Frankie & Alice

Frankie & Alice

Lütfen bana dürüstçe cevap verin, Halle Berry ya da Sandra Bullock “Oscarlı aktris” olmayı hak etti mi? Ben kesinlikle ikisinin de hak etmediğini düşünüyorum. Bu listeye başka isimler de ekleyebilirim birazcık düşünürsem. Mesela Jamie Foxx ya da Cuba Gooding, Jr.… Her ne kadar ödüllerin performanslara gitmesi gerektiğini düşünsem de tam bir keriyer olarak baktığınızda bu insanların Oscar gibi prestijli bir ödüle sahip olmaları fikrine katlanamıyorum. Önümüzdeki yıllarda da eminim bu tür hoşlanmadığım durumlarla karşı karşıya kalacağım. Çok insanın hakkı yenecek, çok ünlü Oscar alamadan unutulup gidecek. Halle Berry‘nin ödülü aldığı sene aday olan diğer isimlere bakınca insanın sinirleri daha da bozuluyor. Tamam Renee Zellweger yetenek yoksunu, aynı mimiklerle bin çeşit karaktere hayat veren bir kadın ama peki ya Sissy Spacek? Onun da kendine göre sevmeyenleri mevcut diyip Judi Dench‘e geçsem peki… Halle Berry ile Judi Dench‘in aynı kategoride değerlendirilmesi bile başlı başına bir hata. Ve tabi Nicole Kidman. The Hours ile daha önce verilmesi gereken Oscarın telafisi yapılmıştı ama o sene Kidman, Moulin Rouge! ile almış olsaydı Oscar’ı şimdi daha hak edilmiş bir ödül olduğunu düşünürdük. Neyse. Fazlada birşey diyemiyorum. Her zaman dediğim gibi “Bu onların ödülü!”. Beş bin küsür üyelik bir grubun, Akademi’nin seçimi. Bize sadece haberlerini verip izlemesi düşer. Gelelim hak edilmemiş Oscar’ıyla her daim benim için antipatik olmayı başarmış Halle Berry‘nin son filmi Frankie & Alice‘e…

Yönetmenliğini Geoffrey Sax‘in yaptığı Frankie & Alice kişilik bölünmesi problemi olan bir striptizciyi anlatıyor. United States of Tara dizisini izleyeniniz var mı bilmiyorum. Ama izleyenler için şöyle anlatabilirim. Dizideki Tara’yı ele alın. Hastalığını bilmediğini ve siyah bir striptizci olduğunu düşünün. Yalnız işin içinden Toni Collette‘in başarılı performansını tamamen çıkarıp Halle Berry‘nin abartılı çalışmasını eklemeniz gerekiyor. İşte size Frankie & Alice!

Hikaye için kötü dersem haksızlık etmiş olurum. Eğer ki nitelikli bir yönetmen ve iyi bir aktrise teslim edilmiş olsaydı bu film (mesela Clint Eastwood ve Angelina Jolie ekolünden bir aktris) eminim Oscarda boy gösterirdi. Ama bu ekiple birşey becermenin mümkünatı yok! Senaryoyu yazan isimleri de şöyle bir sayalım isterseniz, çünkü oldukça kalabalıklar. Cheryl Edwards, Marko King, Mary King, Jonathan Watters, Joe Shrapnel ve Anna Waterhouse… Tanıyor muyuz? Hayır. Neredeyse hepsinin ilk popüler işi denilebilir.

Ve tabi oyunculardan bahsetmek gerek. Altın Küre her sene olduğu gibi bu sene de bir sürü mantıksız ismi aday ederek bizi deli etti. Ne yaparsanız yapın Halle Berry insanda “Gerçekten mi?” tepkisi yaratıyor. Tamam çok kötü olduğu söylenemez ama ben hayatımda bu kadar abartılı, sırf göze batsın diye oynanmış bir rol görmedim. Stellan Skarsgard filmin önemli rollerinden bir diğerinde karşımıza çıkıyor. Hiçbir zaman çok başarılı bir aktör olmadığı için bu filmde de kendini pek zorlamamış. Belki de filmi bu kadar vasat hale getiren bu ikili. Bir de Grey’s Anatomy‘den tanıdığımız Chandra Wilson çarptı gözüme ki onun da çok küçük bir rolü var.

Frankie & Alice aşırı klişe, abartılı ve sıkıcı bir film. Konu fena değil ama çok daha iyilerinin yapılabileceğini düşündüğümden ona da puan veremeyeceğim, kusura bakmayın.

[C]

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

0 Yorum

  1. Tugrul

    Merhaba,
    sitenizi yeni farkettim ve 3-4 gündür beğeniyle takip ediyorum. Bazı konularda sizle aynı fikirde oldugum kadar farklı düsündügüm de var. Bunda zaten bir tuhaflık yok. Herkes aynı seyi düsünecek olsaydı dünya sıkıcı olurdu 🙂 Ancak özellikle Hilary Swank’ın aldıgı 2 ödülü ve Halle Berry konusunu baz alarak yaptıgınız elestirilerin çok acımasız ve haksızca olduğunu düsünüyorum. Oscar ödüllerinde oldugu gibi her sektörde adaleti %100 sağlamak zor belki de imkansız. Kendi düsüncelerime göre oscarla ilgili sunları söyleyebilirim:

    1) 99 yılında hilary swank’ın, boys dont cry filmiyle ortaya koydugu performansı degerlendırdıgımde aldıgı ödülü hak ettigini düsünüyorum. Herkes o rolün altından kalkamazdı. Tabi ben sadece bir izleyici olarak yorum yapabiliyorum. Bu kadar kalabalık akademi üyelerinin neye göre hangi adayları sectiği tartısılır. Bu arada Annette Bening’ in 99 yılında aday oldugu performansı da izledıgım ıcın hilary swank le karsılastırılabilecek kadar bır performans göremedim ben. Filmde emlakcı adamla 2 seks yaptı diye ödülü verecek halleri yoktu heralde.

    2) Hatırlarsanız 2005 yılında Reese Witherspoon – Walk The Line filmiyle en iyi kadın oyuncu ödülü aldı. Ama bana sorarsanız o sene Felicity Huffman – Transamerica daki rolüyle (ki bunu atilla dorsay’da belirtti) oscarı daha fazla hak ediyordu. Reese nin filmdeki performansını Joaquin Phoenix kadar begenmedim ki, bana sorarsanız Joaquin Phoenix en iyi erkek oyuncu ödülünü alsaydı sasırmazdım.

    3) Moulin Rouge’ ı izlememe ragmen nicole kidman’ın performansının abartıldıgını düsünüyorum. Yani neyi cok iyi oynamıs hakikaten bazen aptal mıyım ben mı farkedemıyorum diyorum. Yabancı sinema elestirmenleri 2 laf soyleyerek su guzel dıye belırlıyorlar heralde dıger ınsanlara yayıla yayıla efsane oluyor. Nicole kidman’ı bende cok begenıyorum ancak moulın rouge bana göre abartılıydı.

    4)Meryl Streep – Julie & Julia filmindeki performansıyla ödülü alması gerekirdi. Ama alamadı. Kadın 78 de yardımcı kadın oyuncu ve 83 te aldıgı en ıyı kadın oyuncu ödülünden sonra o kadar adaylıgı olmasına ragmen alamaması gercekten ılgınc gelıyor. 2011 de bir projesini göremedım ancak 2012 de margaret Theatcher (yanlıs yazmıs olabılırım) rolünde ızleyecegız. Eh artık iyi bir rol cıkarırsa ki merly streep bu konuda uzmandır, 2012 de ödülü artık alır diye düsünüyorum.

    5) Hilary swank’ın convictiondaki performansını da begendim. hatta Jennifer Lawrence’ dan daha iyi buldum. Diğer taraftan en iyi kadın oyuncu ödülünü natalie portman almalı. Annette Bening’ te iyiydi ancak performans olarak natalie’ ninki daha agır basıyor bana göre.

    Umarım yayınlanır. Zaman zaman fikir paylasımında bulunmak dilegiyle 🙂

    Yanıt
  2. umurtas

    Bizi takip ettiğin için teşekkür ederim öncelikle ve tabi yorumların için de. Yapılan yorumları hakaret boyuna erişmediği müddetçe yayınlıyorum. O yüzden yayınlanması konusunda endişe etmenize gerek yok. Yorumlarına da kısa kısa kendi fikirlerimle cevap vermek istiyorum açıkçası çünkü çok güzel noktalara değinmişsin. Hilary Swank ve Halle Berry konusunda ne yazık ki istesem de objektif olamıyorum. Swank’in Meryl Streep gibi bir efsaneyle aynı sayıda heykelciğe sahip olması fikri bile tüylerimi ürpertiyor. Ama Amerika onu çok seviyor, Akademi ona bayılıyor. Yapabileceğim birşey yok o yüzden. Sonuçta bu onların ödülleri ve takdir onlara kalmış. Reese Witherspoon konusunda sonuna kadar katılıyorum. Witherspoon yerine Felicity Huffman ödüllendirilmeliydi. Üstelik Joaquin Phoenix bana kalırsa Walk the Line’ın en iyisiydi. Tabi maalesef bu iş çoğu zaman hak edenle değil sırası gelenle alakalı.

    Moulin Rouge’a gelirsek… Ben açıkçası 2000’li yıllarda ödüllendirilen müzikalin Chicago değil de Moulin Rouge olmasını tercih ederim. Çünkü gerçekten çok sevdim. Ama bu Nicole Kidman’ın çok özel bir performans sergilediği anlamına gelmiyor. Sadece The Hours’da aldığı ödülün bir burun uğruna verildiğini düşünmeden edemiyorum. O yüzden Moulin Rouge’la almasını tercih ederdim. Ayrıca Rabbit Hole’u izledin mi bilmiyorum ama bence Kidman kariyerinin en başarılı işini çıkarmış olabilir. Lütfen kaçırma.

    Gelelim yaşayan efsane Meryl Streep’e. Sen Julie & Julia ile almalıydı diyorsun, ben Doubt’la. Kate Winslet eğer en sevdiğim aktris olmasaydı gözüm kapalı Meryl Streep derdim. Benim geçen seneki favorilerim Carey Mulligan ve Gabourey Sidibe’ydi. İkisinden birisinin Oscar aldığını görsem çok daha fazla sevinirdim.

    Bu seneki yarışta ise Jennifer Lawrence konusunda sana katılıyorum. Bana göre ne Lawrence, ne de Winter’s Bone özel birşeye sahip değil. Aynı şekilde John Hawkes’da. Hakkı yenen çok isim var. Tekrar tekrar aynı şeyi söylerek haksızlıkları görmezden gelmeye çalışıyorum: Bu benim değil, onların yani Akademi’nin tercihi. Takdir etmekten başka çarem yok.

    Yanıt
    1. Tugrul

      Kısa kısa cevap vermek istiyorum 🙂

      1) Moulin Rouge,chicago ya göre daha güzel bir müzikaldi. Ancak, aday oldugu yıldaki diger filmleri de göz önünde bulundurarak değerlendirmek daha dogru olur gibi geliyor. Ayrıca Rabbit Hole u izledim ve performansı güzeldi ancak natalie kadar basarılı bulmadım. The Hours taki performansı daha güzeldi bana göre.Uzun bir aradan sonra tekrar adaylar arasında görmek güzel ama. Umarım daha güzel isler yapar 🙂

      2) Swank, Meryl Streep gibi bir efsaneyle aynı ödül sayısına sahip olsa da, swank’ın aldıgı 2 ödülde en iyi kadın oyuncu ödülü oldugu icin, Streep 1,5 ödül almıs gibi geliyor bana. 80 ve 90 lı yıllardaki aday olan aktrislerin filmlerini cok izleyemedigim icin yorum yapmak ne kadar dogru olur bilemiyorum ama 16-17 adaylıgı olmus bır kadına da hala ödül verilmemıs olması bana cok ilginc geliyor. Hatta yanlıs hatırlamıyorsam 90 lı yıllarda merly streep bununla ilgili bir yakınma da bulunmustu diye biliyorum.

      Merly Streep’in doubt taki performansı beni cok etkılemedi nedenini bilemiyorum. Ama basarılıydı. O sene kate wınslet’ı özellikle Revolition Road’ta basarılı buldum ve Readerla da cok basarılıydı. (ki altın kürede ıkı fılmdekı oyunculugu ıcın ödül aldı)

      Streep’ in Julie & Julia filmindeki performansını, diğer adaylar arasında degerlendirdigimde oscarı alması gerektigini belirtmistim. Carey mulligan’ı never let me go da daha basarılı buldum diyebilirim. Gecen yıl oscara aday oldugu education filmini de izledim ama bana cok üstün bir performans gibi gelmedi.

      Amy Adams’ın performansını izlemedim bu arada. Ama cok merak ediyorum tıpkı melissa leo’nunki kadar. 🙂

      Yanıt
      1. umurtas

        Ben zaten tartışmasız bu seneki En İyi Kadın Oyuncu ödülünün Natalie’ye gitmesinden yanayım. Ama ikincimi sorarsan Annette Bening değil, Nicole Kidman.

        Meryl Streep için ise birşey diyemiyorum. Elbet önümüzdeki yıllarda hatırlanacak. İhtiyacı olan şey sırasının gelmesi değil, sırası gelmemiş aktrislerle aynı yılda film yapmak. Yoksa gerçekten de üçüncü Oscarını alması gerekiyor.

        Ve The Fighter’ın bayanlarına gelirsek… Bana göre Amy Adams, Melissa Leo’dan daha iyi. Ama en iyi mi? Hayır. Peki Amy Adams alırsa sevinir miyim? Kesinlikle! Eğer ödülü Jacki Weaver’a vereceklerse varım ama madem o olmayacak o zaman Amy Adams olsun. Bilemiyorum aslında. Yardımcı kadın oyuncu dalının akıbeti bu gece SAG Ödülleri’nde belli olacak. Steinfeld çok iyi ama çok genç. Melissa Leo’nun performansı çok abartılı. Jacki Weaver ödülü almak için fazla tanınmamış bir aktris. Geriye de Helena Bonham Carter ve Amy Adams kalıyor, ki ikisinden biri Oscar’ı alırsa oldukça mutlu olurum.

        Yanıt
  3. Tugrul

    Steinfeld çok iyi ama çok genç demıssınız ama aslında burda da akademinin sırası gelene verme psıkolojısını ıster ıstemez sizde uyguluyorsunuz galıba. 🙂 Melissa Leo dahil diger yardımcı kadın oyuncuların performansını ızleyemedıgım ıcın maalesef cok yorum yapamıyorum. Ancak Tatum O’Neal 10 yasındayken 73 yılında bu ödülün sahibi olmustu ve hala rekor onda. Tabi daha sonra kariyerine baktıgım zaman baska bir adaylık ve iyi bir yapımını göremiyorum o ayrı..

    Ancak su da bir gercekki Julianne moore bu sene en az annette bening kadar adaylık hak eden bir oyuncuydu ki filmdeki zor sahnelerde daha cok yer alan ve bana göre adaylıgı daha fazla hak eden isimdi. Heralde her sene genc bır kadın oyuncuyu aday yapma gibi moda cıkardılar Anne hatteway, carrey mulligan orneklerınde oldugu gibi ki lawrance aday oldu. Yazık diyorum..

    Yanıt
    1. umurtas

      Evet Steinfeld konusunda biraz Akademi usulü düşünüyorum sanırım : ) Aslına bakarsan ben aday olan oyuncuların filmlerinden sadece Javier Bardem’in Biutiful’unu izlemedim. Yardımcı kadın oyuncu adaylarının hepsini izledim ve bilemiyorum. Jacki Weaver haricinde beni çok heyecanlandıran bir performans yok. Onun kazanacağına da ihtimal vermediğim için sırası gelen alsın o zaman diye düşünmeye başladım. Amy Adams bir süre daha bekleyebilir bana kalırsa. Ama Helena Bonham Carter ödülü alırsa sevinirim, ki Akademi’nin The King’s Speech aşkıyla çok da uzak bir ihtimal sayılmaz. Hailee Steinfeld için ise ister istemez hayır diyorum. İyi ama çok genç : )

      Yanıt
  4. Tugrul

    Amy Adams’ ın yanlıs hatırlamıyorsam oscarda 3ncü adaylıgı. Melissa Leo’nun ise 2nci. Helena Bonham Carter konusunda fikrim yok. Ancak bu durumda Amy adams sanırım en zayıf halka gibi geliyor bana.

    Yanıt
  5. yepp

    öncelikle blogu severek takip ettiğimi söylemek istiyorum,genellikle de fikirlerimiz uyuşuyor,social network hariç ama bu yazıda söylediklerinize katılamayacağım
    ” Mesela Jamie Foxx ya da Cuba Gooding, Jr.… Her ne kadar ödüllerin performanslara gitmesi gerektiğini düşünsem de tam bir kariyer olarak baktığınızda bu insanların Oscar gibi prestijli bir ödüle sahip olmaları fikrine katlanamıyorum.”

    açıkçası bu kısıma inanamadım ki siz de her ne kadar ödüllerin performansa gitmesi gerektiğini düşünsem diye başlayarak ki doğrusu olan bu bence lafı tamamen aksi yönde bitirmişsiniz.oscarların tüm kariyerlere göre verilmesi mümkün olabilir mi,tamam bazı isimlere yakıştıramıyor olabilirsiniz ama yine de mantıklı gelmiyor bana.bu mantıkla benim ilk aklıma gelen isimler reese witherspoon ki kendisini severim ama oscarı her zamanki gibi akedeminin kafadan 1-0 başlattığı bir rolle kazandı,ve reese den kat kat beter jennifer hudson,monique.evet monique kesinlikle haketti oscarı ama sizin dediğiniz kariyer olayına bakarsak alamaması lazımdı.jamie foxx ray filminde muhteşemdi,eğer oscarlarda o yılın en iyi filmleri,en iyi performansları değerlendiriliyorsa sırf birinin kariyerine odaklanarak o performansı harcamak acımasızca olur.bazı oyuncular çok yönlü olamazlar,bir kere hayatının oyunun gösterirler ama bu oscar almalarına engel değil bence

    Yanıt
    1. umurtas

      Zannediyorum benim performans merkezli ödül törenleri istememe rağmen kimi oyuncuların ödüllerine karşı çıkmamın sebebi tamamen antipatiyle alakalı. Bazı oyuncular insan istese de sevemiyor. Yani mesela ben Natalie Portman’ı oldum olası severim ama etrafımda Portman’ı beğenmeyen ve ödülü almasını istemeyen insan çok. Bunun gibi… Sandra Bullock aklıma geliyor ilk olarak yakın zamandan. Ne yaparsa yapsın benim için hep Sandra Bullock olacak ve isterse kariyerinin en iyisini yapsın yine de bana yaranamayacak. Kişiye özel takıntılar desem daha doğru olacak zannediyorum 🙂

      Yanıt
  6. yepp

    doğrudur ki sandra bullock konusunda çok haklısınız.açıkçası ben hiç bir zaman sandra bullocktan nefret eden biri olmadım,kendi çapında çektiği çoğu romantik komediyi de zevkle izleidm ama iş oscara gelince orada durrr oldum,alması o kadar itici geldi ki merak edip filmi bile izlemeidm o derece.ama bu konuda örnek verilecek kişi hillary swank değil bence ki kendisini hiç sevmem hatta ps ı love you denen berbat filmi yüzünden iyice soğudum ama bence kimse hilary swankin million dollar babyle oscarı haketmediğini söyleyemez,boy dont cry ı izlemedim yorum yapamayacağım.eğer hakedilmeyen oscardan bahsedeceksek akla gelecek ilk kişi gwyneth paltrowdur bence.kariyer konusu da ayrı bir mevzu anna paquin mesela en genç oscarı almış oyunculardan kadın şimdi vampir dizisinde oynuyor:)
    bazen şu da bir gerçek ki bazı roller,bazı olaylar her ne kadar canlandırcısı muhteşem de olsa hakettiğinde fazla ilgi görüyor.annette being muhteşem ötesi bir oyuncu ama hala yıllardır insanların aklında bu kadar american beautyle kaldıysa bunda oynadığı sex sahnesinin büyük etkisi var ya da bugün kids are all right bu kadar konuşuluyorsa sebep işin içinde lezbiyenlik olması,annette beingi beğenmediğim gibi bir sonuç çıkmasın haddim değil ama ben her ne kadar annette beingin performasını başarılı bulsam da bu filmi sevemedim,hatta nefret ettim bile diyebilirim.sundancete bunun gibi yılda birçok film gösteriliyor,mesela ben en son welcome to the rileysi izledim,eğer oyunculuksa bu filmleri öne çıkaran onda da kralı vardı,nedir yani kids are all rightın özelliği,golden globea bu sene adaylık doldurmada bayağı bir işe yaradı touristle berabe bu kadar bence
    bu arada natelir portmanı sevmeyen insan var mı hakkikaten:)

    Yanıt
    1. umurtas

      Natalie sevmeyen var ve inanmakta güçlük çekiyorum zaten : ))
      The Kids Are All Right konusunda sana katılıyorum. Beni tek sevindiren yanı sonunda Mark Ruffalo’nun fark edilmiş olması. Yoksa vasat olduğu gerçeğini kimse değiştiremez.

      Yanıt
  7. yepp

    mark ruffaloyu acayip severim,ben de sevindim farkedilmesine,ciddiyetsiz bir yorum olacak o kadar film,oyuncu muhabbeti üzerine ama aşırı yaşlanmış bir julinanne moorela o denli sevişmek zorunda kalması içimi acıtmadı değil:)) yani o filmde sevişme sahnelerinin sebebini zaten çözebilmiş değilim ama klasik sorunları olan çifte neden ara dolgu çocukların gerçek babası yapıldı anlamadım,julianne mooreun karakteri affedilirlen neden baba şutlandı onu hiç anlamadım,güya onlar aile miydi,aksak geldi biraz filmin mesajı her neyse artık o mesaj
    teşekkür ederim bu arada mesajları cevapladığınız için
    bazı insalar mükemmelliyetten rahatsız olurlar,natalienin sevilmemesi için başka sebep göremiyorum:)
    bu arada merak ettim yine bir kontrol edeyim dedim mark ruffaloyla moore arasında sadece 7 yaş varmış,benim gözüme fena batmıştı halbuki

    Yanıt
  8. yepp

    pardon yorumlar ciddi anlamda frankie&alice den sapmış durumda ama çıkış noktası eleştirinin başındaki bazı oyuncuların oscar alması mevzusuydu nasılsa:)

    Yanıt
  9. Tugrul

    Evet bu baslıgın yorumunu ben körükledim galıba suclu benim 🙂 Bu arada yepp arkadasımızın julıanne moore hakkındaki yorumları hosuma gitmedi. 🙂 Ben bu kadını cok begeniyorum. Ayrıca mark ruffalo oyle bır kadınla aynı sevısme sahnesınde yer aldıgına dua etsin :)))

    Yanıt
  10. yepp

    ben julianne moorea birşey demedim yahu:))ben de çok beğenirim özellikle kuzuların sessizliği filmindeki haline,hannibalın o farketmeden saçına dokunduğu sahnedekine haline bayılırım,sadece bu filmde bana yaş ve fiziken estetk görünmediler çift olarak,kadın yaşlanmış yani yapacak birşey yok:))

    Yanıt
  11. damar

    Moulin Rouge, Yani bu filmi Nicole Kidman’ı ele alıp bir yerlere koymak haksızlık gibi geliyor. Chicago, geçen yılın Nine’ı aynı öykülerin tarzların devamı iken Moulin Rouge’da senarist Craig Pierce Romeo-Juillette’te yaptığı gibi inanılmaz bir senaryoyu Baz Luhrman ile birlikte filme aktarmışlardı. Müzikal içinde müzikal, oyun içinde oyun, sözlerin içindeki espriler ve çekim teknikleri… Bence kafayı bu filmi çekmek için yemiş iki kişinin mükemmel uyumu… Daha eskileri gidin West Side Story neyse, nasıl çığır açmışsa bence Moulin Rouge’da öyle bir film. Orada açıkçası Nicole Kidman’ın yetersiz sesi, oyunculuğu, Mc Gregor’un detoneye yakın şarkı söyleyişi hiç önemli değil. Filmin bütünü, yakaladığı espri, Paul Mc Cartney’den, Bernie Taupin’den, Beatles’tan yürütülen şarkı sözleri ile bir yeni çağ müzikali Moulin Rouge…
    Müziklerin arasına serpiştirilen Sampling’ler ile Lautrec’in uyumu kolay yakalanır nesneler değil günümüzde… Dikkat ederseniz aynı espriler Romeo-Juillette için de geçerli.
    Bence ayrı bir kategoride Moulin Rouge ve bir kilometretaşı.

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir