The Social Network

The Social Network

Ödül mevsiminde film izlemekten daha zevkli birşey yok zannediyorum. Hani şu Kasım’da başlayıp Şubat sonuna kadar devam eden 120 günlük, yılın en zevkli mevsimi. Tüm o bahar dönemindeki rezalet ikinci sınıf filmlerden ve yaz boyu midemizi bulandıran vurdu kırdılardan sonra hakikaten iyi filmlerin yer aldığı 0 4 aylık sürece hayranım. Sonunda sezon açıldı. Beklediğimiz filmler teker teker gösterime giriyor. Girmeyenleri ise öyle ya da böyle izlemeyi başarıyoruz zaten. Bu sezon için merak ettiğim filmlerden bahsetmek istiyorum ben. Carey Mulligan ve Keira Knightley‘nin yer aldığı Never Let Me Go en çok merak ettiklerimden sadece birisi. Edward Zwick‘in yönetmenlik koltuğuna oturduğu Love and Other Drugs ve sırf fragmanı sayesinde bile benden tam not almayı başaran Blue Valentine izlemek istediğim diğer filmler. Nicole Kidman‘ın geri dönüşü olarak adlandırılan Rabbit Hole‘u da fazlasıyla merak ediyorum. Tabi Inarritu‘nun son harikasi Biutiful, Colin Firth‘e Oscar getireceğine fazlasıyla inandığım The King’s Speech ve Danny Boyle‘un son bombası 127 Hours da var. Tüm bunların haricinde ise uzun zamandır izlemek istediğim bir diğer film The Social Network idi, ki film geçtiğimiz haftalarda gösterime girdi. Ben de yakın zamanda izledim ve bu yılın en iddialı Oscar yarışçılarından biri hakkında fikrim oluştu.

The Social Network resmen herkesi etkisi altına alan Facebook sitesinin kurucusu Mark Zuckerberg‘in başarı öyküsü. Geçtiğimiz günlerde bir daha dönmemek üzere kapattığım Facebook hakkında diyecek çok şey yok. Filmle alakalı “Twitter’ın da hikayesi çekilecek mi?” gibi aptal esprilere de karşılık vermeyeceğim. Zuckerberg‘in genç yaşta yakaladığı başarıyı izledikten sonra kendinize “O çocuk benim yaşımda neler neler yapmış..” diye başlayan uzun bir sorgulama süreci yaratıyorsunuz.

The West Wing dizisinin başarılı yazarı Aaron Sorkin hikayeyi sinemaya uyarlayan film. Ben Mezrich‘in The Accidental Billionaires kitabından beyazperdeye aktarılmış. Gelelim senaryo hakkındaki fikirlerime. Oldukça iyi. Hatta gerçekten iyi. Ama o kadar. Ben bu derece büyütülecek bir film göremedim karşımda. Kesinlikle salondan memnun ayrılacaksınız, buna eminim. Hikayenin gazıyla gidip kitabını almanız da mümkün. Ama bu kadar işte. “En İyi Film” ödülünü vereceğimiz bir yapım yok karşımızda.

Tüm kariyeri mükemmel filmlerle dolu David Fincher tarafından yönetildi The Social Network. Hala bu adı bilmeyenleriniz varsa size Fight Club, Se7en, The Curious Case of Benjamin Button, Zodiac, Panic Room ve The Game diyorum. Ve böyle bir kariyere göz attıktan sonra The Social Network‘ü izlediğinizde, Fincher‘ın kariyerinin en zayıf halkasıyla karşı karşıya olduğumuzu söylemek mümkün. Her ne kadar Fight Club‘ı beğenmemiş olsam da hayran kitlesinden ve yarattığı tufandan haberiniz vardır. Ama Akademi’nin David Fincher‘a yıllar önce vermesi gereken ödülü bu sene vereceğini düşünmekteyim. Bana göre The Social Network ile En İyi Yönetmen ödülünü alması talihsiz bir hareket olacak. Tabi Fincher‘ın artık sırasının gelmiş olması ve önünde ödülü elinden kapacak herhangi bir yönetmen adayının olmaması durumu var.

Kadroya gelirsek… Özellikle Zuckerberg‘i canlandıran Jesse Eisenberg çok başarılı. Eğer Oscar’a bu filmden birileri aday edilecekse bunu en çok hak eden isim Eisenberg olur. Aynı şekilde Eduardo Saverin karakterini canladıran Andrew Garfield‘in performansı şahane. Bu sene Never Let Me Go’da izleyeceğimiz yeni Spider Man serisinin Örümcek Adam’ı Garfield filmin kilit karakterlerinden birine can vermiş. Filmde bir ikizleri oynayan Armie Hammer ve Napster‘ın kurucusu olarak karşımıza çıkan Justin Timberlake dikkat çeken diğer isimler. Timberlake için de birkaç site Oscar çanlarının çaldığını söylüyor da Dreamgirls ile Beyonce‘yi aday etmeyen bir Akademi’den bence fazla şey bekliyorlar.

The Social Network genel olarak güzel bir film. Hatta yüksek bir not da verdim. Ama ben En İyi Film ödülünün Fincher‘ın bu son yapımına gideceğini zannetmiyorum. Yılın en iyilerinden biri…

[A+]

Oscar Karnesi
En İyi Film
En İyi Yönetmen
En İyi Erkek Oyuncu (Jesse Eisenberg)
En İyi Uyarlama Senaryo
En İyi Kurgu
En İyi Görüntü Yönetimi
En İyi Ses Miksajı
En İyi Özgün Müzik

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir