Brothers

Brothers

Kimi filmler özellikleri kadroları sebebiyle insanda fena halde merak duygusu uyandırıyor.Her ne kadar He’s Just Not That Into You‘nun elimizde patlayacağını bilsek de o kadaroyu görünce hepimiz meraktan çatlamış ve film gösterime girince de sinema salonlarına üşüşmüştük.Yakın zamanda Valentine’s Day için de aynısı oldu.Gerçi hala izlemedim, ama eminim o da tam bir fiyaskodur.Hoş vakit geçirttikleri kesin de gerisi boş.Aklıma gelen bir başka yıldız kadro ise yine bu seneden bir film, Nine.Geçen seneden beri Nine‘ın kadrosuna bakıp bakıp bunun ancak bir rüya olabileceğini düşünüyordum.Nitekim o harika kadronun kadınlarını ancak bir karede bir arada görebildik.Gerisinde ise Rob Marshall‘ın hava atma amaçlı, gösterişli dans koreografileri vardı.Yani tıpkı diğerleri gibi elimizde patladı.Kötü müydü? Hayır.İyi miydi? Eh işte.Ve geldim asıl konumuza.Bir başka yıldız kadrolu filme, Brothers‘a.

Jim Sheridan‘ın kariyeri hakikaten büyük filmlerle dolu.In America, My Left Foot ve In The Name of the Father öyle yabana atılacak yapımlar değil.Arada The Boxer ve 50 Cent‘in rol aldığı Get Rick or Die Tryin‘i gibi iki kötü filmi yönetmiş olsa da bugüne kadar aldığı 6 Oscar adaylığı vasat projelerini görmezden gelmemize yardımcı oluyor.Son projesi ise savaşa giden eşinin ölüm haberini alan bir kadına odaklanıyor.Ölüm haberinden sonra eşinin kardeşiyle yakınlaşan Gracie, aslında kocasının ölmediğini öğrendikten sonra ise asıl olay zinciri başlıyor.

Bir Danimarka yapımının Hollywood uyarlaması olan Brothers‘ın asıl senaryosunu Susanne Bier ve Anders Thomas Jensen yazmış.Bu versiyonunda ise senaryonun altında David Benioff‘un imzası var.25th Hour, Troy, Stay ve The Kite Runner gibi pek çok başarılı filmin senaristliğini yapan Benioff‘un, Brothers‘daki başarısı ise yoruma açık.Konunun hakikaten ilgi çekici olduğu kesin.Hatta ben filmin fragmanını izlediğim anda vurulmuştum Brothers‘a.Ancak çoğu olay örgüsünün üzerinden çok hızlı geçilmiş.Bu da filme eksi puan olarak geri dönmüş.

Yönetmen Jim Sheridan‘ın ise filmi sanki ikiye böldüğü izlenimine kapıldım.Afganistan’daki sahnelerde , Amerika’daki sahnelerde başka bir yorum oluşturmuş.Ve kesinlikle Amerika’daki hikaye çok çok daha iyi kalmış diğerine göre.İşkence sahneleri öyle amatör geldi ki gözüme, Jim Sheridan‘ın bu iş için Bigelow‘dan ders alması gerektiğini düşündüm.Ki Sheridan‘a olan saygım sonsuzdur.Nitekim trajedi konusunda hakikaten usta bir isim olan Jim Sheridan‘ın sadece filmin dramatik kısımlarıyla ilgilenmesini tercih ederdim.

Gelelim Brothers‘ın asıl cezbedici yanına, kadrosuna.Şu an en çok sevdiğim aktörlerden biri olan Jake Gyllenhaal ve yine çok çok sevdiğim aktrislerden biri Natalie Portman filmin başrollerini paylaşıyor.Üçüncü başrol ise Tobey Maguire‘a ait.Kendisinin büyük bir hayranı olmasam da Portman-Gyllenhaal ikilisinin yanında kim olsa izlerdim zaten.Üçü de bana kalırsa başarılı performanslar sergilemiş.Her ne kadar Altın Küre’ye Tobey Maguire aday olsa da ben bu adaylığı Natalie Portman‘ın daha çok hak ettiğini düşünüyorum.Madem bu filmden biri aday olacaktı, en azından Natalie‘yi aday etseydiniz.Tobey Maguire‘ın performansı diğer asker rollerini düşündükçe oldukça vasat kalıyor.Neyse.Muhteşem ikili ve fena olmayan Tobey‘nin yanında kadroda başka isimler de mevcut.Biri oldukça tanıdık bir yüz olmasına rağmen hiç başrollerde izleyemediğimiz Sam Shepard, diğeri ise bu sene yıldızı parlayan Carey Mulligan.Ne diyebilirim ki? Kadro harika ötesi.

Thomas Newman‘ın enfes müzikleriyle beraber Brothers geçtiğimiz senenin izlenmeye değer ender filmlerinden biriydi.Afganistan’daki öyküyü anlatırken bütünlüğünü kaybetmesi ve yapaylaşması dışında hiçbir problem yoktu.Fazlasıyla sevdim.İzlemenizi öneririm.

[B+]

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir