Coraline

Coraline

Konuya Tim Burton‘ın harikulade Corpse Bride‘ıyla girmek istiyorum.Benim favori animasyonlarımdan biri olan Corpse Bride, her ne kadar aynı oranda nefret ettiğim gotik akımının öğelerini fazlasıyla barındırsa da harikulade bir filmdi.Filmin çekim tekniği ise bir türlü akıl sır erdiremediğim stop-motion.The Nightmare Before Christmas‘da da kullanılan stop-motion tekniği kesinlikle kendine has bir dünya yaratıyor ve insanı daha farklı bir sinemasal anlatıma sürüklüyor.Zaten bana kalırsa, sırf bu sebepten stop-motion ile çekilen animasyonlar başka bir tür oluşurup o tür içerisinde değerlendirilmeli.Tabi çekimi oldukça meşakkatli olan bu türde fazla örnek de izleyemiyoruz.Peki stop-motion’ın son harikası olan Coraline nasıl? Öncelikle konuyu her ne kadar Corpse Bride ve Nightmare Before Christmas ile girmiş olsam da Coraline bu ikisinden daha farklı bir yerde duruyor.O iki filmin arasında akrabalıktan, Coraline‘ın hiçbir şekilde nasibini almadığını söyleyebilirim.Tek ortak noktaları çekim teknikleri.

Coraline ilgisiz anne ve babasıyla taşındıkları yeni evde, bir kapı buluyor.Ve o kapıdan geçtikten sonra da herşeyin mükemmel olduğu alternatif bir evrenle tanışıyor.İlk başta buraya gitmekten oldukça mutlu olan Coraline, daha sonra ödemesi gereken bedelleri öğrenince aslında herşeyin göründüğü kadar toz pembe olmadığının farkına varıyor.İşte burada gözlere dikilen düğmeler, gerçek annesinin asla yapmadığı lezzetli yemekler ve alternatif evrendeki babasının ilgi gösterileri Coraline‘ın aklını çelen şeyler oluyor.

Neil Gaiman‘ın hikayesinden Henry Selick tarafından sinemaya uyarlanmış yapım bu sene En İyi Animasyon dalında Oscar’a aday oldu.Ve düşününcü belki de Fantastic Mr. Fox ve Up‘dan sonra ödülü hak eden yegane isim.The Princess and the Frog‘un geri kafalı Disney hikayesinden bahsetmiyorum bile.Kısacası Coraline‘ın başarılı olduğu açık ve net.Henry Selick‘in de bu durumda başarıyı sağlayan tek isim olduğunu görmezden gelmemek gerek.Çünkü kendisi hem senaryoyu kaleme alıp, hem de filmin yönetmenliğini üstlenmiş.Ayrıca filmin ilk üç boyutlu stop-motion film olması da Coraline‘ın hanesine bir başka artı katıyor.Her ne kadar üç boyutlu filmleri yapay bulsalar da Coraline bunu söyleyenlerin yüzünü kara çıkaracak cinsten.2 yıllık ön prodüksiyon aşaması ve 18 aylık çekim süresinden sonra Selick için kötü bir söz sarf etmem mümkün değil zaten.

Filmin seslendirme kadrosu da oldukça renkli.Dakota Fanning, Teri Hatcher ve Ian McShane‘den oluşan seslendirme ekibi bir animasyon için oldukça önemli olduğuna inandığım kısmı iyi halletmiş.Tabi tüm bu başarının yanı sıra animasyondan müzikale, müzikalden bir başka türe atlayan Coraline‘da hissedilir bir kopukluk mevcut.Bu da filme vereceğim puanı epey etkiliyor.Ne olduğunu tam olarak adlandıramadığım bu eksiklik de çoğunluğun yanı sıra filmden bazı bazı sıkılmama sebep oldu.Ki bunu animasyon seven bir insan söylüyor, emin olabilirsiniz.

Sonuca gelirsek…Bir animasyon için eleştiri yazmanının güçlüğünü fena halde bildiğimden lafı daha fazla dolandıramıyorum.Evet, Coraline oldukça başarılı.Bu sene izlediğim en iyi üçüncü animasyon diyebilirim(şimdilik).Ancak beni aşırı etkileyip, çarpıcı bir durum yaratmadı.O yüzden de puandan epey bir kesinti yapıyorum.

[B]

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College’a başladı. Şimdi de University College London’da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir