Wall Street: Money Never Sleeps

Wall Street: Money Never Sleeps

Carey Mulligan… Beyazperdede ilk kez boy gösterdiğinde sadece 20 yaşındaydı. Bir Jane Austen uyarlaması olan Pride & Prejudice‘da Keira Knightley, Rosamund Pike ve Jena Malone gibi Bennet kızlarından birini canlandırıyordu. Tabi o zamanlar pek ilgilenmediğimiz, hatta farkında dahi olmadığımız bir aktristi. Ardından pek çok dizide yer aldı arka arkaya. Bleak House, The Amazing Mrs Pritchard, Waking the Dead… Hatta Doctor Who‘da konuk oyuncu olarak yer almışlığı bile var. Kariyerinin başlangıcınden 2 yıl sonra ise roller sırayla kapısına geldi Önce And When You Did You Last See Your Father? ‘da yer aldı. Ardından bir televizyon filminde boy gösterdi. Derken Susan Sarandon ve Pierce Brosnan‘ın ölen çocuklarının sevgilisi olarak The Greatest‘da karşımıza çıktı. Ve tabi geçen senenin en iyi filmlerinden olan An Education… Yani Mulligan‘a Oscar adaylığı getiren o sapsade, o romantik film. Kuşkusuz geçen senenin en iyi kadın oyuncu performanslarından birini verdi. Ödülü Sandra Bullock‘dan kat kat daha fazla hak ediyordu. Ne yazık ki BAFTA’yla yetinmek zorunda kaldı, ki oradaki teşekkür konuşması oldukça tatlıydı. Geçtiğimiz sene Public Enemies ve Brothers filmlerinde de küçük rollerde izledik beyazperdenin yükselen yeni yıldızını. Bebek gibi suratı ve insanın içini eriten gülümsemesiyle  beyazperdenin yeni Audrey Hepbırn‘ü olarak anılıyor. Öyle ki Hepburn‘ün ünlü filmi My Fair Lady‘nin yeniden çevriminde Hepburn‘ün karakteri Eliza’ya canlandırması düşünülmekte. Bu sene de 2 filmde yer aldı Mulligan. Biri Keira Knightley‘ye ikinci bir araya geldiği Never Let Me Go, bir diğeri ise şimdi bahsedeceğimiz Wall Street: Money Never Sleeps.

Filmin senaristleri bundan 23 yıl önce başlayan hikayenin devamını getirirken açıkçası ilk filme çok da bağlı kalmamışlar. Karakterler yine aynı ama bu bir devam filmi ve ilkini izlemediniz diye izlemekten vazgeçmeyin. 21 ve Things We Lost in the Fire‘dan tanıdığımız Allan Loeb ile True Crime, The Deep end of the Ocean ve Lolita‘nın altında imzası bulunan Stephen Schiff kaleme almış senaryoyu. Genel kanı filmin sıkıcı olduğu yönünde ama ben pek sıkıldığımı söyleyemem. Senaryo olarak zayıf mı? Biraz. Filmde bir bütünlük eksikliği var. Hikayenin sürekli seyri değişiyor. Daldan dala atlaması sebebiyle de problem yaşıyorsunuz. Ama çok karakterli yapısı sebebiyle insana sanki bir dizi izlenimi de veriyor. Hatta Wall Street bir gün dizi olursa zevkle izleyeceğimi rahatlıkla söyleyebilirim.

Yönetmen ise Türklerin Midnight Express‘den beri nefret ettiği, ilk filmin de yönetmeni Oliver Stone‘dan başkası değil. Kariyerinde Platoon, JFK, Natural Born Killers, Nixon, Any Given Sunday gibi pek çok klasik olduğundan Stone‘u bir sinemasever olarak sevmemek pek mümkün olmuyor. Gerçi son yıllarda yaptığı filmlerin hepsi felaketti. Alexander, W.World Trade Center… Ama bu 3 Oscarlı bir yönetmen olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Kadroda ise epey ünlü isim var. Michael Douglas bu filmde de başrolde. İlk filmle Oscar almış olduğu için buradaki rolüyle de şansı olabileceğini düşünenler var, ama hiç umutlanmayın. Michael Douglas‘ın ödüllendirilecek bir performansı yok Wall Street‘in devam filminde. Farklı tipi sebebiyle genç nesil Hollywood ünlüleri arasında farklı bir yerde tuttuğum Shia LaBeouf bu filmde oldukça başarılı. Eğer birgün Transformers‘da oynamaktan vazgeçerse hak ettiği yere geleceğini düşünüyorum. Carey Mulligan için ise diyecek tek bir söz yok. Filmin en iyisi o, izlerken en mutlu edeni de o. Belki Wall Street 2‘ya dair en güzel şey de Mulligan olabilir. Öne çıkan bu 3 isim haricinde kısaca izlediğimiz Susan Sarandon ve emektar aktör Eli Wallach da var. Yine filmde kısaca yer alan ama yer aldığı sahnelerde herkesden rol çalan Frank Langella da dikkat çekenler arasında. Son olarak Josh Brolin‘in adını da anmak lazım. Ne yazık ki bir türlü Brolin‘i sevemedim. No Country for Old Men‘de de, Milk‘de de iyiydi ama yine de sevmiyorum, sevemiyorum.

Wall Street: Money Never Sleeps adının izinde gidip borsa hikayeleriyle kafamızı bulandırmıyor. Tipik bir dolandırıcı filmi ve fazla da sınırlarını zorlamayan bir film. Kötü değil, asla! Hatta izlediğiniz dakikalarda zevk verdiği bile söylenebilir. Ama o kadar. Diyorum ya, belki bir dizi olsa zevkle izlerim ama tek başına bir film olarak oldukça zayıf kalıyor. Notumu çoğunlukla Carey Mulligan‘ın hatrına yüksek tutuyor ve izlerseniz sıkılmayacağınızın garantisini veriyorum.

[C+]

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College’a başladı. Şimdi de University College London’da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir