Everybody’s Fine

Everybody’s Fine

Yıldız kadrolarla ilgili bir önceki yazımda(Brothers) yeteri kadar gevelediğimden konuya oradan giremiyorum.Onun yerine Robert De Niro‘dan bahsetmek istiyorum.Benim kuşağımın kaçırdığı oyunculardan biri olan De Niro her ne kadar kaçırılmış olsa da büyük küçük herkesin saygı duyduğu bir duayen.6 kere Oscar’a aday olup 2’sini eve götürmüş büyük aktör.1975’te The Godfather: Part II ile En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu, 1981’de ise Raging Bull ile En İyi Erkek Oyuncu ödülünü almış.Genelde en iyi performansları yerine, sıralarının gelmelerine bakarak ödül veren Akademi için bu iki tercih oldukça şaşırttı beni.Robert De Niro‘yu bu denli yücelten, resmen De Niro‘yu De Niro yapan filmlerle gelmiş ödül.Ayrıca 77’de Taxi Driver, 79’da The Deer Hunter, 91’de Awakenings ve 92’de Cape Fear ile aday olmuş.92’den beri ise iyi olduğu iki film var, onlar da Analyze This ve Meet the Parents.Ki ikisinin de komedi olduğunu düşününce kariyerinin ne denli değiştiğini anlamak mümkün.Bu sene ise Robert De Niro Oscar şansı olan bir filmle karşımıza çıktı.O film ise geçtiğimiz ay gösterime giren Everybody’s Fine.

Bir İtalyan filminin(Stanno tutti bene) yeniden çevrimi Everybody’s Fine.Özgün senaryosu Massimo De Rita, Tonino Guerra ve Giuseppe Tornatore tarafından yazılan filmin Hollywood versiyonunu ise Kirk Jones kaleme almış.Bundan 4 sene evvel çektiği Nanny McPhee ile ünlenen Jones‘un bildiğimiz başka tanınmış bir projesi yok.Peki Jones ne yapmış?

Film eşini kaybettikten sonra Şükran Günü’nde gelmeyen çocuklarını teker teker ziyaret eden bir babayı anlatıyor.Dört çocuğu olan Frank’in hikayesinin temelinde ise New York’a gittiğinde bulamadığı oğlu David yatıyor.Başlarda oldukça yorucu geçen filmin, özellikle çözüm bölümünde gözyaşlarınıza dur diyemeyeceğiniz kesin.Aşırı mı duygusal? Hayır.Ama insanı etkileyecek kadar var.Tabi filmin sadece son 25 dakikasının iyi olması, senarist Kirk Jones‘un ilk 75 dakikadaki başarısızlığını gölgelemiyor.Hatta sıkılıp filmi bırakmak istediğiniz anlar oldukça fazla olacak, emin olabilirsiniz.Yine de final için izlemeye değer olduğunu düşünüyorum.

Kirk Jones‘un filmde aynı zamanda yönetmen kimliğiyle de karşımızda olduğunu ekleyelim.Bağımsız bir filmmiş gibi yaptığı farklı çekimler, Everybody’s Fine‘ın etkileyici olmasını engellese de çok da göze battığı söylenemez.Tabi çok da yönetmenlik istemeyen ortalama bir aile filmi için yeteri kadar çaba sarf ettiği kesin.

Everybody’s Fine‘ı çekici kılan etken ise kesinlikle kadrosu.Robert De Niro belki yılın en etkileyici performanslarından birini sergilememiş.Ancak kesinlikle iyi ve şanına yaraşı bir iş çıkardığını belirtmek gerek.Çocukları da en az De Niro kadar başarılılar.Kariyeri bu aralar yükselişte olan Drew Barrymore, hala fazla ünlü olmamasını anlayamadığım Sam Rockwell ve Nothing But the Truth‘dan sonra saygımı kazanan Kate Beckinsale, Frank’in çocukları olarak karşımıza çıkıyor.Performanslarından ziyade filmdeki varlıkları bile benim için yeterli olduğundan fazla yorum yapmıyorum.Bir de kısa bir Melissa Leo performansı izledik ki, o da gayet tatlıydı.Diyecek pek söz yok kısacası.

Everybody’s Fine yarı buruk finaliyle geçtiğimiz yılın etkileyici filmlerinden biriydi.Ortalama üstü olarak sınıflandırabiliriz.Paul McCartney‘nin söylediği şarkısıyla Oscar Boy Ödülleri 09’a aday olan filmi izleyip izlememe kararını size bırakıyorum.Eğer kadro sizin için de cazipse, bence bir göz atın.

[B-]

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

2 Yorum

  1. Tolga

    Bana konu olarak biraz About Schmidt’i hatırlattı ve de izlersem Alexander Payne’in o usta işi komedisinin ve de yaşayan en iyi aktör Jack Nicholson’ın gölgesinde kalmasından korktum filmin.

    Yanıt
  2. kimbuadam

    film o kadar kötü geldi ki bana dayanamadım bıraktım, çok kötü bir yönetmenlik vardı, sırf de niro ve kadro için izleyim demiştim ama film onların hatırına bile izlenmiyor, o derece…

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir