Crazy Heart

Crazy Heart

Geçen senenin En İyi Erkek Oyuncu yarışı hala aklımda.Beş adayı da çok net hatırlıyorum.Biri yıllar boyu başarılı filmlerle devam eden, karakter oyunculuğunun ön planda olduğu bir kariyerdi.Richard Jenkins, The Visitor ile filmografisindeki sayılı başrollerden birini oynamıştı ve aday oldu.Bir diğeri The Curious Case of Benjamin Button ile senenin en çok konuşulan filminde yer alan Brad Pitt‘ti.Tabi arkasına aldığı teknoloji desteğiyle, oyunculuğunun ne derece iyi olduğu fazlasıyla tartışıldı.Bir tiyatro oyunundan sinemaya uyarlanan Frost/Nixon‘daki benzersiz Richard Nixon portresiyle Frank Langella da beş aday arasındaydı.Ancak geriye kalan iki aday arasında yarış fazlasıyla rekabetliydi.Birincisi The Wrestler ile resmen kariyerini dirilten Mickey Rourke.Diğeri ise Hollywood’un en özel aktörlerinden biri olan Sean Penn.SAG Penn‘e, BAFTA ve Altın Küre Rourke‘a derken Oscar da Sean Penn‘in Milk‘deki Harvey Milk rolüne gitti.Peki konuyu nereye getiriyorum? Bu sene Mickey Rourke‘un geçen seneki rolüne çok benzeyen bir karakterle Jeff Bridges Oscar aldı ve Mickey Rourke‘a verilmeyen ödül bir nevi Bridges‘a gitmiş oldu.Gerçi beşinci adaylığını almış bir aktörün ödülü sırf bu sebeple aldığını söylemek külliyen yalan olur.Derinlemesine konuşalım en iyisi Bridges‘ın Oscar aldığı Crazy Heart‘ı…

Thomas Cobb‘un romanından beyazperdeye uyarlanan Crazy Heart, Bad Blake adında bir country yıldızının hayatından bir kesite odaklanıyor.Eskiden çok daha ünlü olan, ancak şimdilerde küçük barlarda çalmaya başlayan Bad Blake’in eğittiği Tommy bile Bad’in şöhretini solluyor.Peki bunun dışında ne var? Bad’in kısa bir gönül macerası, sağlık problemleri, fazlasıyla country şarkı ve bu kadar.En İyi Film adayı olmasını bekleyenler için koca bir soru işareti bana kalırsa.

Hollywood’da küçük roller kapan bir aktör olan Scott Cooper filmin hem yönetmeni hem de senaristi.Crazy Heart onun ilk yönetmenlik denemesi, ki bir ilk için oldukça iyi bir yönetmenliği olduğunu söyleyebilirim.Ancak senarist kimliği tartışmaya açık.Tabi ben bu konuda Cooper‘ı suçlamak yerine, materyali aforoz etmeyi tercih ediyorum.Eğer Crazy Heart‘tan sıkılmamın bir sebebi varsa o da metnin hiçbir şey yapmayı denemeyerek seyirciyi etkileme çabası.Hatta filmde etkilendiğim tek sahnenin final olduğunu söyleyebilirim.Onun dışındaki tüm sahnelerde başka şeylerle oyalanmak istedim, ki bu da koca 2 saatin benim için bir ızdırap olmasına sebebiyet verdi.

Senaryonun tüm sıkıcılığına karşın Jeff Bridges oldukça iyi bir performans sergilemiş.Peki bu yılın en iyisi mi? Hiç sanmıyorum.Bence Oscar Jeff Bridges‘a artık sırası geldiği için gitti.Yoksa Crazy Heart‘ta ahım şahım bir rol göremedim ben.Hala A Single Man‘i izlememiş biri olarak şunu söylebilirim, bu senenin En İyi Erkek Oyuncu adaylarından ödülü hak eden isim George Clooney‘di.Ondan sonra ise Jeremy Renner.Crazy Heart‘taki Bad Blake rolüyle Jeff Bridges‘ı ancak üçüncü sıraya koyabiliyorum.Filmin bir diğer Oscar adayıl yıldızı Maggie Gyllenhaal ise oldukça yalın bir performansla karşımızda.Normalde abartılı oyunculukları seven Akademi’nin Maggie’yi bu rolüyle aday etmiş olması oldukça düşündürücü.Umut vaat etmeye başladılar artık.Crazy Heart‘ın ilgi çeken bir diğer ismi ise Colin Farrell.Her ne kadar tüm filmlerinde benzer karakterleri canlandırsa da ben Farrell‘in oyunculuğunu fena halde sevmeye başladım.Eğer düzgün işlerde oynamaya devam ederse bence o da bir gün Oscarlanabilir, mümkün.Filmin son yıldızı ise Robert Duvall.Kısa rolü için söyleyecek birşeyim yok, filme renk katmış diyebilirim ancak.

Crazy Heart‘a En İyi Özgün Şarkı ödülünü getiren “The Weary Kind” şarkısı dışında film hakkında söyleyebileceğim olumlu cümlelerim çok yok.Jeff Bridges‘ın sırası gelmişti ve bu film de bir bahane oldu.Meraklısı izlesin diyorum.

[B-]

Oscar Karnesi
En İyi Erkek Oyuncu (Jeff Bridges)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Maggie Gyllenhaal)
En İyi Özgün Şarkı (“The Weary Kind”)

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir