Invictus

Invictus

Şundan bir üç-dört sene öncesine gitsek ve bana “Clint Eastwood‘u sever misin?” diye sorsanız büyük ihtimalle saatlerce sevmediğime dair cümleler kurar, Eastwood‘dan nefret ettiğimi anlatırdım.Ancak geçen zaman ve büyüyen yaşımla beraber Eastwood‘u fazlasıyla sevmeye başladım.Özellikle geçen seneki Gran Torino kendisine olan saygı ve sevgimin kat kat artmasına sebep oldu.Mystic River, Million Dollar Baby ve Changeling gibi son dönem işlerini de izleyip beğenince Eastwood‘a karşı kayıtsız kalmam mümkün olmadı tabi.Belki şu an favori yönetmenler listemde ilk 5’e girebilecek durumda, o kadar söyleyeyim.Tabi bir yönetmeni böylesine sevince insan o yönetmenin yeni filmini izleyeceği zaman fazlasıyla heyecanlanıyor.Her Wes Anderson filmindeki “Acaba şimdi ne olacak?” bakışlarımı görmenizi isterdim mesela.Ancak Eastwood bu sefer beni hayal kırıklığına uğratmayı tercih edip, “İşte ben büyük bir filmin.Nelson Mandela’yı da anlatıyorum.Hadi hepiniz beni izleyin, Morgan‘a da ödül verin.” tadındaki Invictus olmamış.

Invictus, Güney Afrika’nın efsanevi lideri Nelson Mandela’nın hayatından bir kesit sunuyor.Hapisten çıktıktan sonra dünyaya Afrika’yı kanıtlamak için rugbee takımının şampiyon olmasını isteyen Mandela, bu isteği için takımın kaptanı Francois Pienaar’la bile özel olarak görüşüyor.”Sonrası ise filmde devam ediyor.” şeklinde bir cümleyi gerçekten kurmak isterdim, ama hayır devam etmiyor.Koskoca Mandela tek bir rugbee safsatasıyla anlatılıyor.Şampiyona sona erdiğinde film de bitiyor.E o zaman nerede bu filmin sıradan bir rugbee filminden farkı? Sadece Eastwood‘un ve oyuncuların ismi mi kullanılmaya çalışılıyor yoksa?

Bu sene Sherlock Holmes‘un da senaryosuna imza atan Anthony Peckham bana kalırsa Invictus‘un materyali konusunda fena çuvallamış.Beklediğim büyüleyici atmosferi, o etkileyici temayı asla alamadım.Aslında Morgan Freeman‘ın her ağzını açışında seyirciyi etkilemek isteyen diyaloglar olmuyor değil.Ama etkilemiyor işte, başaramamışsınız.En az Amelia kadar başarısız bir biyografi olmuş.Hatta büyük cümleler kurmak gerekirse, Eastwood‘un 2000’li yıllarındaki yönetmenlik kariyerinde en zayıf halka Invictus.

Clint Eastwood gibi Akademi tarafından fazlasıyla sevilen bir yönetmenin bu sene Oscar’da kendine fazla yer bulamamasına şaşırmamak lazım.Çünkü karşımızda The Blind Side ve Amelia‘nın formüllerini kullanan sıradan bir biyografi var.The Blind Side‘daki gibi olay spor üzerinden ilerliyor.Amelia gibi Hilary Swank yerine Morgan Freeman‘ın sesi kullanarak, güya etkileyici olması gereken cümlelerle film süsleniyor.Peki ben yer miyim? Hayır.Aslında filmi de çok küçümsemek istemiyorum, ama beklediğimle hakikaten alakası yoktu.2 saat 20 dakikalık bir işkence haline dönüştü film benim için.Çoğu yerinde sıkıldım ve bırakmak istedim.Sonunu da hiç mi hiç merak etmedim!

Gelelim oyunculara…Morgan Freeman ve Matt Damon filmin Oscar adayı olmuş iki oyuncusu.Ki ikisi dışında da bahsedilecek herhangi bir isim yok filmde.Aday oldukları dallardan ilerlersem…Erkek oyuncu kategorisinde Freeman dışında sadece Clooney ve Renner‘ı izledim.Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim, ikisi de Freeman‘dan daha iyiydi.Kimsenin anlattığına inanmayın ve Morgan Freeman‘ın bu filmde harikalar yarattığı yalanına kanmayın.Bana kalırsa Million Dollar Baby‘deki performansı bile, buradaki Mandela rolünü katlayabilecek nitelikteydi.Matt Damon‘a gelirsek…Evet, belki kariyerinin en iyi işlerinden birini sergiledi Damon.Ancak yardımcı erkek oyuncu adaylarına baktığımda(sadece Christopher Plummer‘ı izlemedim), Damon aralarında en zayıfı.Ve yine bana göre, Damon çoğunluğunun söylediği gibi Freeman‘ın altında ezilmemiş.Aksine Matt Damon, Morgan Freeman‘dan daha izlenesi bir performans sergilemiş!

Invictus‘a genel olarak göz attığımda sıradan bir film görüyorum.Hatta yönetmeni Clint Eastwood olmasa puanını daha da aşağı çekebilirdim.En İyi Film 10’una giremediği için ben de diğerleri gibi şaşırdım, ama Akademi’nin hakkı varmış.The Blind Side kesinlikle Invictus‘dan daha iyiymiş.

[C+]

Oscar Karnesi
En İyi Erkek Oyuncu (Morgan Freeman)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Matt Damon)

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College’a başladı. Şimdi de University College London’da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir