In The Loop

In The Loop

Oscar adayı filmlerimin eleştirilerime hala devam ediyorum.Ne yazık ki Precious, The Last Station, A Single Man ve Crazy Heart‘ı hala izleyemedim.Ancak eleştirisini yazmadığım birkaç aday film daha mevcut ve onları da pazar gününden önce halletmek istiyorum.Bu gereksiz muhabbetimden sonra asıl konuya geçelim…

Her sene olduğu gibi bu sene de senaryo dallarında hem beklenen hem de beklenmeyen bir süpriz oldu.Öncesinde neden hem beklenen hem beklenmeyen olduğuna değinelim.Beklenen oluyor çünkü o senaryo hakikaten iyi oluyor.Daha önceki törenlerden ya da eleştirmen ödüllerinden birinde ismi öne çıkıyor ve siz de o filme olabilir gözüyle bakıyorsunuz.Beklenmeyen olma kısmına gelirsek.Beklenmeyen oluyor, çünkü o ismi öne çıkan filmin aslında aday olacak kadar bilindiği ihtimaline inanamıyorsunuz.Zor deyip geçiştiriyor ve filmin aday olma ihtimaline düşük diye bakıyorsunuz.Geçen sene bu In Bruges ve Frozen River‘ın başına geldi.Bu sene ise aynı durumu The Messenger ve In The Loop‘da görüyoruz.Peki bunlar hak edilmemiş adaylıklar mı? Asla.The Messenger her ne kadar benim kişisel favoriler listeme giremese de özellikle In The Loop için oldukça güzel eleştiriler yapabilir ve adaylığını kesinlikle destekleyebilirim.Nitekim Oscar sonrasında tüm aday olma potansiyeline sahip filmleri izledikten sonra kendi ödüllerimin adaylarını da açıklayacağım.Orada In The Loop‘u görmeniz olası.

In the Loop İngiltere ve ABD başkanları arasındaki küçük bir çatışmayı anlatıyor.Savaşın iyi bir şey olup olmadığı hakkındaki bu tartışma tüm komedi ve doğal yaşam unsurlarını içine alarak beyazperdeye aktarılmış.Absürdlüğün komedi olabileceğine pek inanmayan biri olarak, In the Loop‘daki çoğu absürd duruma güldüm.Kahkalarla mı? Elbette hayır.Ama filmin amacı da izleyiciye kahkaha attırmak değil zaten.

Jesse Armstrong, Simon Blackwell, Armando Iannucci ve Tony Roche‘dan oluşan senarist ekip daha önce İngiltere’de pek çok dizinin yazarlığını beraber yapmış isimler.Oscar’a da aday olan bu dörtlü kesinlikle iyi bir iş kotarmış.Çok dikkat çekici siyasi alt metinler ya da dokunduran hicivler yok.Ancak sıradan ve komik bir eleştiri var.”Hepsi aptal, hepsi problemli.” filmin tek cümlesi bana kalırsa.Yoksa film siyasi mesajlara sahip diye izlemeye kalkmayın.Abartılacak, ya da baş yaracak bir mesaj yok.Mesaj olmadığı gibi öyle bir kaygı da yok.Ki bu da In the Loop‘u benim için izlenilebilir kılıyor.

In The Loop‘un yönetmeni aynı zamanda senaryoyu da yazan Armando Iannucci.Daha önce birkaç komedi dizisinin yönetmenliğini yapmış olan Iannucci‘nin ilk beyazperde deneyimi bu film.İzlediğinizde de çok kolay anlayacağanız üzere Iannucci‘nin televizyon kökenli olduğu bariz bir şekilde anlaşılıyor.Bu da filmi başarılı yapan etkenlerden biri olmuş yalnız.Sanmayın ki şikayet ediyorum.Uzun bir komedi dizisi izliyormuşum izlenimi yarattı bende.Emin olun birkaç bölümü olsa, onları da izlerdim.

Oyuncu kadrosunda da tanıdık çok isim yok.Tom Hallander gördüğünüzde tanıdık gelen, ancak isim olarak bilmediğimiz bir aktör.Peter Capaldi‘yi de İngiliz izleyici dışında bilen çok insan yoktur bana kalırsa.Kendisinin 93’te En İyi Kısa Film Oscar’ı aldığını da ekleyelim.Gina McKee de İngiliz televizyonlarında fazlasıyla çalışmış, In The Loop‘da yer alan bir başka oyuncu.Ana kadrodan bildiğimiz tek insan ise James Gandolfini.Bunun dışında Chris Addison, Anna Chlumsky ve Mimi Kennedy ekipten ilgimi çeken diğer isimler.Özellikle Chlumsky‘nin Anna Kendrick‘i hatırlattığını ve Kendrick‘den kat kat daha iyi olduğunu eklemek istiyorum.

Lafı daha fazla dolandırmadan sonuca gelirsek…Ben In The Loop‘u sıfır beklentiyle izledim ve beklediğimden çok çok daha iyi bir filmle karşılaştım.Herkese hitap eden bir film olmadığı kesin, ancak bana kalırsa izlenmeli.Uyarlama senaryo dalında olmayı fazlasıyla hak ediyor.Peter Capaldi‘nin de aday olmasını isterdim, o ayrı.

[B]

Oscar Karnesi
En İyi Uyarlama Senaryo

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir