Chloe

Chloe

Tam Türkçe karşılığını bulamadığım “overrated” sözcüğü için gereğinden fazla abartılan demek doğru olur galiba.Overrated filmler dediğimizde aklıma Fight Club, Requiem for a Dream, Eternal Sunshine of the Spotless Mind gelirken overrated yönetmenler listemde ise Ethan & Joel Coen, Bryan Singer ve biraz da Ron Howard mevcut.Nedendir bilmem Eternal Sunshine of the Spotless Mind modern sinemanın en önemli örneklerinden biri olarak gösteriliyor.Halbuki film kafası karışık bir senaristin bir yönetmenin eline tonlarca ünlü oyuncu verilmesiyle ortaya çıkmış belki ortalamanın üzeri sayılabilecek nitelikte.Tek kayda değer içeriği Kate Winslet, gerisi de hikaye.Fight Club ise benim için direk deli saçması.Manasız, sinemayı ne kadar kafa karıştırıcı aksedersek bizi o kadar zeki zannederler mantalitesiyle yapılmış, bana göre yönetmen David Fincher‘ın en sıkıcı işi.Se7en, The Game, Zodiac…Hepsi de Fight Club‘dan kat kat iyi.Abartılan yönetmenlere gelirsek.Aklıma ilk gelen isimler Coen Kardeşler.Bir, bu adamların filmlerinin konusu yok.İki, hani bazısı kafa karıştırmak için simgelerle anlatır çoğu şeyi o da yok.Üç, sanki hepsi Tanzimat döneminde yazılmış senaryolar gibi.Salaklar çok salak, avanaklar çok avanak.Zaten filmde akıllı bir insan bulmak mümkün değil.Herkes ayrı bir garip.Büyük ihtimalle ne kadar basit düşünüyorsun diye eleştirileceğim ama kusura bakmayın dünyanın yarısından fazlası benle aynı fikirde.Coenler‘i sevmeniz sizi daha özel değil, sadece zevksiz yapıyor.İşte bir diğer abartılan yönetmen de Atom Egoyan.Kariyerinde elle tutulur tek bir film dahi çekmemiş bu adamın, nasıl olup da bu kadar başarılı bir yönetmen sayıldığını hala anlamış değilim.

Chloe, Atom Egoyan‘ın son bombası.Cinsel tansiyonu bir dakika olsun düşürmeyen enteresan bir film.Kocasının kendisini aldattığını düşünen bir kadın, eşinin sadakatini sınamak için bir eskort tutuyor.Ama olaylar öyle bir şekilde gelişiyor ki türlü entrikalar ve yalanlar sonucunda kadın kocasını değil, kendi sadakatini sınamış oluyor.

Geçtiğimiz senenin en güzel filmlerinden Coco avant Chanel‘in yazarı Anne Fontaine‘ın hikayesi Nathalie, Hollywood’a uyarlanmış ve ortaya Chloe çıkmış.Secretary‘nin senarist ekibinde yer alan Erin Cressida Wilson ise hikayenin Amerikanlaştırılmış halinin sahibi.Peki durum ne? Orjinal filmi izlemediğimden pek yorum yapamıyorum ama ilginç diyebilirim.Nasıl bir yorum getirsem tam da bilemiyorum, çünkü farklı bir senaryo, farklı bir proje.

Ekip ise oldukça sağlam.Önümüzdeki yıllarda gündemimizi epey meşgul edeceğine inandığım geleceğin Amy Adams‘ı, Anne Hathaway‘i Amanda Seyfried oldukça başarılı.Son zamanlarda sevmeye başladığım Julianne Moore ise her zamanki gibi kalburüstü performansıyla beklenileni veriyor.Liam Neeson başroldeki isimlerden bir diğeri.Özellikle yönetmen Egoyan, bu filmin Neeson açısından çok önemli olduğunu söylüyor.Çünkü çekimler sırasında aktris eşi Natasha Richardson‘ı kaybeden Neeson, çekimlere bir süre ara verip eşinin ölümünden bir hafta sonra geri dönüp kaldığı yerden devam etmiş.Bu üç isim dışında da Chloe de öne çıkan herhangi bir kimse yok.

Şöyle bir özetlemek gerekirse Chloe eşi benzerine kolay rastlanmayacak türde bir film.Ama öyle ahım şahım bir iş yok karşımızda.Entrika, ikili ilişkiler, üçlü ilişkiler, yeri geldiğinde dörtlü ilişkiler gibi atraksiyonlara Türk televizyonlarındaki dizilerden alışık olduğumuz için o karmaşa bizi pek kesmiyor.Tabi filmin hiç bitmeyen libidosu basit öpüşme sahnelerinin dahi yasaklandığı herhangi bir Türk dizisiyle mukayese edilmemeli.Oyuncuların hayranıysanız izleyin diyorum.Onun dışında zaten Atom Egoyan‘a da, senaryoya da pek değmez.

[C+]

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

2 Yorum

  1. kimbuadam

    chloe’ye verdiğin nota katılıyorum evet, ortalama bir seyirlik o kadar. egoyansa muhteşem bir yönetmen felan hiç değil. en azından cloe’de bu böyle. ama yazının ilk paragrafında sen hep büyük laflar edersin yine öyle olmuş. coen’leri eleştirdiğin bütün argümanların onların çalışmalarını beğenenler için de geçerli. evet, kesinlikle tanzimat edebiyatı gibiler, evet herkes çok salak ve avanak ama mesele de bu. yani onları beğenenler de yerenler de aslında aynı şeyleri söylüyorlar. ama kimisi onların bu özelliklerini eğlenceli bulurken kimileri aptalca, anlamsız bir çaba olarak görebiliyorlar. bu da tamamen bakış açısından kaynaklanıyor bence. buna birşey diyemezsin. yani neden coenlerin karakterleri tuhaf oluyor sorusunun cevabı çünkü adamlar öyle istiyor. bunu beğenmeyebilirsin ama adamlar kesinlikle sinema konusunda yetkinler. yetenekleri var sadece bu yolda kullanmak istiyorlar o kadar. amma coen savunucusu bir yorum oldu yaa.

    fight club ise tamamen chuck palahniuk kaynaklı. adam kitabı öyle yazmış ne yapalım yani. aslında benzer şeyler bunlar. coenler ve palahniuk. adamlar tuhaf. dünya algıları normal değil. farklı düşünmek istiyorlar. ama fight club şu yüzden güzel modernizme karşı çok büyük bir karşı felsefesi var. anarşi temasını yüksek tutuyor. ve karanlık havası filmi efsane yapıyor.

    ron howard hem iyi hem de kötü filmlerin sahibi bir adamdır. eternal sunshine uzak dursun. kesinlikle saçmalıktır ve modern sinema söylemi onun için gerçekten overrateddir. tıpkı requim for a dream gibi bu sinemayı çok fazla sevmekten kaynaklanan manyaklaşma durumunun getirileridir. sinefil gibi bir tabirleri vardır onların kendileri için ki sinemayı sevmek başka birşeydir sinefil olmak ayrıdır. bu adamlar kesinlikle bir farklılık ararlar ve sinema sanatına zararlı yaratıklardır.

    uff.. yeter… ne zamandır yazmıyorsun. sen bir yazınca ben de yorumu bu kadar uzun tutuyorum. neyse iyi k idöndün diyorum. bir önümüzdeki ödül sezonu için aday olabilecek filmler dosyası bekliyoruz artık. yakında…

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir