The Squid and the Whale

The Squid and the Whale

Oscar verilmesi gereken aktrisler listemi incelediniz mi bilmiyorum. Birkaç eksiği olduğunu düşünüyorum şahsen o listenin. Mesela Annette Bening, Catherine Keener ve Toni Collette‘in yanına Natalie Portman‘ı eklemeyi unutmuşum. Hele ki Hollywood Reporter’ın röpörtajını izledikten sonra kendisine olan hayranlığım bu kadar artmışken! Ya da mesela Melissa Leo? Tamam tüm kariyeri başarılarla dolu olmayabilir, ama hepimiz onu Frozen River‘da çok sevmedik mi? Hem de karakterinin tüm antipatisine rağmen. Peki ya Helena Bonham Carter? Bu sene Oscar’a hiç olmadığı kadar yakın ve alırsa düşünemiyorum hayranlarının ne derece sevineceğini. Üstelik komik ve eğlenceli bir kadın. Herhalde Oscar konuşması da en az kendisi kadar renkli olur. Madem o Tim Burton dünyasından birilerine ödül vermek istiyorsunuz, o zaman Oscar’ı Helena‘ya gönderin! Ve şu aralar The Big C adlı dizide izlemeye bir türlü doyamadığım Laura Linney! Son 10 senede 3 kere Oscar’a aday oldu. Hiçbirinde ödülü almaya yaklaşamadı bile ama hepsi birbirinden iyi performanslardı. Bu sene için kendisinden adaylık bir bekleyeceğimiz bir film olmasa da ben The Squid and the Whale‘ı yeni izledim. O yüzden şimdi gündemimiz Laura Linney.

The Squid and the Whale, Noah Baumbauch‘un başarılarla dolu kariyerinin bir başka halkası. Öyle bir adam düşünün ki son 10 senede Amerikan bağımsız sinemasının tüm başarılı işlerinin altında imzası var. Margot at the Wedding ve Greenberg‘in hem yazarı hem yönetmeni, Fantastic Mr. Fox ve The Life Aquatic with Steve Zissou‘nun kalemi… Tamam hiçbiri normal işler değil. Steve Zissou‘nun içerisinde mantık aramak ya da Greenberg‘i izlerken gözünüzü hiç kırpmamak beklediğimiz aktiviteler değil filmin izleyicisinden. Ama hepsi de son yıllara damgasını vuran, belirli bir hayran kitlesi olan yapımlar. Baumbauch bu filmi de hem yönetip, hem yazmış. Kesinlikle normal bir iş değil. Tamamen bir arızalar ailesi anlatılıyor. Ben tabi Noah Baumbauch filmlerinden fazlasıyla keyif aldığım için tüm o arızalar cenneti hoşuma gitti.

Filmin kadrosu da bir o kadar sempatik isimlerden oluşuyor. Son bir haftada üç filmini izlediğim Jesse Eisenberg evin çocuklarından birini canlandırıyor. Bu çocuğun rol yeteneği hakkında henüz bir yorum yapamıyorum. Çünkü izlediğim üç filminde de asosyal/dışlanmış/ezik karakter olarak karşıma çıktı. Özellikle bu rolleri seçmesinin bir sebebi var mı merak ediyorum. Kevin Kline‘ın oğlu Owen Kline evin iki çocuğundan bir diğerini canlandırıyor. Bu film beyazperdedeki ilk ciddi deneyimi diyebiliriz. Jeff Daniels evin babası. Buradaki rolüyle Altın Küre’ye aday oldu. Hak etti mi? Kesinlikle! Bence doğru bir kampanyayla Oscar’a aday olması bile mümkündü de neyse… Ve tabi bu filmi izleme sebeplerimden biri olan Laura Linney… Ömrü boyunca sıkıntılı anne rolünü canlandırsa bile kendisini izlemekten zevk duyacağımın garantisini verebilirim. O kadar çok seviyorum ki Linney’yi ve o gözlerini aça aça süslediği mimiklerini… Bu filmde de kendisini takdir etmekten başka şansım yoktu. Sırf onun için bile izlemeye değer diyebilirim hatta. Kariyerinin zirvesi diyemeyiz ama kesinlikle iyi. Son olarak Anna Paquin ve William Baldwin‘in de filmde yer aldığını eklemek gerek.

Bence The Squid and the Whale, Amerikan bağımsız sinemasının örneklerinden rahatsız olmayan birisi için ortalamanın üzerinde iyi bir film. Önerir miyim? Herkese hitap ededeceğini düşünmüyorum. Ama denemekten ne çıkar değil mi…

[B-]

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir