The Stoning of Soraya M.

The Stoning of Soraya M.

Açıkçası alıp başını gitmiş belli başlı sinema sektörleri dışında herhangi bir ülkenin beyazperde kültürüne aşina değilim.Amerikalılar için diyecek pek çok sözüm var.İngilizlerle de ilgili pek çok cümle kurabilirim.Fransızların sadece Hollywood’a açılan starlarını tanıyorum.Türkiye’de sinemayı takip etmeyi bırakalı zaten epey oluyor.Mesela Ortadoğu’da geçen bir hikaye olmasına rağmen The Kite Runner bile İngiliz bir yönetmene ait.Ki The Kite Runner son yıllarda beğenerek izlediğim filmler listesindedir.Slumdog Millionaire de tıpkı The Kite Runner gibi hikaye ve yönetmenin farklı milliyetlerden olduğu bir filmdi, ki onu da beğenmiştim.Kısacası şöyle Amerika-İngiltere-biraz da Fransa dışında alıp da hem yönetmeni, hem konusu, hem oyuncuları aynı milliyetten olan filmlerden herhangi birini oturup da tam olarak izlemişliğim yok.İşte film festivalinde birkaçına gittim, ama onları da ne kadar sevdin diye sorsanız kem küm ederim.Konuyu nereye getiriyorum peki? İçinde bolca İngilizce bulunan, yönetmeni Amerikalı, konusu İran’da geçen The Stoning of Soraya M.‘e.

Konu oldukça çarpıcı esasen.İran’da karısından kurtulmak için iftira atan bir adam ve hiçbir gerçeklik payı olmayan o iftira yüzünden acımasızca taşlanarak öldürülen bir kadın.Hemen zaten insanda insan haklarına aykırılığından tutun herhangi bir hakka hukuka sığdırılamayacak bu cezanın kınama güdüsü ortaya çıkıyor.Betsy Giffen Nowrasteh ve Cyrus Nowrasteh tarafından aynı adlı kitaptan sinemaya uyarlanan hikaye oldukça başarılı denebilir.

Ama aynı zamanda filmi yönetmen Cyrus Nowrasteh‘in özellikle taşlama sahnelerini filmin neredeyse yarısını kaplayacak şekilde çekmiş olmasına inanamadım.Bence filmde olanlardan önce yönetmenin bu kabus seçimi tartışılmalı.Hangi akıl mantık bu tarz bir işkenceyi 120 dakikalık filmin 60 dakikasına dağıtarak paylaşır? Tamam konuya dikkat çekmek için yapılmasına diyecek sözüm yok ama bu kör kör parmağım gözüne anlayışı kabul edilebilecek gibi değil.

Başroldeki Shohreh Agdashloo için de birşey diyemiyorum.Kendini dünyaya tanıtabilmiş yegane İranlı aktris olabilir, ama bana göre berbat bir oyuncu.Hep aynı mimikler, hep aynı tonlama.Ondan kat kat az sahnesi olan James(Jim) Caviezel‘i daha çok izlemeyi tercih ederdim, ki onun da Agdashloo‘dan kalır yanı yoktu.Öne çıkan İranlı oyuncular Mozhan Morno ve Navid Negahban ise senaryonun kurbanı olmuş.Biri klasik haklarını savunmaya çalışan erkek egemen toplumun mağduru, diğeri o toplumun tüm iğrençliklerini aynı bedende taşıyan bir mahlukat.

Ben The Stoning of Soraya M.‘den hiç hoşlanmadım ve kesinlikle izlemenizi filan da tavsiye etmiyorum.Eğer bu konuyla cidden ilgileniyorsanız, olayı trajedi haline çevirmeyen belgesellerle ya da diğer kaynaklarla ilgilenmenizi öneririm.

[D]

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir