An Education

An Education

Yılın Oscar adayı filmleriyle ilgili eleştirilerimize tam gaz devam ediyoruz, ki bu benim en sevdiğim dönem oluyor.Eleştirmenler ve ödül törenlerinin jürileri tarafından ölüp bitilen filmleri izleyip kendi kararımı vermek fazlasıyla hoşuma gidiyor.Nitekim bazen ödüllere boğulan filmler ilginizi çekmeyebiliyor.Ya da hiç beklemediğiniz bir film sizi şaşırtıp mutlu ediyor.Örnek vermek gerekirse.Geçen sene 8 dalda Oscar adayı olan Milk benim çok de sevdiğim bir film değildi.Sadece Sean Penn‘in oyunculuğu hoşuma gitmişti, ki Mickey Rourke bana kalırsa ondan daha iyiydi.Bu seneden örnek vermek gerekir ise, o zaman da (500) Days of Summer‘dan bahsetmek mümkün.En azından özgün senaryo dalında aday olmasını bekliyorduk, ama ona da aday olmadı.Peki bu benim için bir şey değiştirir mi? Asla! (500) Days of Summer ne olursa olsun benim 2009 tarihli filmler içerisinde izlediklerim arasında favorilerimden biri olmaya devam edecek.Zaten önümüzdeki bir ay içerisinde kendi adaylarımı açıklayıp, Oscarlardan sonra da kendi ödüllerimi dağıtacağım.O zaman hangi filmlerin favorim olduğu daha rahat ortaya çıkacak zannediyorum.

Gelelim konumuza, yani An Education‘a.En İyi Film, En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi Uyarlama Senaryo dallarında Oscar’a aday olan filmin öyküsü 16 yaşındaki Jenny’nin etrafında dönüyor.Tutucu sayılabilecek bir aileden gelme olan Jenny, günün birinde kendi yaşının iki katından daha büyük olan David ile tanışıyor ve zincirlerini kırmaya başlıyor.Sınırlı sosyal hayatından, okulun getirdiği zorunluluklarından, babasının sınırlarından yorulmuş olan Jenny, David ile bambaşka deneyimler tatmaya başlıyor.

Peri masalı gibi gözükse de aslında gerçek hayat böyledir mesajı veren bir filmle karşı karşıyayız.Özellikle final bölümüyle iyi-kötü karışık bir son sunan An Education o mükemmel aşk hikayelerinden biri değil kesinlikle.About a Boy ve High Fidelity‘nin kitaplarının yazarı Nick Hornby‘yi ilk kez senarist kimliğiyle tanıyoruz bu filmle.Daha ilk deneyimiyle Oscar’a aday olmuş olması zaten başarı öyküsünü açıklıyor.Yönetmenin büyük katkısı olduğu kesin ama Hornby‘nin güçlü kalemiyle filmde yaratılan atmosferin tadı da bambaşka.

Danimarkalı yönetmen Lone Scherfig ise ilk kez kendi ülkesinin sınırlarını çıktı bu filmle.Daha önce Italian for Beginners ile de Danimarka prodüksiyonu olmayan başka bir işte çalışmışlığı var.Ancak Hollywood ve İngiliz sinemasının ilgisini çeken ilk büyük filmi diyebiliriz.Eğer bu sene yönetmen dalında bir kilitlenme durumu olmasaydı ben onu da ilk beş arasında görebileceğimizi düşünüyordum.Yukarıda da belirttiğim gibi yönetmenin An Education‘ın kendi kimliğini kazanmasında payı çok büyük.Bunu filmi izlerken daha iyi anlayabileceğinizi düşünüyorum.Sanki 60’lı yıllarda yapılmış bir Audrey Hepburn filmi izlermiş gibi hissediyorsunuz.

Ve tabi Carey Mulligan.Oscar’a aday olan Jenny rolündeki performansı filmin en başarılı işçiliklerinden biri.Bu rol sayesinde önümüzdeki senelerde daha çok ismini duyacağımızı düşündüğüm Mulligan‘ın rolüne oldukça yakışması ve 16 yaşındaki Jenny’nin tüm masum duygularını bize yaşatması başarısını destekleyen durumlar.Tabi kadro sadece Mulligan‘dan ibaret değil.Beklediğimin oldukça üstünde bir oyun sergileyen Peter Sarsgaard, Dave rolünde oldukça iyi.Jenny’nin babasını oynayan Alfred Molina‘nın Oscar’a aday olmaması için ise hakikaten söylenecek söz bulamıyorum.Dave’in yakın arkadaşları rolündeki Dominic Cooper ve Rosamund Pike İngiliz sinemasının sevdiğim iki genç yüzü olduğundan onlara da lafım yok.Bu kadarla bitiyor mu? Hayır! Yine çok sevdiğim bir isim olan Emma Thompson, küçük bir rolü olsa da filmi renklendiren Sally Hawkins ve ilk kez bu filmde adını bilerek izlediğim Olivia Williams, An Education‘ın diğer süprizleri.

Bir de son olarak filmin soundtrackine ilgi çekmek istiyorum.Beth Rowley’nin “You’ve Got Me Wrapped Around Your Little Finger” isimli şarkısını daha filmi izlemeden fazlasıyla dinlediğim için uzunca bir süredir dilimdeydi.Ayrıca Juliette Greco ile tanışmama vesile olduğu için An Education‘ın soundtrackini bir kat daha sevebilirim.

An Education herkesin seveceği türden bir film değil ne yazıkki.Ancak 60lı yıllara selam gönderen bir filmi beğeneceğinizi düşünüyorsanız kesinlikle ideal.Filmi izledikten sonra ölüp biteceğimi düşünsem de öyle bir hissiyata kapılmadım.Bu An Education hakkındaki fikirlerinizi değiştirmesin.Deneyin derim.Zaten vereceğim puandan da bu durumu anlayacaksınız.

[A]

Oscar Karnesi
En İyi Film
En İyi Kadın Oyuncu (Carey Mulligan)
En İyi Uyarlama Senaryo

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

1 Yorum

  1. kimbuadam

    mükemmel bir filmmiş, ne diyeyim bu kadarını açıkçası beklemiyordum. insanı saran acayip bir havası var an education’ın.çok hoş, çikolata gibi resmen yada harika oyunculuğuyla filmi bir adım öne taşıyan carey mulligan’ın filmdeki çocuksuluğu gibi.. alfred molina neden aday gösterilmez, şu ana kadar christopher waltz’ın performansına en çok yaklaşan oyunculuk onunkiydi halbuki.acayip güzel bi film an education ama nedense nasıl geçen sene revulotionary road gözardı edildiyse bu sene de bu film arada kaynayıp gidecek.

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir