Remember Me

Remember Me

Twilight‘ı ilk olarak sinemada izlediğimde Robert Pattinson‘ın o enteresan vampir portresine kız-erkek hiç fark etmeden nasıl hayran kaldığımızı gayet iyi hatırlıyorum.Tabi filmden nefret edip, Pattinson‘ın tam bir rezalet olduğunu öngörenler de olmuştu ama ben filmin akımına kendimi kaptıranlardan oldum.Film sonrası oyuncularla ilgili daha çok şey izleyince bende de küçük hayal kırıklıkları oluşmadı değil.Ama asıl felaket serinin ikinci filmi New Moon‘la geldi.Robert Pattinson filmde o kadar kötüydü ki ikinci filmde daha az Edward izlediğimiz için şükrettik.Öyle ki birinci filmle yarattığı tüm hava ikinci filmle beraber bir anda söndü.Özellikle de benim için! Serinin üçüncü filmi Eclipse‘de de bir başka “Edward Cullen: Ergen Vampirin Güncesi” performansını izledikten sonra tam anlamıyla Pattinson‘ın yeteneksiz olduğunda karar kıldım.Harry Potter‘dan hatırlarımızda kalan bu soluk benizli İngiliz aktörün gelecekte bir baltaya sap olamayacağını da Oscar gecesi Mickey Rourke‘ın arkasında kendince triplere girerken daha iyi anladık.Pattinson‘ı üne kavuştuktan sonra Twilight haricinde ise ilk olarak Remember Me‘de izledim.

Aslında Remember Me konusunu finalde saklayan enteresan bir drama.Kardeşinin ölümünden sonra ailesiyle tüm bağları koparan genç erkeğimiz, annesinin gözleri önünde öldürülmesinden sonra babasıyla yalnız kalan bir kıza aşık oluyor.Dağları delecek bir aşk da değil elimizdeki.Oldukça sıradan, her türlü problemde çuvallayan sıradan bir aşk.O yüzden de bir buçuk saat boyunca filmi izlerken “Tanrım, bu ne saçmalık?” tepkisi veriyorsun.Aslında konusu finalde bile saklı değil de Amerikalılar izleyicinin duygularını sömürmeye bayıldığından finalde Amerikan halkını canevinden vuracak bir senaryo hazırlamışlar.

Filmin senaryosu Will Fetters adında hiç tanınmamış biri tarafından yazılmış.Yönetmeni ise televizyondaki enfes işleriyle tanınan Allen Coulter, ki Coulter ismini görünce insan şoka uğruyor “Bu mudur?” diyerek.Karşımızda 7 kere Emmy’ye aday olmuş Sex and the City, The Sopranos, Six Feet Under gibi efsane dizilere yönetmenlik yapmış bir adam var çünkü.Remember Me kendisinin Hollywoodland‘den sonraki ikinci beyazperde denemesi.İlki gibi bunda da çuvallamış.Yani Remember Me‘den bazı yönetmenlerin sadece televizyonda başarılı olduğunu çıkarabiliriz.

Oyuncu kadrosunda ise milli felaket Robert Pattinson başı çekiyor.Yine o klasik tripler, sadece GAP’in oduncu gömleklerini giyen sorunlu Amerikalı ergen havaları…Şu çocuğa çok farklı bir rol vermeleri lazım.Ne bileyim sağlam bir karakter olabilir.Sorunları olmayan, aklı yerinde bir karakter gibi.Pattinson‘ın karşısında ise Lost dizisinden hatırlayacağınız Emilie De Ravin var.İlginç bir ikili olmuşlar, pek yorum yapamıyorum.Kadroda dikkat çeken diğer isimler ise Pattinson‘ın babası rolünde izlediğimiz Pierce Brosnan, hikayenin birleşmesini sağlayan Chris Cooper ve saygı duyduğum aktrislerden Lena Olin.

Remember Me dediğim gibi finali çok enteresan bir film.Bittiğinde “Hakkaten mi?” tepkisi veriyorsunuz.Şok birşey yok da hikaye çok ilginç bir yere bağlanmış.Herşeyin çözümlenmesini beklerken klasik bir Amerikalı kafasıyla bitirilmiş bir senaryo.Oyunculuklar için yoruma gerek yok çünkü filmde oyunculuk gerektiren pek sahne yok.İzleyip izlememek sizin elinizde.Ama kayda değer bir iş olmadığı kesin.Yine de notumu çok kısmadım.

[C+]

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir