It’s Kind of a Funny Story

It’s Kind of a Funny Story

Oscar’a aday olması muhtemel filmleri izleyip adaylar açıklandıktan sonra da teknik dallardan kaçırdıklarıma da göz atınca resmen filmlerden uzak kaldım. Bir de üzerine araya tatil girince film izlemekten uzak kaldım. Şimdi uzunca bir süre sadece ticari amaçlı filmleri izlemekle geçecek. Oscarlar da dağıtıldıktan sonra iyice boş kalacağız… Desem de inanmayın. Çünkü bu sene OscarBoy’da farklı bir amaca doğru yol alıyoruz. Oscar Predictions of Umua ile başlayan yolculuğumuz üçüncü senesini doldurmak üzere. Ve üç senenin de tıklanma açısından en başarılısı bu sene oldu galiba. Beklentiler artınca ben de birazcık değişme kararı aldım. Daha doğrusu yeni şeyler ekleme… Eskiden sizleri Oscar derlemeleri için uzunca bir süre bekletip epey oyalardım ama bu sene öyle olmayacak. Ödüller dağıtıldıktan sonra kısa bir süre içinde 84. Akademi Ödülleri için ilk tahminlerimizi yapmaya başlayacağız. Ayrıca Aralık 2011’e kadar da festivallerin ödüllerinden, Türk sinemasında olan bitenden haberdar edeceğim sizleri. Bu arada filmleri de izlemeye devam edip eleştirilerimle de uzunca bir süre meşgul etmeyi düşünüyorum siteyi. Bunun dışında Comments From Another Room ve Oscar Predictions of Umua sitelerindeki yazılarımı da OscarBoy’a taşıdım kısa bir süre önce. Arşivleri iyice yenilediğim de sizlere de haber vereceğim. Tabi bu arşiv mevzusu uzun sürebilir. Çünkü 40 sayfalık bir yazı geçmişinden bahsediyoruz ki bu 2 seneye tekabül ediyor. Ve belki biraz şaşıracaksınız ama yazın da Emmy tahminleriyle siteyi şenlendirmeyi planlıyorum. Tahmin edemeyeceğiniz kadar çok diziye hakim olduğum için bu konuda da sizlerle yardımlaşarak iyi bir Emmy süreci geçirme hedefindeyim. Şimdilik planlar bu kadar. Zamanla herşey rayına oturacak. Ama biz isterseniz asıl konumuza, It’s Kind of a Funny Story filmine bir göz atalım.

It’s Kind of a Funny Story depresyonlu bir ergenin yetişkinlerin bulunduğu bir kliniğe kapatılmasını anlatıyor. Sıradan deli filmi gibi gursa da aksine adının da söylediği gibi It’s Kind of a Funny Story. Özellikle belirli klişelere yönelmeyip kendi yolunu çizmesi sebebiyle filmin başarılı bir drama/komedi olduğunu söylemek mümkün.

Anna Boden ve Ryan Fleck tarafından hem yazılıp hem yönetilen film Ned Vizzini‘nin romanından uyarlanmış. Vizzini zaten “young adult” dediğimiz ergenlikle yetişkinlik arasında kalmış karakterleri yazan bir adam. Bu filmin de nispeten bir büyüme hikayesi olduğu söylenebilir. Boden ve Fleck ikilisi daha önce Half Nelson‘da yazar-yönetmen ilişkisiyle karşımıza çıkmıştı. Bu filmde her ikisi de hem yönetmenliğe, hem de senaristliğe el atmış. Ve inanır mısınız bilmiyorum ama bence çok başarılılar. Özellikle senaryo konusunda kalemlerinin oldukça kuvvetli olduğuna değinmeden geçemeyeceğim.

Kadro ise daha çok televizyon izleyicisine hitap ediyor. Tamam içerisinde Zach Galifianakis ve Viola Davis gibi beyazperdeden tanıdığımız isimler var. Ki Viola Davis televizyon çıkışlı bir oyuncu. Doubt‘tan beri hayranlıkla izliyoruz kendisini. Galifianakis ise… Değişik bir adam. Pek yorum yapamıyorum onun için. Çok komik bulduğum bir aktör değil çünkü. Fiziksel olarak oldukça ilginç özelliklere sahip. Vazgeçemediği sakalları sebebiyle suratıyla ilgili problemler yaşıyor seyirci çoğunlukla. Televizyondan tanıdıklarımıza gelirsek… United States of Tara‘da evin gay oğlunu canlandıran Keir Gilchrist başrolde yer alıyor. İleride bir Michael Cera olur mu bilinmez ama gelecek vaat ettiği kesin. Gilmore Girls‘de senelerce karşımıza Lorelia Gilmore olarak çıkan Lauren Graham ise esas oğlunun annesi rolünde. Küçük bir rolü var ama onu izlemekten hep keyif almışımdır. Yine televizyon izleyicisinin daha iyi tanıyacağı Jim Gaffigan, Lost‘dan hatırlarımızda kalan Jeremy Davies göze çarpan diğer isimler. Ve bir de Julia Roberts‘ın yeğeni olarak tanıdığımız Emma Roberts var ki kendisini ilk kez bir filmde izledim. Çok yorum yapabileceğim bir aktris değil ama çok seviliyor. O yüzden biraz zaman tanıyorum ona. Saoirse Ronan ya da Dakota Fanning olur mu ilerde bilinmez.

It’s Kind of a Funny Story farklı kurgusu ve gülümseten hikayesiyle izlenmeye değer bir film. Ödül sezonunda adı geçmedi diye izlemezseniz haksızlık etmiş olursunuz. En azından ben beğendim bunu rahatlıkla söyleyebilirim.

[B-]

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir