The Lovely Bones

The Lovely Bones

Yaklaşık 11 aydır 82. Akademi Ödülleri için tahminler yapıyorum.Bu kadar uzun süre önceden nasıl tahmin yapmaya başlanabilir soruları artık o kadar doğaş geliyor ki otomatik olarak cevap veriyorum.Bazıları bu kadar erken yapılan tahminlerin doğruluğundan şüphe ediyor ve bana sorgulayıcı mesajlar atıyor.Buna karşı verilebilecek en iyi örnek ise mart ayında En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülünü alır dediğim Mo’Nique‘in büyük bir azimle Oscar’a doğru giden öyküsü olabilir sanırım.Tabi arada problemler çıkdığı da oluyor.Mart ayında Shutter Island‘ın pek çok dalda aday olmasını beklerken filmin tarihinin ertelenmesi sebebiyle tüm tahminlerim boşa gitmişti.Nine ise aday oldu ancak beklediğim patlamayı yaratmadı.Bir diğer durum ise The Lovely Bones için gerçekleşti.Oyunculukları, yönetmeni ve teknik özellikleri sebebiyle bu sene Oscar’ı alt üst edebilir diye düşündüğüm The Lovely Bones ne yazık ki birkaç ay evvel tüm Oscar şansını yitirdi.Film sadece En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Stanley Tucci‘ye adaylık getirdi.Nitekim onun da bir zamanlar ödülü alacağı düşünülüyordu.Ancak şimdi Christoph Waltz gibi bir rakibin karşısında işi oldukça zor gözüküyor.

The Lovely Bones, Alice Sebold‘un 2002 tarihli aynı adlı romanından uyarlanmış.Film Susie Salman adında genç bir kızın öldürüldekten sonra cennetten ailesini izleyişini ve ölümle olan anlaşmasını anlatıyor.Susie, henüz ailesine geride bırakmış olma fikrini kabullenemezken yaşamla ölüm arasındaki çizgide artık olması gerekenler için kararlar vermeye çalışıyor.

Filmin kitaba ne kadar sadık kaldığını hakikaten bilmiyorum.Ne yazık ki kitabını okumadım.Ancak Fran Walsh, Philippa Boyens ve Peter Jackson‘dan oluşan senaryo ekibinin çok da başarız olabileceğine inanmıyorum.Peter Jackson‘ın Lord of the Rings üçlemesinde de beraber çalıştığı arkadaşları zaten sektörde artık kendine yer edinmiş Oscarlı(Walsh‘un 3, Boyens‘in 1 Oscar’ı var.) isimler.Belki filmin o masalsı yanı yerine trajedi kısmının daha ağır basması romanın okuyucularını kızdırmış olabilir, ama abartılacak bir durum da yok.The Lovely Bones‘u basit bir cinayet hikayesi gibi değerlendirenlerin de olduğunu düşünürsek, haksızlık yapıldığını söylemeden edemeyeceğim.

The Lovely Bones‘un yönetmeni ise 2000’li yılların en önemli modern klasiklerini  yaratmış olan Peter Jackson.Belki Oscar ya da önemli bir ödüle aday olmamış olabilir ama bana kalırsa Jackson yılın en başarılı işlerinden birine imza atmış.Filmin cennet tasviri bana kalırsa ancak Jackson gibi bir adamın üretimi olabilecek kadar harika.Bunun dışında polisiye, gerilim, dram gibi pek çok türe selam çakan yapısı da ayrı bir hikaye.Ama herşeyin üzerinde, The Lovely Bones‘daki masal ve gerçek karışımı o kadar muazzam ki insan filmi sevemeden edemiyor.Ki başından beri filmi sevmeyeceğime dair ilginç bir önyargı ile beklemekteydim The Lovely Bones‘u.”Bu da bana kapak olsun.” demekten başka bir şey bulamıyorum.

Benim bir diğer ilgimi çeken durum ise, çok rahat bir şekilde yapılabilecek casting çalışmaları yerine oldukça yetenekli isimlerin bir araya getirilip iyi bir sonuç alınması.Çünkü The Lovely Bones insanı şaşırtan görsel oyunlarının yanında ortalama yerine kalbur üstü performanslar sunarak insanın aklını başından alıyor.Başta ünlü bir ismin Susie Salmon’ı oynamasını istemeyen Alice Sebold bana kalırsa Saoirse Ronan‘ın oynamasına karşı çıkmayarak hayatının en doğru kararını vermiş.Atonement‘da beni çok etkilememesine rağmen tüm dünya tarafından fazlasıyla sevilen Ronan, The Lovely Bones‘da asıl hünerlerini sergilemiş.Yani bu sefer benim için oldu kendisi.Rachel Weisz ise Salmon’ın annesi olarak, her zamanki iyi performanslarından biriyle karşımıza çıkıyor.Mark Wahlberg baba rolünde oldukça göze batan saç stiline rağmen filmin en dramatik oyunculuklarından birinin altına imzasını atmış.Susan Sarandon‘ınbeyazperdedeki ilk büyükanne rolüne çok yakıştığını da ekleyeyim.Michael Imperioli ve Power Rangers’ın sarı Ranger’ı olarak bilinen Rose McIver‘ın da rol aldığı filmin asıl harikası ise kesinlikle Stanley Tucci.Karakter oyunculuğunun en iyi ve en bilindik siması Tucci, The Lovely Bones‘da her zamanki mucizelerinden birini yaratarak dört dörtlük bir katil portresi yaratmış.Gerçekçiliği ve abartıya çok rahat kaçılabilecek bir roldeki sadelikle bezenmiş başarısı görülmeye değer.

The Lovely Bones‘un müzikleri ise filmin bir başka süprizi sayılabilir.Daha önce The Jacket‘ın da müziklerini yapan ünlü prodüktör Brian Eno, The Lovely Bones‘un hayal ürünü dünyasına oldukça yakışan bir atmosfer yaratmış.Belki de filmin bu kadar büyüleyici olmasının ikinci büyük sebebi(Peter Jackson‘dan sonra) Brian Eno‘nun başarılı müzikleri diyebilirim.

Yakında site üzerinden dağıtacağım ödüllerde ismini elbet bir yerlerde göreceğiniz The Lovely Bones, 2009 tarihli filmler arasında beni en çok etkileyenler arasında.Sinemalarımıza bu ay uğrayacak ve İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nde de gösterilecek filmi şiddetle izlemenizi tavsiye ediyorum.

[B+]

Oscar Karnesi
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Stanley Tucci)

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

0 Yorum

  1. abdullah

    selam lovely bones filmini begenmen hoşuma gitti, film bu kadar başarılıyken neden bu kadar eleştirldi,bir türlü anlamadım neden bu kadar eleştirildi, halbu ki film bizim eleştirmenlerden de ortalama 3,30 gibi bir rakam almış bu da filmin başarılı oldugunu gösteriyor, ama bazıları filmi çok dramatik buldugu için begenmemiş, kimisi gerilim sahnelerinin bollugundan bahsediyor, ben izlemedim ama bir kısmına baktım, gayet güzeldi baktıgım kadarıyla ve müzikleri harikaydı nasıl oscarlarda boy göstermez hiç anlamıyorum. zaten oscarlar yüzük kardeşliğinin oscarlarını yediği günden beri kılım oscarlara kralın dönüşü 11 ödül aldı ama o bile oscarlara olan öfkemi dindirmedi, ama lovely bones filmine bu kadar iyi bir not verdiğin için tebrikler. yorumlarımı bekle!

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir