Nine

Nine

Daha önce (500) Days of Summer için eleştiri yazarken bazı filmlerin daha izlemeden insanın favorisi olduğunu söylemiştim.Sadece formalite icabı o filmi izlediğinizi.Filmi izlediğiniz iki saatin favorileriniz arasına girecek o yeni yapım için olduğundan bahsetmiştim.Bazen de istisnaların olduğunu, kimi filmlerin bu hissiyatı yaratıp, izlediğinizde beklediğiniz etkiyi yaratmadığını eklemiştim.Buna örnek vermek gerekirse, Australia‘yı örnek verebilirim.Sinemalarda izlemeyince kendimi kahrettiğim Australia, bana kalırsa Baz Luhrmann‘ın kariyerinde en zayıf halkaydı.Film çocuklar için yapılmış gibiydi ve çoğu şey yapay duruyordu(Nicole Kidman da dahil olmak üzere).İşte yine o hayal kırıklıklarından birinden bahsedeceğim.Bu yılın neredeyse tek müzikali olan Nine‘dan…

Nine‘ın casting süreci başladığında filmin kadrosuna inanamış ve düzenli olarak imdb’yi ziyaret ederek “Yok, bu şaka olmalı.” tarzında tepkiler vermiştim.Üstelik birbirinden harika bayan oyuncuların yer aldığı bu proje müzikaldi ve yönetmeni de Chicago ile bu işte ne kadar usta olduğunu kanıtlayan Rob Marshall.Yani Nine‘a tapmak için oldukça fazla sebebim vardı.

82. Akademi Ödülleri için tahminler başladığında Nine, The Lovely Bones ve Shutter Island ile beraber listenin başını çeken filmdi.Mart ayında filmin En İyi Film, En İyi Yönetmen gibi iki önemli kategoriyi kilitlediğini ve ödülü alacağını düşünüyorduk.Ancak film seyirci karşısına çıktıktan sonra ardı arkası kesilmeyen kötü eleştirmen yorumları ve filmin bu kadroya rağmen zayıf olduğu gerçeği Nine‘ın Oscar ivmesini düşürdü.Sonuç olarak Nine sadece 4 dalda Oscar’a aday olabildi.Bu dallar ise En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu(Penelope Cruz), En İyi Kostüm Tasarımı, En İyi Sanat Yönetimi ve En İyi Özgün Şarkı(Take It All).

Nine‘ın yönetmeni Rob Marshall 2003 yılında Chicago ile aday olduğu En İyi Yönetmen ödülünü Roman Polanski‘ye kaptırınca çok konuşulmuştu.Herkes Marshall ismini beklerken ödülün Polanski‘ye verilmesi kimilerince haksızlık olarak değerlendirilmişti.2003 yılından beri sadece Memoirs of a Geisha ile sahalarda gözüken Marshall, uzun bir aradan sonra tekrar müzikal yapmaya geri döndü ve iyi ki döndü.Hikayesi çok zayıf olmasına rağmen bana kalırsa filmin yönetimi olağanüstüydü.Eğer senaryo da iyi olsaydı zaten Nine‘ı kimse tutamazdı.Bu arada Rob Marshall‘ın yeni filminin Pirates of the Caribbean serisinin 4. filmi olduğunu da eklemek isterim.Onun yönettiği bir Karayip Korsanı filmi nasıl olur şimdiden merak ediyorum.

Bir Broadway müzikalinden beyazperdeye uyarlanan filmin senaristleri Michael Tolkin ve geçen yıl kaybettiğimiz Anthony Minghella.Tüm suçu bu ikiliyi yüklemek istemesem de Nine‘ın en zayıf yanı oldukça basit kaçan senaryosu.Belki müzikalin aslı da bu durumdadır bilemiyorum.Ama bu denli harika bir kadroya ve başarılı bir yönetmene karşın Guido Contini’nin yeni filmi için girdiği çıkmaz pek de iyi değil doğrusu.Eğer “Eksik nerede?” sorusunu sorarsanız kendinize filmi izledikten sonra, ben size nereyi işaret etmeniz gerektiğini şimdiden söyleyeyim.

Ve tabi insanın aklını başından alan o kadro…Filmde Guido Contini adındaki yönetmeni Daniel Day-Lewis canlandırıyor.Kendisi için “Yine rolünün içerisine fazlasıyla girmiş.” demişler, ama ben o olağanüstü Day-Lewis performansıyla karşılaşmadım.Contini’nin karısı rolündeki Marion Cotillard ise Nine‘ın en başarılı kadınlarından biri.Bu sene Public Enemies‘de de izlemeye doyamadığımız Cotillard sanırım Oscar’ı aldığından beri daha kötü bir işe imza atmadı.Buradaki rolüyle Oscar’a aday olan Penelope Cruz ise bir kez daha neden bu kadar başarılı olduğunu kanıtlar gibiydi.Up In The Air‘ın iki bayanından çok daha iyi olduğunu söyleyebilirim.Judi Dench filmin ağır toplarından sadece biri.Diğeri ise Sophia Loren.Loren‘in filmde fazla rolü yok, ama Dench‘i diğer bayanlara göre daha fazla izliyoruz.Ve yine harika kendisi.Sanırım yorum yapma şansı tanımayacak hiçbir zaman bize.Nicole Kidman‘ın rolü fazla değil filmde.Guido’nun favori oyuncusu Claudia’yı canlandırıyor ve tek bir şarkı söyleyip geçip gidiyor diyebilirim.Fergie de aynı şekilde.Hiç diyaloğu yok.Filme sadece tek bir şarkıyla katkıda bulunmuş.Kadronun son önemli ismi ise Kate Hudson.Belki bu filmle oldukça kötü halde olan kariyerini toparlar diye düşünmüştüm, ama yine olmamış.Sıradan olmaktan öteye geçemiyor.

Son olarak bir de müziklerden bahsetmek istiyorum.Cinema Italiano ve Be Italian şimdiden klasik olmayı başardı.Take It All’ın Oscar’a aday olmuş olmasını ise yorumsuz bırakıyorum.Zaten Akademi’nin bu kategorisi genellikle zayıf oluyor.Bunun dışında Penelope Cruz‘un söylediği A Call From Vatican ve Nicole Kidman‘dan dinlediğimiz Unusual Way filmdeki şarkılardan favorilerim.

Nine her ne kadar benim iki favori aktrisimi(Marion Cotillard ve Penelope Cruz) içerse de beklediğimiz gibi ölüp bitilecek bir film değil.Görsel şöleni için izlemeye değer diye düşünüyorum.Çünkü dönemin en popüler oyuncuları kolay kolay bir araya gelmez.Çok da beğenmedim sanmayın, sadece hayal kırıklığına uğradım.

[B]

Oscar Karnesi
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Penelope Cruz)
En İyi Sanat Yönetimi
En İyi Kostüm Tasarımı
En İyi Özgün Şarkı (“Take It All”)

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir