Julie & Julia

Julie & Julia

Yaşayan efsane oyuncularadan bahsederken erkekleri düşününce akla Robert De Niro, Al Pacino ya da belki Dustin Hoffman‘ın adı geliyor.Herkesin bu oyunculara olan saygısı, hayranlığı o kadar fazla ki iyi-kötü hiçbir filmlerini eleştirmeye dilimiz varmıyor.Kadınlara gelindiğinde ise aslında alternatif pek çok isim yaratılabilecekken yaşayan efsane olarak aklımıza direk 16 kere Oscar adayı olmuş olan Meryl Streep geliyor.Son 10 senede 4 kere Oscar’a aday olarak da zaten bir oyuncunun yapabileceği harikulade işlerden birini yaptı Streep, hayranlık duymamak mümkün değil.Öyle ki ona verilen ödüller artık manasız kalmaya başlıyor.Performanslarına değil, tüm kariyerine ödül vermek istiyorsunuz.Çünkü kariyerinde kötü bir film yok! Böyle bir başarı, böyle bir istikrar, hele ki Hollywood gibi erkeklerin egemenliğindeki bir sektörde hiç yok.Sanırım onun için en doğru sözleri AFI’ın Yaşam Boyu Başarı Ödülü verilirken söylendi: “Meryl Streep öyle bir tanrıça ki sizin hayatınızın anlatıldığı bir filmde, sizi sizden daha iyi canlandırır.”

Eskiden çok büyük bir Streep hayranı olmayan ben(gerçi hala da büyük fanlarından biri olduğum söylenemez) özellikle Doubt‘tan sonra fikrimi köklü bir şekilde değiştirdim.Doubt gibi tamamen oyunculuklara dayanan bir filmde Streep göz dolduruyordu ve belki de Oscar’ı Winslet‘ten daha çok hak ediyordu.Ancak Winslet favori aktrisim olduğundan ve hiç Oscar’ı olmadığından dolayı bu ödülün de doğru adrese gittiğini söyleyebilirim.Onun The Reader‘daki etkileyici rolü de görmezlikten gelinecek gibi değildi.2009 yılına geldiğimizde Meryl Streep yine yapacağını yaptı ve Julie & Julia‘daki rolüyle Oscar radarını 16. kez girdi.En İyi Kadın Oyuncu dalında aldığı adaylık onu bir kez daha kendi rekorunu kırmaya sürükledi.Streep hala Oscar’a en çok aday olan oyuncu ünvanını korumaya devam ediyor.Ona en yakın isimler ise 12 adaylıkla 2003 yılında kaybettiğimiz Katharine Hepburn ve yine 12 adaylıkla usta aktör Jack Nicholson.

Julie & Julia ünlü aşçı Julia Child’ın 1950ler’deki hayatını anlatırken bir yandan da günümüzde bir blog üzerinden bir yıl boyunca Julia’nın 524 tarifini uygulamaya çalışan Julie Powell’ın macerasını aktarıyor.İki gerçek hikayenin bir araya getirildiği filmin kaynağı ise Julie Powell ve Julia Child‘ın kendi yazdıkları kitapları.Bu kitapları sinemaya uyarlayan Nora Ephron zaten Hollywood’un kamera arkasındaki en güçlü ve en başarılı kadınlarından biri.You’ve Got Mail, Sleepless in Seattle, You’ve Got Mail gibi klasiklere imza atmış olan Ephron, bu sefer de Streep‘i Oscar’a uzun zamandır olmadığı kadar yaklaştıran isim oldu.

Meryl Streep‘in filmdeki performansı için ise söylenecek pek bir söz yok.Her zamanki gibi rolünde göz dolduruyor ve kendisine has bir şey olan abartılı rolle göze batmama işini yine harika bir şekilde başarıyor.The Devil Wears Prada, Mamma Mia gibi pek çok filminde görebileceğiniz o teatral performans bu filmde de mevcut.Ama karikatürize ettiği rolleri öyle bir canlandırıyor ki Streep tüm o olağandışı karakterler insana doğal geliyor.Julia Child yorumunda da yine aynısını yaparak hedefi tam 12’den vuruyor.Ancak ben hala Streep‘in Doubt ile verilmeyen Oscar’ı Julie & Julia ile hak etmediğini düşünüyorum.Hele ki En İyi Kadın Oyuncu dalında izlediğim ikinci isim olan Carey Mulligan‘ın performansıyla kıyaslayınca.Tabi drama ve komedi gibi iki ayrı türün filmlerindeki performanslar da olsa ben Mulligan‘ı Streep yerine tercih etmeden duramıyorum.Julie & Julia‘nin bir diğer önemli oyuncusu ise Amy Adams.Tabi Junebug ve Doubt‘ı düşününce Adams‘ın bu filmindeki performansını sıradan bir romantik komedide oynayan, berbat bir kadın oyuncuyla mukayese etmeniz mümkün.Bunun dışında Stanley Tucci ve Chris Messina‘nın da rol aldığı filmde Streep dışında kayda değer bir iş görmek mümkün değil.

Senaryoyu yazan Ephron‘un aynı zamanda yönettiği Julie & Julia, Ephron açısından düşünülünce pek de parlak bir proje değil ne yazık ki.Hatta bana kalırsa başroldeki tanrıça olmasa film bu kadar gündeme de gelmezdi.Özellikle filmin finalinin hiç bir yere bağlanmaması durumu sinir bozukluğu yaratabiliyor.Tüm filmi “Acaba ne olacak?” diye izledikten sonra üç dört satırlık “Şimdi neredeler?” başlıklı yazıyla bitirince yönetmene olan sevginizi dile dökmüyor değilsiniz.Aradığınız amaca ulaşamayınca da izlemesi zevkli, ancak hafızalara kazınamayan bir film olmaktan öteye gidemiyor.

Julie & Julia, Nora Ephron‘un kariyerinde farklı bir yere sahip olması sebebiyle izlenebilir.Ama Julia Child filmde olmasa bu filmi ne kadar sevebilirdim bilmiyorum.Hoş olmasına rağmen bazı şeylerin eksik olduğunu söyleyebilirim.İzlemesi size kalmış…

[B-]

Oscar Karnesi
En İyi Kadın Oyuncu (Meryl Streep)

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir