Adam

Adam

Uzun zamandır film izleyemiyorum yoğunluktan dolayı.Okulda vizeler, dışarıda ayrı sınavlar, bitirilmesi gereken projeler derken kendime vakit ayıramaz oldum.Arada Lost ve Glee izleyerek sosyalleşmeye çalışıyorum ama illa ki başka bir dert karşıma çıkıyor ve yine kendi zamanımdan çalmak zorunda kalıyorum.Adam‘ı ise neredeyse bir ay önce izledim.Hatta bir aydan bile fazla olabilir.Ama bir türlü eleştirmeye vakit olmadı.Ki yine bir ay evvel izlediğim Antichrist ve Let The Right One In de hala eleştirilmeyi bekliyor.Kısacası yoğunluk sebebiyle The Oscar Boy’u aksatmış bulundum ve bunun için özür dilerim.Umuyorum önümüzdeki günlerde siteyle daha çok ilgilenebilirim.Konumuza dönersek…

Adam, Asperger Sendromu olan bir adamın hikayesini anlatıyor.Adı da Adam.Peki Asperger sendromu ne? Normalde insanlar birbirlerine baktığında söylediklerinde neyi kast ettiğini mimikleriyle anlarız.Yaşını, konumunu insanların dış görünümlerinden çıkarabiliriz.Ama Asperger sendromu olanlarda bunu anlama güçlüğü mevcut ve bu yüzden de insanlarla iletişim konusunda sıkınıtlar çekiyorlar.Film de direk bunun üzerine yoğunlaşıyor.İnsanların neyi kast ettiğini anlamakta oldukça güçlük çeken Adam babasının ölümünden sonra iyice yalnızlaşıyor.Onu tekrar hayata kazandıran kişi ise apartmana yeni taşınan komşusu Beth oluyor.

Filmin yönetmeni ve senaristi Max Mayer‘ın beyazperdedeki ikinci deneyimi Adam.Daha önce Olympia Dukakis‘in rol aldığı Better Living adında bir film çeken Mayer, televizyonda da birkaç işte çalışmış.The West Wing, Alias gibi ünlü dizilerde yönetmenlik koltuğuna oturan Mayer‘in ilk ciddi projesi Adam desek yanlış olmaz.Peki bu ilk sayılabilecek iş de Mayer neler yapmış? Harikalar yarattığı söylenemese de seyirlik bir film çıkardığı kesin.Sundance Film Festivali’nden ödülle dönen filmin kötü olduğunu söylemek yanlış olur zaten.Ama eksik olan filmin ruhu.Aslında seyircinin içine işleyecek bir metin yazılabilecekken herşey çok düz gitmiş.Bir televizyon filmi izliyormuşsunuz gibi bir his yaratıyor insanda.Tabi bu da benim gibi aylardır Adam‘ı bekleyen bir insanda hayal kırıklığı yaratabiliyor.

Filmin güç aldığı isim ise kariyerinin en iyi performansını sergileyen Hugh Dancy.Evening‘den beri takıntılı bir şekilde takip ettiğim Dancy‘nin Claire Danes ile evli olduğunu da ekleyelim.Bu da eleştirimizin magazin kısmı olsun.Kadroda Damages‘dan tanıyabileceğiniz Rose Byrne, The O.C.‘nin Sandy Cohen’i Peter Gallagher ve Oscar adayı bir aktris Amy Irving var.Hugh Dancy‘den iyi olmasınlar ama kadro fena değil.

Belki benim o günki ruhsuzluğumdan ya da gerçekten filmdeki eksiklikten olacak ben Adam‘a ayılıp bayılmadım.Güzel bir filmdi, evet.Tatlı mıydı? Az çok.Ama harika değildi.

[C+]

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir