Where The Wild Things Are

Where The Wild Things Are

82. Akademi Ödülleri’nde En İyi Film ödülü The Hurt Locker‘a gitti, evet.Hak etmiş miydi? Belki.Benim için geçen senenin en iyi 10’u arasında mı? Asla! Sizlere daha önce bu sayfalardan kendi ödüllerimi dağıtacağımı söylemiştim.Ancak hala The Last Station ve A Single Man‘i izleyemediğim için dağıtamıyorum ödüllerimi.Ne yazık ki iki filmde sinemalara uğramıyor.İstanbul Film Festivali’nde ikisi de gösterilecekmiş.Tabi vizelerden vakit bulup festivale kim gidecek, bir de o var.Konuyu nereye getirmeye çalışıyorsun diyorsunuzdur büyük ihtimalle.Konuyu getirmeye çalıştığım yer benim için 2009 yapımı filmler arasındaki en iyilerden biri.(500) Days of Summer, The Road, Brothers gibi kişisel favorilerimi ekleyeceğim En İyi Film 10’umda bir filmin daha yerini garantilediğini rahatlıkla söyleyebilirim.Ki o da Where The Wild Things Are.

Maurice Sendak‘ın ünlü çocuk kitabından sinemaya uyarlanan Where The Wild Things Are , Max adında bir çocuğun evden kaçıp ormandaki garip canlılarla arkadaş oluşunu anlatıyor.Sendak‘ın kitabını uyarlayan iki isimden biri Dave Eggers.Kendisi bu sene Away We Go‘da da senarist olarak çalışmıştı.Diğer isim ise bu projenin yaratıcısı Spike Jonze.

Spike Jonze video klip kültüründen gelen bir yönetmen.En ünlü kliplerinden biri, her yerinden zeka fışkıran Weapon of Choice (Fatboy Slim).Yeteneğini, kafasının çalışma şeklini açıklayacak cümlem pek yok.Bu filmin sinemadaki üçüncü yönetmenlik deneyimi oluşu, daha önceki iki filminin Adaptation ve Being John Malkovich gibi modern klasikler olması da cabası.İşini biliyor demek istemiyorum.Bu adam bu işi yapıyor.Bir de üzerine her türlü ödülü hak ediyor! Where The Wild Things Are‘ın Oscar’a aday olmamasına ancak saçmalık diyebiliyorum! Böyle bir olay yok.Anlaşılan Jonze‘un sırası gelmedi.O sıra geldiğinde umarım ödüllere boğulur.Özellikle de Oscar’a!

Spike Jonze hem kalem olarak, hem de kamera alarak burada varlığını hissettirmiş.Filmin hem senaryosundaki hem de yönetmenliğindeki şiirsellik sizi alıp götürüyor.Aslında var olmayan, çocuk filmlerine yönelik canlıları izlerken normal şartlarda sıkılmanız gerekiyor.Ancak bu canavarlar, 21. yüzyılın en yetenekli adamlarından biri tarafından yönetildiyse işte o sıkılma işi pek mümkün olmuyor.Filme her dakikasında daha çok bayılıyor, her anını daha çok beğeniyorsunuz.Geçen sene bende Wall-E‘nin yarattığı etkiyi tekrarlattı adeta.

İşin enteresanı filmi yürüten oyuncu ve seslendirme ekibi de harika.Böylesine mükemmel bir filmin nasıl ödüllendirilmediğini hala anlayamıyorum.Max Records filmin çocuk oyuncusu olarak karşımıza çıkıyor.Çocuk oyuncuların ödüllere aday olması konusunda bende biraz tutucuyumdur.Bu işin deneyimlilere bırakılmasından yanayım.O yüzden Records‘un oyunculuğu üzerine pek düşmeyeceğim.Ama harikaydı, orası ayrı.Filmdeki kısıtlı oyuncu kadrosundan bir diğer isim ise yönetmenin favorilerinden Catherine Keener.Bu kadın da bir gün Oscar’ı alacak eminim.Asıl marifetli olanlar ise kesinlikle seslendirme ekibindeki ünlü isimler.James Gandolfini, Paul Dano, Catherine O’Hara, Forest Whitaker ve Chris Cooper isimleri Where The Wild Things Are‘ı orjinal dilinde izlemeniz için yeterli isimler olacaktır sanırım.Harikalardı, muhteşemlerdi.Eğer seslendirmeyle ilgili önemli bir ödül varsa, kesinlikle hak etmişlerdi!

Where The Wild Things Are‘a sayfalarca methiyeler dizebilirim.Bu yıl izlediğim filmler arasında benim için çok çok özel bir film oldu.İzlemenizi tavsiye etmiyorum, direk “İzleyin!” diyerek emrediyorum.Karen O’nun müziklerinin de fevkaladenin fevkinde olduğunu eklemek isterim.The Oscar Boy, tarihinin ikinci A+ alan filmini gururla sunar…

[A]

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir