Despicable Me

Despicable Me

Bu senenin animasyon tahminlerinden bahsederek konuya girmek bence en mantıklısı olacak , o yüzden animasyon aday adaylarından bahsetmek istiyorum. Yılın kuşkusuz en iyisi Toy Story 3 idi. Hem yetişkinlere, hem çocuklara hitap eden animasyon diye birşey yaratıldıysa zannediyorum bu forma bugüne kadar daha çok uyan bir başka film izlememişizdir. Film bir çocuğun büyüyüp yetişkin olmasını, çocukluğunu geride bırakışını ve yeni bir başlangıç yapmasını anlatıyordu. İkinci en iyi ise, yani Oscar’a aday olması garanti olan ikinci animasyon ise How to Train Your Dragon. O da çok güze bir filmdi. Bu yılın beklenmeyen iyi süprizlerinden biriydi. Filmi izleyenlerin çoğu bu farklı vikingli ejderhalı hikayeye hayran kaldı. Gelelim üç numaraya… Bu sene sadece 15 aday adayı olduğundan dolayı Oscar’da En İyi Animasyon kategorisinde sadece 3 filmin olmasına izin verilecek. İkisi garanti ama üçüncüyü kimse tam olarak tahmin edemiyor. Üçüncü olabilecek animasyonlarımız şöyle: Tangled, MegaMind, Shrek Forever After, The Illusionist, Legend of the Guardians ve Despicable Me. Hepsi birbirinden iddialı hepsi birbirinden farklı animasyonlar. Bunların arasından Shrek Forever After‘ı yorumlamıştık. Gelecek günlerde Legend of the Guardians‘dan da bahsedeceğim. Ama şimdi sıra Despicable Me‘de.

Despicable Me başarısız bir “kötü”nün, başarısız bir hırsızın hikayesi. Çocukluğundan beri annesi tarafından yeterli bulunmamış ve ezilmiş Ay’ı çalmak isteyen garip görünümlü bir adam. Ama bu hırsızlığı için kötülükler bankasından kredi almaya çalışırken bir engelle karşılaşıyor. Banka teminat olarak Ay’ı küçültmek için kullanacağı küçültme cihazını istiyor ve kahramanımız Gru bu cihazı çalmak için harekete geçiyor. Yalnız son dakikada Vector adında biri Gru’nın elinden cihazı çalıyor. O da Vector’dan küçültme makinasını geri almak için bir plan yapıyor. Hem de oldukça karmaşık bir plan… Üç kız çocuğu evlat edinmeyi de içinde barındıran ve filme asıl rengini veren plan…

Filmin yönetmenleri Pierre Coffin ve Chris Renaud. Coffin‘in uzun metrajlı animasyon kariyeri bu filmle başlamış olsa da Renaud daha önce bu işin mutfağında da çalışmış. Robots, Horton Hears a Who!, Ice Age: Dawn of the Dinosaurs gibi filmlerde animasyon departmanından, sanat yönetimine kadar pek çok iş yapmış deneyimli bir isim. Ama ikisinin de dediğim gibi uzun metrajda ilk deneyimleri. Ve ilk iş için de oldukça başarılı oldukları söylenebilir.

Senaryoyu kaleme alan isimler ise Horton Hears a Who!, The Santa Clause 2, Bubble Boy gibi filmlerde beraber çalışmış olan Ken Daurio ve Cinco Paul. Despicable Me‘nin tek sorunu senaryosu bence. Çünkü film kimi yerlerde kendini tam olarka bir çocuk animasyonu olmaktan alıkoyamıyor. Yaratıcılığın sınırları zorlanmış olsa da bazen yaratıcılık aşırı çılgınlık safhasına geliyor ve inandırıcılığını yitiriyor film. Ama genel olarak baktığınızda bir problem olduğu söylenemez. Özellikle en küçük çocuk karakter ve baş kahraman Gru çok başarılı bir şekilde yaratılmış.

Animasyonları orjinal dilinde izlemek her zaman keyifli olduğundan bu filmde de ayrı bir haz duydum. Steve Carell‘in başını çektiği seslendirme kadrosunda pek çok tanıdık ses mevcut. Russell Brand, Jason Segel, Julie Andrews, Will Arnett, Kristen Wiig… Özellikle Julie Andrews‘ın huysuz anne karakterini seslendiriyor olması insanı düşündükçe gülümsetiyor. Tabi filmin bana göre bir diğer güzel seslendirmesi de Russell Brand‘in karakteri Dr. Nefario’nunkiydi. Yani buradan tam puan verdiğim söylenebilir.

Despicable Me hakikaten keyifli bir film. Bu yılın en iyi 15 animasyonu arasına girmiş zaten ötesi yok. Ama ne bir Wall-E, ne bir Up, ne de bir Toy Story 3 değil. Yine de izlemenizi öneririm.

[B-]

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College’a başladı. Şimdi de University College London’da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir