Mother and Child

Mother and Child

Genelde insanların çoğu bariz bir şekilde Meryl Streep‘e tapar.”Aman Tanrım ne harika bir oyuncu Streep, 16 kere Oscar’a aday olmuş!” falan filan…Tamam, ben de Streep‘i çok severim ama bazen onu o kadar abartıyorlar ki diğer aktrislere haksızlık ediyorlar gibi hissediyorum.Mesela Kate Winslet! Farkında mısın bilmem ama onun yaşında 6 kere Oscar’a aday olmuş bir aktris daha yok etrafta! Ki Meryl‘ın yaşına geldiğinde belki ondan bile fazla aday olmuş olacak Oscar’a.Ya da Julianne Moore? Tüm o değişik havasına rağmen, bu kadının da hak ettiği değeri görmediğinin farkında mısınız? Asıl gelmek istediğim konu ise tabiki Annette Bening‘in kariyeri.Ben hala American Beauty ya da Being Julia ile aday olduğu ödüle iki sefer de Hilary Swank yüzünden kavuşamamasına anlam veremiyorum.İşin garibi bu sene Annette Bening-The Kids Are All Right ve Hilary Swank-Conviction durumu var yine.Gerçi ben artık Swank‘in o rezalet film seçimleriyle bir kere daha Oscar’a aday olabileceğini düşünmüyorum ya neyse.Biri bana Bening‘in Oscar almamış olmasını derhal açıklasın.Benim açıklamam şu şekilde, Akademi daha yeni yeni “Sırası gelene değil hak edene” olayını kavramaya başladı.Son yıllardaki Marion Cotillard, Javier Bardem, Tilda Swinton, Mo’Nique, Christoph Waltz gibi ödüllendirmeler de konunun özünü gayet iyi açıklıyor.Tabi arada Sandra Bullock gibi isimlere ödül vererek bizi fitil etmiyor da değiller.Ama dediğim gibi bu hak edene olayı daha yeni başladı ve Bening şimdi şimdi yakalayacak gibi duruyor bunu.Konuyu fazla dağıtmadan The Kids Are All Right‘ın gölgesinde kalacağı belli olan Bening‘li Mother and Child‘dan bahsetmek istiyorum.

Filmin yönetmeni ve senaristi televizyondan oldukça iyi tanıdığımız Rodrigo Garcia.Kendisi In Treatment‘ı yazıp yöneten, Six Feet Under ve Carnivale gibi dizilerde kamera arkasına geçmiş ünlü bir isim.Beyazperde kariyeri pek şatafatlı değil ne yazık ki.Bundan önce çektiği birkaç film de bildiğimiz ama çok da iyi olmayan filmler.Passengers, Things You Can Tell Just By Looking at Her sınırlı beyazperde kariyerinden gözünüze çarpabilecek belirli örnekler.

Garcia‘nın Mother and Child hikayesi ise tamamen anneler ve kızlarına odaklanıyor.Ama öyle “Aman annem, canım annem.” tadında bir aile filmi değil.Evlatlık çocuklar üzerine diyebilirim direk.Film üçe bölünmüş gibi gözükse de aslında iki kısımdan oluşuyor ve iki kısım finale doğru bir bütün oluşturuyor.Yalnız Mother and Child‘ın en kötü yanı başlangıcında inanılmaz derecede sıradan bir film izlenimi vermesi.Öyle ki filmin ilk 45 dakikasında ciddi anlamda sıkıldım ve devamını izlemek istemedim.O yüzden şimdiden uyarıyorum sakın sıkılıp da filmi izlemekten vazgeçmeyin.

Kadro inanılmaz derecede geniş.En azından ben bana yabancı bir isimle karşılaşmadım.Annette Bening başrolde arz-ı endam ediyor.Kendisine olan hayranlığımı kelimelerle ifade edemem.Sanki rol yapmıyormuş da setten geçerken şöyle bir oynamış gibi havası var ya, abartısız, sapsade…Bayılıyorum! Naomi Watts bu filmde bana ilk kez Nicole Kidman‘ı hatırlattı.Sanki karşımda Kidman varmış gibi bir izlenime kapıldım sürekli.Bu onun için ne kadar iyi tartışılır.Samuel L. Jackson bir türlü sevemediğim aktörler grubundan olduğu için pek yorum yapamıyorum.Ne yapsa bana yaranamayacak çünkü.Pulp Fiction bile toparlayamaz bendeki imajını.Kerry Washington göze çarpan isimlerden bir diğeri.Ayrıca Star Wars‘dan hatırlayabileceğiniz Jimmy Smits, televizyon simalarından Cherry Jones, Life Unexpected dizisiyle hayatımıza giren Brittany Robertson, yine televizyondan hatırlayabileceğiniz David Morse, Private Practice‘in yıldızı Amy Brenneman ve  Buffy the Vampire Slayer‘ın Riley’si Marc Blucas da var filmde.Kadro fazlasıyla geniş ve tanıdık kısacası.

Sonuca gelirsek…Mother and Child hakikaten iyi bir film.Hatta fazlasıyla acı, yürek parçalayan bir film.Ama öyle göz göre mahvetmiyor ya da duygu sömürüsü yapıp deli de etmiyor.Sadece olanı biteni gösterip, duygulanma kısmını tamamen bize bırakıyor.İlk 45 dakikasındaki “Kimin eli kimin cebinde?” kısmı karakterleri tanıtacağım derken çuvallasa da ben sevdim.

[B]

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College’a başladı. Şimdi de University College London’da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir