Amelia

Amelia

Son bir aydır izlediğim pek çok film olmasına rağmen, Oscar adayı olmadığı müddetçe eleştirilerini siteye yazmadım.O yüzden bugünden itibaren Oscar adayı olmamasına rağmen izleyip de eleştiremediğim filmler hakkında yazılarıma başlıyorum.İlk durağımız ise vizyona girmeden önce Oscar’a aday olmasını beklenen bir biyografi.

Amerikalı yazarların en sevdiği şey başarılı kadınların ya da erkeklerin roman yapılmış hayat hikayelerini alıp sinemaya uyarlamak.Bunu o kadar çok seviyorlar ki her sene en az bir düzine biyografik yapım izliyoruz.Özellikle bu biyografiler Oscar mevsiminde piyasaya çıkıyor ve çoğu da oldukça iyi oluyor.Mesela bu sene izlediğimiz The Blind Side, Invictus, Julie & Julia, Coco Before Chanel ve Public Enemies hiç de fena filmler değildi.Tamam Invictus‘ın bir Clint Eastwood filmi için vasat olduğu gerçeğini saklayacak değilim, ama berbattı dersem de yalan söyleyemem.Public Enemies ise kesinlikle bu yıl izlediğim en iyi filmlerden biriydi.Ama şimdi üzerine konuşacağım Amelia ise daha çok The Soloist kıvamında, kötü bir filmdi.

Pasifik’i uçakla geçen ilk pilot(ya da kadın emin değilim) olma başarısını gösteren Amelia Earhart’ın hikayesi anlatılıyor filmde.Filmi Amelia hakkındaki bir romandan uyarlayan isimler ise oldukça tanıdık.Birisi Rain Man‘in senaryosuyla Oscar alan, benim favori filmlerimden Mozart and the Whale‘in yazarı Ronald Bass.Diğeri ise Gorillas in the Mist: The Story of Dian Fossey‘nin senaryosuyla Oscar’a aday olan en son Girl Interrupted‘daki kalemiyle karşımıza çıkan Anna Hamilton Phelan.Peki bu iki başarılı yazar bir araya gelince ne olmuş? Yüzyılın felaketi! 2009’un en iç sıkıcı filmi! Amelia “Ben bir biyografiyim ve bakın herşeyi de nasıl başarıyorum.” diyen hikayesiyle eksi notların hepsini almayı hak ediyor.Çok çok kötü…

Sınıf atladığından beri kendi ülkesinde ürettiği filmlerin kalitesini bir türlü yakalayamayan yönetmen Mira Nair ise geçişlerde kullandığı bulut efektleriyle bana Mahsun Kırmızıgül‘ün dar vizyonunu hatırlattı.Bence ikisi oldukça iyi anlaşabilirler.Biri zaman aşımını ekranı karartarak anlatıyor.Diğeri ise sürekli bulut göstererek.Belki ortak bir noktada buluşup, mavi bir arka planla beraber film çekebilirler.Bizim izleyicimiz sayesinde de gişede başarılı olacaklarını garantisini veriyorum.

Geldim kadroya.Million Dollar Baby ve Boys Don’t Cry ile iki kere Oscar’a ulaşan aktris Hilary Swank bu filmde kesin Oscar için oynamış; ama kendini o kadar kasmış ki her sahnesinden yapaylık akıyor.Makyajı da olmasa zaten Amelia Earhart’ın Hilary Swank‘in dişli hali olduğuna inanacaktım.Bir de üçüncü Oscar’ının yolda olduğunu tahmin ediyorduk filmi izlemeden önce.Ne safmışız.Filmin bir diğer başrolü ise Richard Gere.Tonlarca ikinci sınıf filmle dolu kariyerinde bir türlü fark edilemeyen Gere, bu filmde yeteneksiz olduğunu düşünenleri haklı çıkaracak cinsten bir performans sergilemiş.Nasıl Ahududu’ya aday olamadı anlamadım.Halbuki Richard Gere daha önceki vasat filmlerinde kullandığı mimiklerin aynısını kullanarak, bu filmde de cepten yiyiyordu.Benim asıl üzüldüğüm ise favori aktörlerimden biri olan Ewan McGregor‘ın bu filmde yer alarak bu rezilliğe katılmış olması oldu.Bu isimlerin dışında Across the Universe‘den hatırlayacağınız Joe Anderson ve Alice In Wonderland‘de izlediğimiz Mia Wasikowska filmin diğer oyuncuları.

Amelia tam anlamıyla bir felaket.Baştan savma bir Renee Zellweger filmi kadar sıkıcı ve Hilary Swank‘den nefret etmek için başlı başına bir sebep.Notumun sizi bu filmden uzak tutmasını umut ediyorum.

[F]

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir