The Princess and The Frog

The Princess and The Frog

Animasyonlar konusunda sektörün ne kadar geliştiğinden zannediyorum ki bahsetmeme gerek yok.The Incredibles, Finding Nemo, Wall-E gibi türlü türlü örnekleri izledikçe artık animasyonların sadece çocuklar için olmadığını anlayabiliyoruz.Yetişkinlere de yönelik olarak yapılıyor ve böyle pazarlanıyorlar.Özellikle Pixar bu konuda oldukça başarılı bir stüdyo.”Hem yetişkinlere hem çocuklara” işini başarıyla kotarıyor ve bu başarı da onlara ödül olarak dönüyor.Ancak bu ayarda gitmeyen stüdyolar da mevcut.Mesela Disney.Efsanevi animasyon stüdyosu hala çağa ayak uydurabilmiş değil.O yüzden de Disney’in yaptığı animasyonlar sömestrda sinemalara gelen çocuk filmleri olmaktan öteye geçemiyor.Bir gün onlar da bu animasyon işin de şeytanın bacağını kırıp herkese yönelik bir şey yapabilecekler mi merak ediyorum.Tabi böyle bir amaçları olmayadabilir, bilemeyeceğim.Gelelim konumuza.Disney’in bu seneki animasyon üretimi olan, ünlü bir masaldan sinemaya uyarlanan The Princess and The Frog‘a…

The Princess and The Frog hakikaten de bildiğimiz prenses öpünce kurbağadan prense dönüşme hikayesini anlatan bir masal.Ama işin içine çok daha farklı karakterler konulup başka bir yüze büründürülmüş.Tiana adlı kızımız küçüklüğünden beri babasının en büyük hayali olan “Tiana’s Place” adlı bir restaurant açma hayalleri kuruyor ve bunun içinde fazlasıyla çalışıyor.Günde iki hatta üç mesai yaparak restaurant’ı için para biriktirmeye çalışıyor.Bir gün annesinin çalıştığı evin kızı onu kendi düzenlediği baloya davet ediyor.Baloya da Prens Naveen adında, evin kızının evlenmek istediği bir prens davetli.Aradaki olayların detaylarını atlayarak mevzuya geliyorum.Tiana kızımız yıldızlara bakarak dilek dilerken karşısına bir kurbağa çıkıyor.Kurbağa konuşmaya başlıyor ve sonrasında da akıllarına ünlü kurbağa prens masalı geliyor.Tiana’dan onu öpmesini istiyor.Ancak Tiana kurbağayı öpünce kurbağa prense dönüşmek yerine, Tiana kurbağaya dönüşüyor.

Senaryo açısından bana kalırsa hiç sıkıntı çekilmemiş ve ortaya yaratıcı bir materyal çıkarılmış.Tiana’nın siyahi bir kız olması da Disney’in yaşadığı devrimin en büyük göstergesi.Sapına kadar milliyetçi Amerikalılarla dolu bir şirket olan Disney’in ilk siyahi baş karakteri de Tiana’ymış zaten.The Princess and The Frog‘un bir başka ekstrası ise Disney’in oldukça sevdiği bir tür olan müzikal halinde olması.Tam olarak müzikal olmasa da, tipik Disney filmleri gibi film bol şarkılı, bol çengili.Ancak başta da belirttiğim gibi The Princess and The Frog yetişkinlere hitap eden bir film olamamış.İzlerken hep “Tam çocuk işi.” diye düşünmeden edemedim.Bu yüzden de Ron Clements, John Musker ve Rob Edwards‘dan oluşan senarist ekibe söylecek çok sözüm var.Olmamış, olmamış, olmamış…

Filmin yönetmenleri ise aynı zamanda senaryoyu yazan Ron Clements ile John Musker.Clements ve Musker‘ı ise pek çok Disney animasyonundan tanıyoruz zaten.Aladdin, Hercules, The Little Mermaid ve Treasure Planet filmleri hatırlamanıza yardımcı olur sanırım.Bir şekilde Clements ve Musker ikilisinin başarılı sayılabileceği kesin.Ancak benim beklentilerimle filmin uzaktan yakından alakası yok! Bu da tabi filmin gözümdeki başarısını oldukça düşüyor.Bana kalırsa En İyi Animasyon kategorisinde yer alan Up ve Fantastic Mr. Fox ile boy ölçüşemeyecek kadar sıradan bir animasyon The Princess and The Frog.

Müzikal yanından bahsedersek…Dinleyeceğiniz tüm şarkıların sanki daha önce başka bir müzikalde dinlemişsiniz hissi yaratacağını önceden belirteyim.Oscar’a aday olan Down in New Orleans ve Almost There parçaları pek de başarılı değil.Filmdeki çoğu şey gibi sıradan olmaktan öteye gidememişler ne yazık ki.

Sonuca gelirsek…Animasyon severler için önerebileceğim bir yapım değil The Princess and The Frog.Belki etraftaki küçük çocuklara izletmek için başında durabilirsiniz, o kadar.Ben beğenmedim.

[C]

Oscar Karnesi
En İyi Özgün Şarkı (“Almost There”)
En İyi Özgün Şarkı (“Down in New Orleans”)
En İyi Animasyon

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir