Get Low

Get Low

Sean Penn, Mystic River ile ilk Oscar’ını aldığı gece herkes Bill Murray‘in kazanmasını bekliyordu. Lost in Translation yılın en iyi filmlerinden biriydi ve Murray‘in filmdeki performansı belki de kariyerinin en iyisiydi. Ama Akademi Sean Penn‘in performansını tercih edip ödülü ona verdi. Hak etmedi dersek de yalan söylemiş oluruz. Öyle ki ödül verildikten sonra o gecenin sunucusu Billy Crystal sahneye çıkıp “Bill nolur gitme. Biz seni hala seviyoruz.” gibi bir espri yaptı. Murray‘in kariyeri ondan sonra iyi kötü bir şekilde devam etti. Broken Flowers, Limits of Control gibi işlerde de çalıştı; Get Smart tarzında popcorn filmlerde de yer aldı. Şimdi ise bu sene kıyısından köşesinden Oscar’a aday olma ihtimali olan Get Low‘da oynamış. Peki Oscar adayı olmayı hak eden bir performans var mı? Tartışılır…

Get Low ölmeden önce kendi cenaze “parti”sini yapmaya çalışan bir adamı anlatıyor. Ve işin ilginci bu sıradışı hikaye tamamen gerçek! Belki de film etkileyiciliğini buradan alıyor. Hem de tüm ağır işleyişi ve hikayeyi anlatırken lafı dolandırmasına rağmen…

Filmin yönetmeni Aaron Schneider daha önce çektiği bir kısa filmle Oscar almış. Asıl mesleği görüntü yönetmenliği olan Schneider‘ın, Titanic ekibinde bile çalışmışlığı var. Get Low ise onun ilk uzun metrajlı beyazperde çıkarması. Robert Duvall‘in varlığından mıdır bilmem aklıma yer yer The Road gelmedi değil. Belki karakterlerden ötürü, belki yönetmenlerin benzer çalışma şekillerinden… Bilemiyorum. Tabi tür olarak apayrı iki yerdeler. Get Low kolay kolay kategorize edemeyeceğimiz farklı bir drama. Daha çok oyuncularının performanslarından güç alan, konusuyla seyirciyi vurmaya çalışan, yer yer de gülümseten bir film.

Filmi yazan isimler ise az çok tanınmış sayılabilir. Chris Provenzano televizyon asıllı bir yazar. Bugüne kadar Mad Men, Defying Gravity, Justified gibi televizyon dizilerinin yazar grubunda çalışmış. Senaryoda payı olan diğer isim C. Gaby Mitchell ise Blood Diamond‘ın hikayesinin yaratıcılarından biri. Çok da deneyimsiz bir ikiliyle karşı karşıya sayılmayız. Hatta bu filmdeki işleriyle Satellite Ödülleri’nde En İyi Özgün Senaryo adayı oldular. Sonuçlar ne olur bilinmez ya da Satellite Ödülleri ne kadar dikkate alınmalı düşündürücü.

Gelelim ekibe… Bu filmdeki performansıyla Oscar’a aday olması beklenen Robert Duvall hakikaten takdire şayan bir iş çıkarmış. Henüz yılın iddialı aktörlerini izlemediğim için bir genelleme yapıp Duvall‘i sıralandıramıyorum, ama sıradan bir başarı değil karşımızdaki orası kesin. Yan rollerde yer alan Sissy Spacek ve Bill Murray de oldukça başarılı. Ancak abartıldığı kadar da bir performans görmedim ikisinde. Mesela Animal Kingdom‘daki Jacki Weaver‘ı izledikten sonra ister istemez Sissy Spacek‘ın performansı hafif geliyor. Bill Murray‘in Oscar şansının da yüksek olduğunu düşünmüyorum. Çünkü sıradışı bir iş çıkarmamış, kendisinden bekleneni vermiş zaten. Bunun için ödüllendirilmesi yanlış olur. Kadroda öne çıkan bir diğer isim ise Lucas Black. Onu da Jarhead, Legion, Sling Blade gibi filmlerden tanıyanlarınız vardır belki. Benim aşina olduğum bir aktör değil.

Sonuç olarak Get Low olağanüstü bir film olmasa da ilginç bir film. Boş kafayla izlemenizi önerdiğim bir yapım, çünkü konu ciddi bir şekilde ağır işliyor. Farklı olmasının yanı sıra Duvall‘in performansı için de izlenmeli.

[C+]

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College’a başladı. Şimdi de University College London’da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir