Les amours imaginaires

Les amours imaginaires

Kanada yapımı bir filmi ne kadar Dünya Sineması içerisinde sayarsınız bilmiyorum ama benim pek aşina olmadığım bir film sektörü. Amerika ve İngiltere haricinde izlediğim yabancı yapımlar tek tük olduğundan ötürü bu sayfalarda bir Fransız, ya da Uzak Doğu filmiyle ilgili yorum okumanız çok zor. Hatta izlediğim bu tür yabancı yapımların çoğu da ya Cannes’dan ödül almış, ya da Oscar’a En İyi Yabancı Film kategorisi için gönderilmiş filmler oluyor. Gerçi ne yalan söyleyeyim izlediğim bu tür filmleri de epey epey beğeniyorum. Mesela bu yıl hem Le Concert hem de I Am Love eğer ki tanıdık oyuncularına rağmen Avrupa sinemasından sayıyorsanız benim beğendiğim Avrupa yapımı filmlerdi. Tabi arada The White Ribbon gibi felaketlere de rastlamıyor değilim. Özellikle The White Ribbon‘ı izlerken ne derece sıkıldığımı anlatmama pek gerek yok sanıyorum. Zaten film hakkındaki yorumlarım sebebiyle gereğinden fazla olumsuz eleştiri almıştım. Şimdi sizi yine bu sayfalarda görmeye pek alışık olmadığınız bir filme, Les amours imaginaires‘e götüreceğim. Ve rahatlıkla söyleyebilirim, filmi beğendim!

Xavier Dolan daha 20 yaşındayken çektiği ilk filmi I Killed My Mother ile Cannes’dan tamı tamına 3 ödül alarak dönmüştü. Film gittiği her festivalde kendine yeni bir hayran kitlesi yarattı. Toronto, Vancouver, Reykjavik, Palm Springs, BangkokXavier Dolan filmiyle katıldığı neredeyse her festivalden ödülle döndü. Film kısa sürede bir fenomene dönüştü ve insanlar 20 yaşındaki bu Kanadalı çocuğun sıradaki bombasını merakla bekledi. Dolan arayı hiç uzatmadan ikinci filmi Les amours imaginaires, İngilizce adıyla Hearbeats‘i çekti. Filmin aynı zamanda senaryosunu da ele alan Dolan ilk filmiyle yakaladığı başarıyı yakalayamadı belki ama kesinlikle “ikinci film felaketi”ni de yaşamadı.

Xavier Dolan‘ın yalın, kimi zaman geveze anlatımı Fransızca diyaloglarıyla beraber o kadar güzel bir ahenk oluşturmuş ki bu tür bağımsız projelerde adeta bir pornoyu andıran gay ilişki bile filmde çok normal durmuş. Heartbeats kesinlikle şiire benzeyen bir film. Dediğim gibi kimi zaman çok geveze olmayı başarıyor, kimi zaman ise kısacık bir sahneyle onlarca duyguyu anlatıyor. Özellikle finale doğru izleyeceğiniz şemsiye sahnesi inanılmaz derecede hoşuma gitti. İzleyenlerin ne kadar dikkat edip etmediğini bilmiyorum ama bir şemsiye tutmayla tek söz etmeden birkaç duyguyu bize vermiş Dolan. Senaryo çok farklı birşey vermiyor olabilir size. İki yakın arkadaş, biri bayan biri gay. Bir çocukla tanışırlar ve ikisi de o çocuğa aşık olur. Sonrası karmaşa, tutku, kıskançlık… Ama hepsinden eser miktarda ve hepsi de apayrı renklerde.

Filmin kadrosu ise 3 isimden oluşuyor diyebiliriz. Filmi yazıp yöneten Xavier Dolan, Marie olarak izleyeceğimiz Monia Chokri ve esas çocuk Niels Schneider. Afişte gördüğünüz de filmin kilit karakteri Nicolas, yani esas çocuk dediğim Niels Schneider. Çok yüksek standartlarda oyunculuklar mı? Hayır. Ama bu tarz bir film için bence inanılmaz hoş ve yerinde oyunculuklar, orası kesin. Dolan‘ın her hareketinde etrafınızdaki gaylerden birşey görebilir, Marie’nin çaresizliğinde geçmişinizden izler bulabilir, Nicolas’nın karakterinde sizin için “the one” olan insandan birşeyler hissedebilirsiniz. Les amours imaginaires belki çoğumuz için yabancı bir gay hikayesi gibi gözükse de filmdeki küçük çatışmalarda kendinizi bulabileceğiniz pek çok şey içeriyor. Bilemiyorum daha nasıl anlatabilirim, ama Heartbeats hakikaten bu sene izlemekten inanılmaz derecede keyif aldığım filmlerden biri oldu.

I Killed My Mother‘ı beğenenlerin çoğu zaten Heartbeats‘i kaçırmayacak eminim. Beğenmeyenlerin ise Xavier Dolan‘dan koşarak kaçtığına eminim. Ben yine de genelden bu filme bir şans tanımalarını rica edeceğim. Filmdeki şairane kurguya, kullanılan müziklere, belki kostümlere hayran kalacaksınız. Notumu çok yüksek tutamasam da beğendiğimi tekrar tekrar eklemek istiyorum.

[A-]

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

0 Yorum

  1. İsmail Aşık

    Merhaba.Ben sitenizin yaklaşık 6 aylık takipçilerindenim.Elimden geldiğince film eleştirilerinizi dikkate alıp önerdiğiniz filmleri izlemeye çalışıyorum.Fakat merak ettiğim bir şey var.Vizyona girmemiş filmleri nereden izliyorsunuz ?Yani demek istediğim Hollywood filmlerinin vizyona girmeyenleri bir şekilde internetten bulunabiliyor,bazı avrupa filmleri de ülkemize gelen festivallerde izlenebiliyor.Fakat sizin ayrıca filmleri izlemek ya da indirmek için kullandığınız bir site var mı?Örneğin;” Les amours imaginaires “.Cevabınız için şimdiden teşekkürler.

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir