The Imaginarium of Dr Parnassus

The Imaginarium of Dr Parnassus

Geçtiğimiz sene kuşkusuz en çok konuşulan filmlerden biriydi The Dark Knight.Batman’in hikayesini devam ettiren yönetmen Christopher Nolan gişe başarısı ve aynı zamanda eleştirmenlerin tam puanlarını alarak nasıl film yapılabileceğini cümle aleme kanıtladı.The Dark Knight 2000’li yılların en iyi filmlerinden biri oldu.Imdb’nin kıdemli top 250 listesine 3. sıradan giriş yaptı.Tüm bunların üzerine herkes The Dark Knight‘ın En İyi Film ve En İyi Yönetmen gibi iki önemli Oscar dalına aday olmasını bekledi, ancak tüm bu şaşaya rağmen bu mümkün olmadı.Film yine de bu tarzın oldukça şanssız olduğu yarışta 8 dalda Oscar adayı oldu.8 adaylığından ise ancak 2’sinde ödüle kavuşabildi The Dark Knight.Bunlardan biri En İyi Ses Kurgusu, diğeri ise geçtiğimiz sene kaybettiğimiz Heath Ledger‘a verilen En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülüydü.Ledger geçen sene Oscar dışında Altın Küre, BAFTA ve SAG’yi de alarak resmen harikalar yarattı.Neredeyse tüm eleştirmen birlikleri ödüllerini Heath‘e verdiler.Gerçi Brokeback Mountain ile verilmeyen ödüllerin bir nevi telafisiydi bu.Çoğunluk öldüğünden dolayı bu kadar ödül aldığını düşündü.Bana kalırsa Heath Ledger geçen senenin en çarpıcı, en iyi, en başarılı performansını sergiledi.Ne kadar harika bir aktör olduğunu gittikten sonra bir kez daha ispat etti.Şimdi ise Heath Ledger‘ın gerçek anlamda son filmi olan The Imaginarium of Dr Parnassus gündemde.

Doctor Parnassus her dakikasından hayal gücü akan, birazcık Alice in Wonderland‘i hatırlatan bir film.Gezici tiyatronun başındaki Dr Parnassus şeytanla anlaşma yaparak ölümsüzlüğü elde etmiş, ancak herşeyin bir karşılığı olduğu gibi şeytanda ona bu ölümsüzlüğü karşılıksız vermemiş.Bu tiyatroda insanları hayal dünyalarına götüren Dr Parnassus’a yolculuğunda eşlik eden renkli karakterler de cabası.

Hikayeyi şöyle bir anlatmak istediğinizde açıkçası The Imaginarium of Dr Parnassus‘dan parlak bir sonuç elde etmek mümkün değil.Çoğu şeyin anlamı ve karşılığı yok.Sadece filmi izliyor, görselliği beğeniyor, birkaç saat içerisinde de olanı biteni unutuyorsunuz.Bu değişik senaryonun yazarları ise daha önce Oscar’a aday olmuş olan Charles McKeown ve ünlü İngiliz yönetmen-yazar Terry Gilliam.

Twelve Monkeys‘den beri hala eski ününe kavuşamayan Terry Gilliam filmin aynı zamanda yönetmeni.O masalsı, hayal ürünü dünyanın yansıtılmasında hiçbir problem olduğu söylenemez.Ancak senaryonun bir yere varmayan halleri filmi sıkıcı kılmış.İzlerken filmden boğuluyor ve “Hadi artık bitsin bu karmaşa!” diyorsunuz.Kısacası kafasının oldukça karmaşık ve bulanık olduğunu düşündüğüm Gilliam yine çuvallamış durumda.Filmin çocuklara ithafen yapıldığını düşünüp, bazı şeyleri görmezden gelmeyi deniyorum olmuyor.Çünkü çocuklar için olamayacak kadar ağır, sıkıcı ve anlamsız.

Dr Parnassus’un bu iç açmayan hikayesinde ise oyuncular kesinlikle başarılı performanslar sergilemişler.Heath Ledger çok efor sarf etmesini gerektirmeyen Tony’ye çoğu oyuncunun katamayacağı rengi katmış.Christopher Plummer filmin en deneyimli ve kesinlikle en başarılı ismi.Eğer bir kişiden bahsedilecekse, o da Plummer bu filmde.Bunun dışında tanıdık bir yüz olan ama daha önce hiç izlemediğim Lily Cole var.Bu kızı daha çok göreceğiz gibi bir his var içimde.Tom Waits de şeytan olarak karşımızda.Müzisyen kimliğinin yanında kendisini oyuncu olarak da izlemek keyifliydi doğrusu.

Heath Ledger‘ın ölümüyle yarıda kesilen çekimlerin devamında ise Ledger‘ın rolünü üç önemli aktör tamamlamış.Bunlardan birincisi Johnny Depp.Üç aktör arasında en az rolü olan o olsa da Depp yine o klasik renkli portreyi yakalamış.Zaten Ledger‘ın üslübunu Johnny Depp‘e fazlasıyla benzettiğimden bence olmuş.Bir diğeri ise Jude Law.Kendisini çok sevmeme rağmen sanki bu filmde olmasa olurmuş izlenimine kapıldım.Oldukça şaşkın ve yama gibi duruyordu.Colin Farrell ise üçü arasında en uzun gözükeniydi.En az Law kadar şaşkındı o da.Filmin karikatürize haliyle hikayenin yaratmaya çalıştığı mantığı ortak bir noktada buluşturamamış gibiydiler.

Kısa kesip sadede gelirsek…The Imaginarium of Dr Parnassus iyi bir film değildi.Kostümler, özel efektler ve birkaç teknik eklenti dışarısında kayıp 2 saat gibiydi benim için.Sadece oyuncuları için izledim.Notumu da sırf bu birkaç iyi şeye veriyorum.

[C]

Oscar Karnesi
En İyi Sanat Yönetimi
En İyi Kostüm Tasarımı

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir