Terms of Endearment

Terms of Endearment

Ve sonunda finallerim bitti.Finallerin bitmesiyle ne alaka diyebilirsiniz tabi, ama uzun zamandır doğru düzgün film izleyemiyordum. İzleyemeyince eleştiri yapacak film de olmuyordu.Bir de bunun üzerine gelecek senenin Oscarlarıyla ilgili tahminlerimi yapamadım.Çünkü ilgilenecek zamanım yoktu.Ama bugün itibariyle geri dönüşümü gerçekleştiriyorum.Daha önce de böyle geri dönüş yazıları yazmıştım gerçi.Umuyorum bu seferki kesin olur.Zaten ağustos ortasına kadar İstanbul’dayım.Yani zorunlu olarak bir yere kaçamıyorum, malum staj…Neyse biz asıl konumuza gelelim!

Daha önce En İyi Film ödülü almış filmlerle ilgili eleştirilerimi yazacağım demiştim.Seriye Kramer vs Kramer‘la başladım, sonra da Forrest Gump‘ı yazdım.Ve bu yazıları yazarken fark ettiğim şey o zamanlar çok beğenilen bu filmlerin aslında günümüzde yılın en iyileri olamayacak durumda olduğuydu.Mesela Forrest Gump şimdi çekilse, emin olun kimse yüzüne bakmazdı.Çünkü otistik insanların hayatlarıyla ilgili o kadar çok film izledik ki Forrest Gump tüm bunların arasında sıradan bir örnek olarak kalıyor.Tabi o zamanlar için Forrest Gump cesur bir filmdi.Hatta tüm o otistik insanların hayatlarıyla ilgili olan filmlere öncülük etti.Forrest Gump olmasaydı onlar da olmazdı, evet.Ama bu Forrest Gump‘ın zayıf bir film olduğu gerçeğini değiştirmiyor.Şimdiki örneğimiz de kesinlikle dikkate değer bir film.Günümüzün Nancy MeyersNora Ephron filmlerine benzeyen Terms of Endearment‘tan bahsediyorum…

Terms of Endearment merkezine bir anne kızın ilişkisini oturtmuş tatlı bir film esasen.Otoriter bir anneyle, asi kızının ilişkisini kızın çocukluk döneminde ölümüne kadar bizlere aktarıyor.Bu hikaye sırasında da pek çok yan karakter araya girerek, filme renk katıyor ve izlenir bir hale getiriyor.Filmin sloganı da aslında Terms of Endarment‘ı çok güzel özetliyor: Come to laugh, come to cry, come to care, come to terms.

Filmin yönetmeni, senaristi, aynı zamanda prodüktörü olan James L. Brooks ilk çıkışını bu filmle yapmış.Kendisinin filmografisinde daha yakın zamandaki projelere baktığımızda ise As Good As It Gets ve Spanglish gibi iki ayrı kaliteli film de görmek mümkün.Brooks‘a En İyi Film, En İyi Yönetmen ve En İyi Uyarlama Senaryo ödülünü getirmiş Terms of Endearment, ki filmi izlediğinizde bu ödüllerin hepsinin hak edilmiş olduğuna inanıyorsunuz.Tabi 2000’li yıllarda bu tarz romantik komedi kısmı da olan bir filmin ödül almasını beklemek garip olur, o ayrı.

Filmi bu kadar ilgi çekici kılan şey ise kesinlikle harikulade olan oyuncuları, oyunculukları.Başroldeki Shirley MacLaine zaten benim için her zaman bir ilah olmuştur.Onu Bewitched ile tanıyan uyduruk sinema severlerden biri olmadığım için ayrı bir mutluluk duyduğumu da eklemek istiyorum.MacLaine gibi bu filmle Oscar alan bir diğer oyuncu Jack Nicholson da kariyerinin üç Oscar’ından ikincisini nasıl da hak ettiğini göstermiş.Bu kadar naif bir komedi üslubu kaç oyuncu da var hakikaten merak ediyorum.Gerçi bana üçüncü Oscar’ını aldığı As Good As It Gets‘deki halini hatırlattı.Yine de ödülün ona gitmesini eleştirecek filan değilim.Peki bu kadar mı? Hayır elbette.Zamanında Hollywood’un en çok aranan aktrislerinden biri olan Debra Winger, küçük rollerin büyük adamı John Lithgow, usta aktör Danny DeVito ve bu filmdeki halini gördüğünüzde şoka uğrayacağınız Jeff Daniels filmde yer alan diğer isimler.Kadronun oldukça iyi ve dikkat çekici olduğu kesin.

Dediğim gibi Terms of Endearment bugüne göre düşünüldüğünde ödülü alamayacak bir film olsa da benim keyifle izlediğim, çok hoş bir filmdi.Sırf Shirley MacLaine ve Jack Nicholson‘ın beraber oynadıkları sahneler için bile izlenebilir.Ki sırf onun için izleyin demem haksızlık olur.Sonuç: Beğendiğim, keyifliydi, bence izleyin.

[A-]

Oscar Karnesi
*En İyi Film
*En İyi Yönetmen
*En İyi Kadın Oyuncu (Shirley MacLaine)
En İyi Kadın Oyuncu (Debra Winger)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (John Lithgow)
*En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Jack Nicholson)
*En İyi Uyarlama Senaryo
En İyi Kurgu
En İyi Sanat Yönetimi
En İyi Ses
En İyi Özgün Müzik

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College’a başladı. Şimdi de University College London’da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

2 Yorum

  1. Geri İzleme: 83 yılın en iyileri « Oscar Boy

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir