The Proposal‘ı da kaçırmadım tabi.Zaten bu sene oynayan tüm Sandra Bullock filmlerini izlemiş olacağım yakın bir zamanda.Sadece The Blind Side kaldı ki onu izlemezsem olmaz(malum Oscar sebebi).

The Proposal, esasen prodüktörlük yapan Pete Chiarelli‘nin ilk yazarlık denemesi.Romantik komedi türüne yeni bir bakış açısı kazandırmamasına rağmen çok da laf söyleyemiyorum.Çünkü filmin tüm o kargaşa arasında bir dinginliği var ki benim romantik komedilerden beklediğim tek şey bu: Yormayan bir senaryo.Tabi mantık hataları almış başını gidiyor filmde.Mesela aralarındaki kıvılcımların oluşum sebeplerini bir tarafta görürken, ikincisinde hiç göremiyorsunuz.Sonunda klasik final olunca “Gerçekten mi?” demekten kendinizi alamıyorsunuz.Üstelik romantizmi akımını hatırlatan, bir karakterin tek bir özellikle ağzına kadar dolu olması durumu aşırı klişe.Hele çok sert gözüken Margaret Tate karakterinin aslında iç dünyasında yaşadığı fırtınalar…Sanırım bu hikayeyi daha önce yüz kere duyduk.Peki rahatsız etti mi beni? Açıkçası hayır.Ben filmi manzaraları izleyerek geçirdim.Alaska, Sitka’da geçen filmi sadece o sakin kasabayı izleyerek geçirdim.

Yönetmen Anne Fletcher ise daha önce Step Up ve 27 Dresses‘ın yönetmenliğini yapmış.Bu arada kendisinin Titanic‘de dansçı olarak oynamışlığı varmış, satır arasında belirteyim.Fletcher’ın kariyerine baktığımızda zaten bu tip ortalama komedilerin yönetmenliği yapmasından dolayı pek de büyük bir beklenti içerisine girmemek gerekiyor.Sonuçta herkes Nora Ephron ya da Nancy Meyers olamaz, ki eminim Hollywood’daki her romantik komedi çeken kadın yönetmen kendisini bu iki kadının yerinde görmek istiyordur.

The Proposal‘ı eğlenceli kılan isim ise bana kalırsa Ryan Reynolds.Her ne kadar Scarlett Johansson‘la evlenerek hayallerimi yıkmış olsa da kendisini Two Guys, a Girl and a Pizza Place dizisinden beri seviyorum.Ahım şahım bir oyuncu olmasa da beyazperdede olmak bana kalırsa bu adama yakışıyor.Rol arkadaşı Sandra Bullock için ise diyecek sözüm yok.Buradaki rolüyle Altın Küre’ye aday oldu, ama Altın Küre kimin umrunda? Malin Akerman‘in de kadrosunda bulunduğu The Proposal‘ın bomba ismi Betty White.Açıkçası kendisini tanıdığımı söylerek yalan söyleyemeyeceğim.Hatta bu filmde ilk kez izledim sanırım Betty White‘ı.4 kere Altın Küre’ye aday olan ve bu sene SAG’den Yaşam Boyu Başarı Ödülü alan White filmin en komik ve en iyi oyuncusu.Peki bu ortalama romantik komediyi kurtarabildi mi? Hayır.

The Proposal senenin en iyi romantik komedisi belki, bilemem.Daha It’s Complicated var izlemediğim.Ama en iyisi olsa bile bunun bu seneki romantik komedi kıtlığından olacağını söyleyebilirim.Klişelerle dolu ama yaygarasız olması sebebiyle gözüme girmiş bir film.Vakit öldürmek için izlenebilir.

[C]

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir