Alice in Wonderland

Alice in Wonderland

Bu aralar ilginçtir ki hangi oyuncunun filmini izlediysem ardından ikincisi geldi. Daha doğrusu Alice in Wonderland neredeyse izlediğim tüm oyuncuların bu sene ikinci performanslarına şahit olmama yardımcı oldu. Love and Other Drugs‘da daha yen izlediğim Anne Hathaway, The Tourist‘ten Johnny Depp, The King’s Speech filminde harika bir performans sergileyen Helena Bonham Carter, The Kids Are All Right‘dan görmezden gelinmesine hala anlam veremediğim Mia Wasikowska… Tüm bu kadronun başında kim var peki? Çılgınlıkta sınır tanımayan Tim Burton. Açıkça söylemek gerekirse Tim Burton benim favori yönetmenlerimden biri olmadı hiçbir zaman. Seveni o kadar çok ki benim favorim olmasına ihtiyacı da yok zaten. Bakmayın bir yandan da sinirleniyorum bu Tim Burton hayranlığına. Çünkü ülkemizde sinemayla azıcık ucundan ilgilenen herkesin “Favori yönetmeniniz kim?” sorusuna hazıra konup Tim Burton deme hastalığı var. Tabiki de aralarında işlerini ciddi bir şekilde takip edenleri de var, ama siz de biliyorsunuki o taklitçilerin pek çoğu “Tim Burton fanı”. Ed Wood, Beetlejuice, Edward Scissorhands, Big Fish, Corpse Bride gibi pek çok klasiğe imza atmış olan Burton‘ın arada Batman Returns, Mars Attacks!, Planet of the Apes gibi felaketlerle de karşımıza çıkmışlığı yok değil. Ama her seferinde kendini affettirmeyi bilen, Akademi’nin hiç tarzı olmasa da ara ara filmlerini aday ettiği bir yönetmen kendisi. Bugünki konumuz ise Burton‘ın hayal dünyasının son ürünü Alice in Wonderland.

Şimdiden söyleyeyim bu yazıda Alice in Wonderland‘i yeren bir tavırla karşılaşmayacaksınız. Alice adındaki bir kızın kendini bir anda Harikalar Dünyası’nda bulmasıyla ilgili hikayeyi az çok biliyorsunuzdur. Alice in Wonderland filmi de Linda Woolverton‘ın kalemiyle o hikayenin renklendirilmiş hali. Kariyerinde The Lion King, Mulan, Beauty and the Beast gibi fazlasıyla başarılı Disney işleri bulunduran Woolverton öyle uçuk kaçık, sinir bozucu derecede yetişkinlere hitap etme meraklısı bir senaryo yazmak için uğraşmamış. Belki de sırf bu sebepten Alice in Wonderland beklentilerimin üzerinde bir film oldu.

Tim Burton dediğim gibi çılgın bir adam. Yukarıda saydığım filmlerden herhangi birini izlediğinizde zaten sıradan bir insandan çok öte bir hayal dünyasına sahip olduğunu göreceksiniz. Ama Disney tarafından komuta mı edilmiş nedir filmde o Tim Burton gotikliğinden eser yok. Kendisi olmaya çalıştığı anlar o kadar kısıtlı ki inanamazsınız. Tüm o siyah yoksunluğuna rağmen enteresandır ki filmin harikulade bir görselliği mevcut. Herşey fazlasıyla karikatürize edilmiş olmasına rağmen bir o kadar da yerinde. Bilemiyorum. Ben Tim Burton‘ın en kötü filmi olarak lanse edilen Alice in Wonderland‘i beğendim galiba.

Kadroda çok çok ünlü isimler mevcut. Bir kere bu tür rollerde görmeye alıştığımız Johnny Depp Şapkacı’yı canlandırmış. Defiance, That Evening Sun, Amelia, The Kids Are All Right derken bir anda Hollywood’un yeni Amanda Seyfried‘i olan Mia Wasikowska filme adını veren Alice olarak karşımıza çıkıyor. Önümüzdeki sene Jane Eyre‘da izleyeceğimiz Wasikowska için gerçekten ciddi umutlar beslemekteyim. Onun için de Oscar tahmini yaptığımız yılların çok uzakta olmadığını düşünüyorum. Anne Hathaway bugüne kadarki rol seçimlerinden çok çok uzakta bir yerde yer alan Beyaz Kraliçe’yi oynuyor. Helena Bonham Carter ise Beyaz Kraliçe’nin kötü kızkardeşi Kırmızı Kraliçe’ye hayat vermiş. Bana kalırsa filmin en komik karakterlerinden biri olan Kırmızı Kraliçe’yi de oldukça başarılı bir şekilde canlandırmış. Helena Bonham Carter sevgimin şu son 1-2 yılda epey arttığını söylemek mümkün. Crispin Glover‘ın da rol aldığı filmde ayrıca Timothy Spall, Alan Rickman, Michael Sheen, Stephen Fry gibi pek çok ünlü ismin de seslerini duyuyoruz. Olağanüstü bir ekip.

Alice in Wonderland tıpkı The Tourist gibi beklediğimin üstünde bir tatmin duygusu yaşattı bana. Çocuk filmi olarak değerlendirmeniz mümkün, ki evet çok da yetişkin filmi olduğu söylenemez. Yine de filmdeki harikulade sanat yönetimi için izlemenizi tavsiye edeceğim.

[C+]

Oscar Karnesi
En İyi Sanat Yönetimi
En İyi Kostüm Tasarımı
En İyi Görsel Efekt

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College’a başladı. Şimdi de University College London’da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

1 Yorum

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir