Easy A

Easy A

Hollywood romantik komedileri ve gençlik filmlerinin tıkanmasının tek bir sebebi var, o da samimiyetsizlik. Açıkçası, Amerika’daki izleyiciyi bilemem ama, bizler Jessica Simpson ağzıyla konuşan küçük kafalı kadın karakterlerden ve hayattaki tek artısı meme kasları olan erkek rollerinden bıktık usandık. Gençlik filmlerinde de sürekli bir belden aşağı muhabbet. Kim bakire, kim değil? Kim bakir, kim değil? Bunu yadırgadığımızdan ya da bağnazlıktan değil sıkıntı. Artık yeni bir ürün çıkmaması. Romantik komediler ve gençlik filmleri tek bir janra dönüştü resmen. Ve bu tek janr kendini tekrarlayıp, aynı şeyleri önümüze sunmaktan bıkmadı, usanmadı! Belki klişeler bile rahatsız etmiyor bizi. Rahatsız edici olan şey karakterlerin içinin boş olması, sığlıkları. İzledikten sonra bizi sadece 5 dakikalığına mutlu etmeleri, hatta bazen jenerik bitmeden somurtmamız. Easy A ise çok değişik bir formülle ilerliyor. Antipatik oyuncular, klişe karakterler ve aşırı karikatürize edilmiş rollerin hepsi bu filmde de var. Tek farkı ise samimiyet. Bizi mutlu etmesinin sebebi de samimiyetinden başka birşey değil.

Easy A, Amerika’nın “dedikodu kazanı” olarak değerlendirilebilecek alelade liselerinden birindeki bir kızın biriyle yattığı yalanını ortaya atmasıyla başlıyor. Aslında hala bakire olan kızımız bir süre sonra bu yalanın kulaktan kulağa yayılmasıyla okulun en havalı kızlarından biri haline dönüşüyor. Yalnız bu popülarite ve “sürtük” imajı önce en iyi arkadaşını, sonra okuldaki bir nebze de olsa eskiden var olan saygınlığını elinden alıyor. Öyle ki onu çok seven öğretmeni bile karakterimizin bu haline uyum sağlayamıyor.

Film Bert V. Royal adında genç sayılabilecek ve sektörün oldukça yenisi olan biri tarafından yazılmış. İlk senaryosu olduğundan ötürü ağır eleştiriler yapmanın manası yok. Ama şöyle söyleyeyim, bir lise filminde yer alabilecek her türlü klişe var Easy A‘de. Sadece ana karakterimiz alakasız kaslı bir çocuğa aşık olup, sonra kaslarını göstermeyen “loser” ruhlu erkeğinde gerçek aşkı bulmuyor. Evet bu klişe yok, yalan da söylemeyelim. Royal senaryo anlamında inanılmaz birşey koymamış ortaya. Bir Diablo Cody vakası yok ne yazık ki elimizde. Dediğim gibi filmin tek artısı samimiyeti.Yönetmen Will Gluck ise bundan bir sene evvel Fired Up! adında bir film çekmiş, daha çok televizyon dizilerine yaptığı prodüktörlük kimliğiyle bilinen bir isim. Easy A kariyerinin şimdilik zirve noktası olsa da gelecekte Gluck‘un daha nitelikli işlerde yer almasına dair içten gelen beklentilerim var.

Gelelim eleştirmesi en zevkli olan kısma, oyunculara… Zombieland sayesinde bir anda yıldız oyuncu sıfatına ulaşan ve yeni Spider-Man serisinde Gwen Stacy’yi canlandıracak olan Emma Stone filmin en büyük kozu. Çok harika bir oyunculuğu olmasa da tıpkı geçen seneki Sandra Bullock-The Proposal gibi yılın en keyifli komedi performanslarından birini sergilemiş. Üstelik Bullock‘dan kat kat sempatik, ki Sandra Bullock‘dan resmi olarak nefret ettiğimi siteyi takip edenler bilir. Bence Altın Küre’de komedi dalında Emma‘nın bir adaylık alması mümkün. Penn Badgley hikayenin yan karakterlerinden biri. Şimdi birşey söylemiyorum ama filmdeki rolünün ne olduğunu daha ilk dakikada anlayacaksınız. Gossip Girl‘ün en zayıf halkası olan Badgley bu filmde de oyunculuktan nasibini almamış olduğunu cümle aleme bir kez daha göstermiş. Amanda Bynes filmin büyük bir kısmını eğlenceli hale getiren bir nevi kötü kızımız. Bynes‘ın bir fanı değilim ama açıkçası bugüne kadar izlediğim çoğu filminden keyif aldım. Disney tipi fazla zeka zorlamayan yapımlarda görmeye de alıştık zaten, aynen devam. Dizi piyasasından birkaç isim daha var filmde. Mesela Cougar Town dizisinden Dan Byrd, Hellcats‘den Alyson Michalka. TV izleyicisinin çok yabancılık çekmeyeceği bir kadro. Twilight serisiyle üne kavuşan, ama çoğumuzun The O.C’den bildiği Cam Gigandet de kısa da filmde yer alan isimler arasında. Ve her gençlik filminde yer alan, ama neden bu filmde oynamayı kabul ettiğini bir türlü anlayamadığımız ünlü ve saygın isimler: Patricia Clarkson, Stanley Tucci, Thomas Haden Church, Lisa Kudrow. Clarkson ve Tucci‘nin performansları oldukça renkli olsa da filmin en klişe karakterlerini canlandırıyorlar. Arıza anne-baba tablosunu güzel yansıttıkları kesin. Thomas Haden Church çok sevmediğim aktörlerden olduğu için pek yorum yapmıyorum. Lisa Kudrow‘a gelirsek… Her daim hak ettiği değeri görmediğini düşündüğüm bir aktrisdir. Eğer bir gün Oscar değil ama Altın Küre ya da Emmy gibi birşey alırsa zannediyorum daha mutlu olacağım.

Easy A keyifli bir film ama çok iyi bir film değil. Yine de bu yılın en iyi komedileri arasında yerini alabilir. İyi vakit geçirmek, tatlı tatlı film izlemek istiyorsanız öneririm.

[B-]

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College’a başladı. Şimdi de University College London’da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir