Cyrus

Cyrus

Marisa Tomei, 1993 yılında My Cousin Vinny ile Oscar’ı aldığında çok büyük bir iddia ortaya atıldı. Söylenene göre ödülü takdim eden Jack Palance zarfın içerisinden çıkan Vanessa Redgrave ismini okuyamamış, okuyamayınca da soyadı en son geldiği için aklında kalan Marisa Tomei diye anons yapmış. Bu ne kadar doğru, ne kadar değil bilemeyeceğiz tabi. Ama şu da bir gerçek ki daha sonra hem In The Bedroom hem de The Wrestler‘la Oscar’a aday olan Tomei bu başarının tesadüfi olmadığını herkese kanıtladı! Ve hepsi bu kadarla da sınırlı değil. Before the Devil Knows You’re Dead, What Women Want ve Slums of Beverly Hills gibi pek çok projede de başarısının devamını getirdi. Filmdeki bir diğer aktris Catherine Keener‘dan da bahsetmek istiyorum. Çünkü ikisi de çok beğenerek izlediğim, yaptıkları işleri çok çok beğendiğim kadınlar. Keener, Tomei‘nin aksine daha hiç Oscar alamadı. Ama 2000’li yıllar içerisinde 2 kere aday olmuşluğu var. Biri kısa zamanda kült haline dönüşen Being John Malkovich, ikincisi ise son yılların en başarılı performanslarından birinin sergilendiği (Philip Seymour Hoffman tarafından) Capote. O da hep farklı bir aktris olmayı başardı. Bağımsız filmlerde yer almaktan asla çekinmedi. Kısacık gözüktüğü Where the Wild Things Are‘da bile gönlümüzü çaldı. Tabi şu an kariyerinin olgunluk döneminde olduğu için çok daha iyi performanslarını izliyoruz. Bu sene yer aldığı Please Give‘de de yine çizgisini bozmayarak harika bir iş çıkardı. Konumuz ise bu iki kadının bir arada yer aldığı Cyrus

Cyrus farklı bir komedi denebilir. Ama son yıllarda örneklerini çokça gördüklerimizden. Büyük kahkahalar atmanıza sebep olmuyor evet, ama film boyunca sürekli bir gülümseme hali oluşturuyor. Konu ise annesinin bir adamla ilişkisi olduğunu öğrenen psikopat Cyrus’ın bu adama çektirdikleri üzerine.

Filmin adu Cyrus olsa da konunun John adlı karakterin üzerinden ilerlediğini söylemek mümkün. Filmin yönetmeni ve aynı zamanda yazarları olan Jay ve Mark Duplass kardeşleri daha önceden Baghead ya da The Puffy Chair filmleriyle hatırlamanız mümkün. Ama büyük çıkışları bariz bir şekilde Cyrus ile oldu. Çünkü ikilinin bugüne kadar içerisinde yer aldıkları işlerden hiçbirinin böylesine ünlü bir kadrosu olmamıştı. Peki Duplass kardeşlerin başarısından konuşmamız gerekirse… Ahım şahım bir komedi yok ne yazık ki karşımızda. Tabi ikinci sınıf Sandra Bullock komedileri gibi işi sulandırıp insanı sıkmıyor da. Orta kıvamda, vasat olmaktan son anda kurtulmuş, oyuncuları sebebiyle bir şekilde keyifli hale dönüşen bir film Cyrus.

Marisa Tomei hikayenin 3 önemli karakterinden birini canlandırıyor. Komedi performanslarında da ne kadar başarılı olduğunu göstermiş desek yeri. Ki zaten What Women Want her ne kadar klişe bulunsa da filmdeki Tomei performansını hatırlayanlar olduğuna eminim. Filmde John’u canlandıran John C. Reilly ise her zamanki gibi doğal oyunculuğuyla filme ayrı bir renk katmış. Her filmde sanki kendini canlandırıyormuş gibi bir izlenime kapıldığım için Reilly‘nin başarılı bir aktör olduğunu düşünmeden edemiyorum. Cyrus‘a can veren Jonah Hill ise fazlasıyla başarılı. Hiç abartıya kaçmadan sade bir oyun çıkarmış o da. Sıkıcı Judd Apatow filmlerinden sıyrılıp farklı bir iş de yer aldığı için ayrıca bir mutluluk duydum. Filmde ilgi çeken son isim ise diğer 3 oyuncuya göre çok daha az rolü olan Catherine Keener. Kendisine olan hayranlığım uç noktalarda olduğu için objektif bir yorum yapamayacağım. Ben yine ve yine beğendim.

Cyrus bu renkli kadrosuna rağmen kendimi çoğu yerde başka şeylerle uğraşırken bulduğum, seyirciyi içerisine pek alamayan soğuk bir film. Komik mi? Birazcık. Ama yılın en iyi komedilerinden biri kesinlikle değil. Sırf Tomei ve Keener için izlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Aynı şekilde filmin beylerinin sevenleri de mutlaka göz atmalı.

[B-]

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College’a başladı. Şimdi de University College London’da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir