Antichrist

Antichrist

Kimi zamanlar bazı filmleri nefret edeceğimi bile bile izlemekten kendimi alıkoyamıyorum.Hani izlerim de belki fikrim değişir diye düşünüyorum galiba.Mesela The White Ribbon‘ı bu niyetle izlemiştim.Sonuç hüsran oldu tabi.A Serious Man de öyle.Bana kalırsa yılın en aptalca filmiydi ve hiçbir şey anlatmıyordu! O kadar uyduruktuki uydurukluğunu anlamayan sivrizekalılar filmi yücelte yücelte bir hal oldular.Berbat ötesiydi hatta.Oscar’a aday olduğu için ben Akademi adına utanıyorum.Ve şimdi bir başka duraktayız.Yeni bir “Bu ne rezalet” anı daha.

Antichrist hakkında söylecek pek sözüm yok.Filmin başlangıcında porno sinyalleri veren Antichrist, devamında da cinsel tansiyonu hiç düşürmeden rahatsız edici bir şekilde ilerliyor.Konu ise çocuğunu kaybetmiş bir karı koca üzerine.Ne anlatıyor? Anlamadım, anlayamacağım da galiba…

Filmin senaristi de yönetmeni de Lars von Trier.Dancer in the Dark, Dogville, Manderlay, The Idiots gibi bir filmografiye sahip bir adamdan zaten çok da normal bir film beklemiyordum.Ama Antichrist hakikaten sınırları zorluyor.Bana göre beyazperdeye yakışmayan, rahatsız edici bir film.Lütfen buradan tutucu bir görüşe sahip olduğum çıkarılmasın.Ben sadece bazı şeylerin sınırı olması gerektiği düşüncesindeyim.Ve emin olun Antichrist o sınırları daha ilk dakikadan geçiyor ve hiç güvenli alana geri dönüş yapmıyor!

Tüm bunların yanında oldukça rahatsız edici bulduğum, oyunculuktan asla nasibini almadığını düşündüğüm, ününe bir türlü saygı duyamadığım Charlotte Gainsbourg filmin başrolünde yer alıyor.Willem Dafoe‘nin bu saçmalığa alet olmasına da ayrıca şaşırdım.Filmle ilgili iyi yorumun yok galiba diyebilirsiniz ama bir yandan da yönetmenin bakış açısı da hoşuma gitmedi değil.Özellikle açılış sahnesinde kullanılan müzikten, çocuğun pencereden düşüşüne kadar pek çok şeyin hoşuma gittiği söylenebilir.Tabi araya sıkıştırılmış gereğinden fazla Willem Dafoe temalı sahneleri çıkarırsak…

Pek iyi bir şey söylemediğimden eleştirimi çok kısa kesiyorum.The White Ribbon‘a tercih edeceğim kesin de ayılıp da bayılmadım sonuç olarak.Tamamen vakit kaybı bana kalırsa.Eğer çok izlemek istiyorsanız da sakın ailecek filan izlemeye kalkışmayın.Rahatsız edici ortamlara hiç gerek yok.

[C-]

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir