Harry Potter and the Deathly Hallows: Part I

Harry Potter and the Deathly Hallows: Part I

Kitap uyarlamalarında her zaman bir kıyaslama, bir beğenmeme durumu vardır haklı yere. Asla film, kitabın verdiği heyecanı vermez. Bizim kitabı okurken düşlediğimiz görsellikle ve anlatımla filmlerin pek bir alakası olmaz. Bu konuda kitaba sadık kalmayı başarıp, okuyucu kitlesini de tatmin eden tek isim var, o da Peter Jackson. Lord of the Rings üçlemesiyle sinema tarihine adını altın harflerle kazıdı. Beğenmeyenler için yorum dahi yapamıyorum. Filmi çocuk filmi olarak görüp alay edenleri zaten dikkate almıyorum. Onlar ne yaparlarsa yapsınlar, ne derlerse desinler Lord of the Rings 21. yüzyılın sinema olayı olarak hatırlarımızda kalacak. Gelecekte de sinema tarihinin bir mihenk taşı olarak gösterileceğinden de eminim.  Oturup filmin başarısını tartışmıyorum bile. Eğer her izlediğimde ben hala aynı keyifi alabiliyorsam o film olmuş demektir. Gelelim bir başka kitap uyarlamasına, daha doğrusu kitap serisi uyarlamasına… Bir zamanlar elimizden düşürmediğimiz, okurken Hogwarts’ın büyülü dünyasında kendimizi kaybettiğimiz kitaplara… Bundan 9 sene evvel ilk filmin çekilmesiyle Harry Potter serüveni beyazperdeye de taşındı. İlk iki film (Philosopher’s Stone ve Chamber of Secrets) tam anlamıyla hayal kırıklığıydı. Yine de bu durum bizi sinema salonlarından uzak tutamadı. Derken hikayenin üçüncü kısmında yönetmenlik koltuğuna oturan Alfonso Cuaron bir anda bu serinin akıbetini değiştirerek, Deathly Hallows‘a kadar olan Harry Potter hikayesinin en iyi örneğini sundu. Ardından Goblet of Fire, Order of the Phoenix, Half-Blood Prince derken yine filmle ilgili beklentiler düşüşe geçti ve geldik serinin son kitabına, Harry Potter and the Deathly Hallows‘a.

Serinin son kitabı beyazperdeye uyarlanırken uzunluğundan ve olay bolluğundan ötürü ikiye bölünmüş. Daha önce Wonder Boys ile Oscar’a aday olan ve bu serinin sadece bir filminde kalemi kullanılmayan Steve Kloves romanı sinemaya uyarlayan isim. Bu sefer diğer filmlerden daha çok sadık kalınmış hikayeye. Tabi gerçi ilk iki film kadar da sapık bir sadıklıktan bahsetmiyorum. Ama belki de kaleminin en başarılı olduğu film bu. Ekibin de en başarılı olduğu film bu!

Yönetmen David Yates ise bundan önceki son 2 filmde olduğu gibi yine yönetmen koltuğunda. Özel efekt kullanmaktan, o sihirli dünyanın harika atmosferini kullanmaktan bir an olsun çekinmemiş. Neredeyse her sahnede küçük çarpışmalar, asalardan çıkan kıvılcımlar görmek mümkün. Hiçbir şekilde tansiyon düşmüyor. Bir an olsun mücadelenin dışına çıkıp da kafa dinlemiyoruz. Hep bir hareket, hep bir koşuşturmaca. Her dakikası dolu dolu olan, nefesinizi kesen bir film olmuş Harry Potter and the Deathly Hallows: Part I

Gelelim kadroya… Yıllardır kabul etmesek de Daniel Radcliffe, Harry’yi oynamaya devam ediyor. Aynı şekilde Emma Watson, Rupert Grint ve genç kadronun geri kalan isimleri de burada. Benim dikkat çekmek istediğim nokta ise neredeyse tüm saygın İngiliz oyuncuların filmde yer alması. Öncelikle onların kimler olduğunu saymak istiyorum: Bill Nighy, Alan Rickman, Ralph Fiennes, Helena Bonham Carter, Michael Gambon, Brendan Gleeson, Robbie Coltrane, John Hurt, Rhys Ifans, Miranda Richardson ve Imelda Staunton. Lütfen biri bana söylesin, bugüne kadar bu kadar iyi İngiliz oyuncuyu bir arada gördünüz mü? Mümkün değil! Ve bence sırf bu yüzden film saygı duyulmayı sonuna kadar hak ediyor. Imelda Staunton gibi efsane bir aktrisin neredeyse çocuk filmi sayılabilecek bir seride 2,5 dakika yer alması nasıl bir komplekssizliğin, nasıl profesyonel bir bünyenin eseridir biri bana açıklasın! Yaşayan efsaneler arasında yer alan John Hurt‘ün, bir başka mükemmellik abidesi Ralph Fiennes tarafından pataklandığını görmek kaç kere nasip olur? Helena Bonham Carter‘ın çığlık çığlığa koşuşturmaları, Miranda Richardson‘ın sıfır diyaloğu olmasına rağmen filmde yer almasını, Brendan Gleeson‘ın kısanın da kısası rolüne rağmen Deli Göz Moody rolüne tekrar evet demesini kim açıklayabilir? Belki aktörlük anlamında çok büyük başarılar yok bu filmde. Çünkü bunu sağlayabilecek bir materyal da yok elde. Ama ben sırf bu casting çalışması için, bu kadar harika ismi bir araya topladığı için filmi yapan herkese teşekkürü borç biliyorum. Üstelik son filmde Maggie Smith ve Gary Oldman da olacak! Yorumsuz bırakıyorum, diyecek söz bulamıyorum.

Harry Potter and the Deathly Hallows: Part I sanat yönetiminden müziğine, kostümünden özel efektine başarılı bir film. İnanılmaz etkileyici olduğu söylenemez. Bitmeyen tempo bir süre sonra izleyiciyi yoruyor. Ama ben sadece bu kadar oyuncuyu 150 dakikalık bir sürede aynı filmde izleyeceğiniz için sizi sinemalara davet ediyorum. İzlenmeli…

[B]

Oscar Karnesi
En İyi Sanat Yönetimi
En İyi Görsel Efekt

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College’a başladı. Şimdi de University College London’da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir