83. Akademi Ödülleri – Son Tahminler: Part III

83. Akademi Ödülleri – Son Tahminler: Part III

Geldik tahminlerimizin son aşamasına. Artık ana dallar hakkında konuşma zamanı geldi. Teknik kategorilerden daha az süprizli olacağına inandığım asıl ödüllerde özellikle film ve yönetmen dalında neler olacağı merak konusu. Pazar günü gelmeden sizler de tahminlerinizi bizimle paylaşırsanız sevinirim. Böylece yarış çok daha zevkli bir hale gelir. Ama şimdi Oscar Boy’un son tahminleri…

EN İYİ FİLM
“127 Hours”; Christian Colson, Danny Boyle ve John Smithson
“Black Swan”; Mike Medavoy, Brian Oliver ve Scott Franklin
“The Fighter”; David Hoberman, Todd Lieberman ve Mark Wahlberg
“Inception”; Emma Thomas ve Christopher Nolan
“The Kids Are All Right”; Gary Gilbert, Jeffrey Levy-Hinte ve Celine Rattray
“The King’s Speech”; Iain Canning, Emile Sherman ve Gareth Unwin
“The Social Network”; Scott Rudin, Dana Brunetti, Michael De Luca ve Ceán Chaffin
“Toy Story 3”; Darla K. Anderson
“True Grit”; Scott Rudin, Ethan Coen ve Joel Coen
“Winter’s Bone”; Anne Rosellini ve Alix Madigan-Yorkin

83. Akademi Ödülleri uzun zamandır Oscar’da karşılaşmadığımız En İyi Film dalında süpriz yapabilecek bir hazırlıkla geliyor. Son ana kadar kim olduğunu tahmin edemeyeceğiz demiyorum. Çünkü yardımcı kadın oyuncu, kurgu, kostüm tasarımı, ses miksajı ve özgün müzik dalları The King’s Speech‘in zaferine bağlı olarak bize ipuçları verecek. Teker teker adayları incelemek gererkirse… 127 Hours bana göre yılın en iyi filmlerinden biri. Herşeyiyle beğendiğim, özellikle yönetmenliğe ve James Franco‘nun performansına hayran kaldığım bir film. Adaylar açıklanmadan önce hala 127 Hours ile Akademi’nin ilişkisi nasıl olur soru işaretimiz vardı ama aday oldu. Oscar adayı bir film olması mutluluk verici. Black Swan benim bir başka favorim. Yalnız senaryo dalında adaylık alamamış olması Akademi’nin Black Swan‘ı çok da sevmediğinin açık bir göstergesi. The Fighter… Bitmek bilmeyen boks filmlerinden biri daha. The Wrestler‘ı çok sevmiştim ama The Fighter beni hiç açmadı. Gösterime girdikten sonra bir anda ivmesi yükseldi. Hatta bir ara En İyi Film ödülünü alabileceğini bile düşündük ama artık öyle bir ihtimal yok. Inception ise seyircinin favorisi. Bunu Oscar Boy Ödülleri oylamasında da imdb’nin başlattığı ankette de görmek mümkün. Biz Christopher Nolan‘ı seviyoruz. Inception‘ı ayrıca seviyoruz. Batman Begins, The Prestige, Memento, The Dark Knight… Bunlar her yönetmenin elinden çıkabilecek filmler değil. The Kids Are All Right‘ın adaylığı bende birazcık abartıldığı düşüncesi yaratıyor. Sırtını Annette Bening‘in performansına dayamış bir film. Çok özellikli değil. Bu yılın en iyi bağımsızı hiç değil. Toy Story 3 bundan sonraki yıllarda artık En İyi Film dalında 10 aday olması sebebiyle her sene bir animasyonun olacağının işaretçisi. Lakin ben bir animasyonun En İyi Film seçildiğini göremiyorum yakın gelecekte. True Grit de gişedeki başarısıyla bence dikkate değer bir yapım. Coen Kardeşler‘in özellikle gişede çok başarılı yönetmenler olmadığını biliyoruz. Tabi True Grit izleyiciyle iletişim kurma konusunda diğer filmlerinden çok ayrı bir yerde. Hep söylediğim gibi yönetmenlerin Coenler olduğunu bilmesem mümkünatı yok anlayamam. Ve Winter’s BoneThe Town‘ın yerini aldı. Hak ediyor muydu? Bilmiyorum. Benim beğenmediğim bir başka film daha. Peki asıl yarış kimlerin arasında? Çoğunuzun bildiği üzere yarış tamamen The Social Network ve The King’s Speech arasında gidiyor. The Social Network tüm eleştirmenlerden En İyi Film ödülünü aldı. The King’s Speech ise PGA, SAG, DGA başta olmak üzere her birlikten ödülle döndü. The Social Network Critics Choice ve Altın Küre zaferleriyle dikkat çekti. The King’s Speech ise izleyici desteğinin yanı sıra BAFTA’dan hem En İyi Film, hem de En İyi İngiliz Filmi ödülünü alarak farklı bir başarıya imza attı. Peki hangisi En İyi Film seçilecek? The King’s Speech seçilecek bana göre. Akademi’nin daha önceki yıllarda yaptığı seçimlere baktığınızda da bu tür kalbe dokunan hikayeleri seçtiklerini biliyoruz. Tamam belki son yıllarda The Hurt Locker, No Country for Old Men, The Departed gibi çok mutlu olmayan filmler seçmiş olabilirler. Ama The Social Network‘ü de seçecekleri anlamına gelmiyor bu. Çünkü bu yıl The Social Network‘e tercih edebilecekleri bir film var ellerinde. Ben The King’s Speech diyorum ama hala The Social Network için de bir umut ışığı olduğunu söyleyebilirim. Daha önceki yıllarda Crash-Brokeback Mountain, Shakespeare in Love-Saving Private Ryan, Titanic-L.A. Confidential, Gandhi-E.T karşılaşmalarından kimlerin sağ çıktığını bakarak da nasıl bir sonuçla karşılaşacağımızı anlamak mümkün.
Kazanacak:
The King’s Speech
Kazanabilir: The Social Network
Kazanmalı: Eğer The King’s Speech ve The Social Network arasından bir seçim yapmak zorundaysak The Social Network. Ama 10 film arasında favorim Black Swan.

EN İYİ YÖNETMEN
Darren Aronofsky, “Black Swan”
Joel ve Ethan Coen, “True Grit”
David Fincher, “The Social Network”
Tom Hooper, “The King’s Speech”
David O. Russell, “The Fighter”

The King’s Speech filminin En İyi Film seçilmesi beni rahatsız etmez. The Social Network‘ü tercih ederim yukarıda da söylediğim gibi ama film ödülünü alması hakikaten bana dokunmaz. Ama Tom Hooper‘ın bunca isim arasından sıyrılıp Oscar’a kavuşması ihtimalini düşününce çıldıracak gibi oluyorum. Deseler ki bu 5 ismi sıralayın, kesinlikle Hooper‘ı en sona yerleştiririm. En İyi Film ödülünü alan En İyi Yönetmen’i de alır mantığı sebebiyle burada olduğuna inandığım Hooper DGA’i alınca cidden bozulmuştum. Tahmin ediyordum ama gerçekten olunca insan şoka giriyor. Peki Oscar’da durum ne olacak? Şimdi… David O. Russell ve Coen Kardeşler burada süs olarak bulunuyor. Russell senelerdir yaptığı rezalet filmlerin telafi etti diyebiliriz bu adaylıkla. Coenler ise zaten bu ödülü birkaç sene evvel aldı. True Grit‘i ne kadar sevmiş olurlarsa olsunlar onlar için herhangi bir ihtimal yok. Darren Aronofsky benim bu daldaki favorim. Requiem for a Dream haricinde her işine taptığım, bayıldığım ve bence şu an dünyadaki en iyi 5 yönetmen arasında yer olan harika bir adam. Sonunda En İyi Yönetmen kategorisinde Oscar’a aday olmuş olması harika birşey. Önümüzdeki 10 yıl içerisinde de bu ödülü alacağına eminim. Gelelim Fincher‘a… Bana göre bu ödülü o alacak. Tom Hooper diyenler çok olsa da ben Fincher‘a olan borçlarını ödeme zamanlarının geldiğini düşünüyorum. Tamam The Social Network‘e aşık olmamış olabilirim ama adamın kariyerine bakar mısınız: Se7en, Fight Club, Zodiac, The Curious Case of Benjamin Button, The Game, Panic Room !!! Kötü film yok. Bu filmle hak etmiyor olsa bile madem iş Hooper-Fincher kapışmasına geldi o zaman tartışmasız Fincher‘dır seçimim. Tom Hooper için ise söylenebilecek özel bir cümlem yok. Başarılı TV filmlerine ve dönem dizilerine devam etmesi yeterli. Bu ödülü alırsa en çok üzüleceğim insanlardan biri, bu kadar açık.
Kazanacak:
David Fincher, The Social Network
Kazanabilir: Tom Hooper, The King’s Speech
Kazanmalı: Darren Aronofsky, Black Swan

EN İYİ ERKEK OYUNCU
Javier Bardem, “Biutiful”
Jeff Bridges, “True Grit”
Jesse Eisenberg, “The Social Network”
Colin Firth, “The King’s Speech”
James Franco, “127 Hours”

Şu son zamanlarda Colin Firth‘in ne kadar şanslı bir aktör olduğunu söyleyip durdum. Çünkü Firth kariyerinin hakikaten tam olarak zirvesinde Oscar alacak. Bu her oyuncunun başına gelen birşey değil. Natalie Portman için de aynısını söylemek mümkün ama Colin Firth‘inki bambaşka. Düşünsenize Tom Ford‘un filmi A Single Man‘da eşsiz bir performans sergiliyorsunuz. Üzerine neredeyse bir TV filmi niteliğinde The King’s Speech adında bir film teklifi geliyor. Tabi yine çok iyi oynuyorsunuz ama geçen seneki işinizle kıyaslanamaz bile. Kariyeriniz sadece ikinci sınıf romantik komedilerle dolu. Herkes sizi “Bridget Jones‘da Hugh Grant olmayan adam, diğeri” olarak tanıyor ve bam! Oscar kucağınıza düşüyor. Firth benim de fazlasıyla sempatik bulduğum, sektörün en sevdiğim yüzlerinden biri. O kadar sıcak bir gülümsemesi var ki performanslarını kenara atın, adama kızamıyorsunuz. Ama şunu da kabul edin. Firth için birden “Biz bu adamı neden ödüllendirmiyoruz?” sorusu çıktı ortaya. Jude Law her filminde döktürüyor. Brad Pitt kariyerimi toparlayacağım diye Benjamin Button ve Inglourious Basterds gibi iki harika işte rol alıyor. Leo çocuk imajını atmak üzere Scorsese‘nin verdiği her işi kabul ediyor. Ama Colin Firth ne yaptı diyorsunuz? A Single Man ve bir de bu film işte. Firth‘i bir kenara atıp kategorinin tamamına baktığımızda ise eşsiz işler görüyoruz. Ben James Franco‘nun kazanmasını çok daha fazla istiyorum ama Firth‘in de rolünü iyi yaptığı çok açık. Javier Bardem son dakika süprizi olarak girmişti bu dala. İyi ki de girmiş. Bardem gibi başarılı bir aktörün, yine oldukça başarılı bulduğum Biutiful gibi bir filmle aday olması beni ancak mutlu eder. Jesse Eisenberg için ise devler ligine geçişi oldu bu adaylık. Ve Jeff Bridges… O zaten Jeff Bridges. Ne yapsa en iyisini yapıyor, yoruma ne gerek var? Peki kim kazanır? Colin Firth. Alternatif yok, süpriz yok. Oraya ödülü almak için gidecek, ödülü alacak, evine dönecek.
Kazanacak:
Colin Firth, The King’s Speech
Kazanabilir: James Franco, 127 Hours
Kazanmalı: Franco ya da Firth, hiç fark etmez

EN İYİ KADIN OYUNCU
Annette Bening, “The Kids Are All Right”
Nicole Kidman, “Rabbit Hole”
Jennifer Lawrence, “Winter’s Bone”
Natalie Portman, “Black Swan”
Michelle Williams, “Blue Valentine”

Tartışmalara fazlasıyla açık, Natalie Portman‘ın kazanmaması halinde herkesin deliye döneceği dal. Şimdi… Önce diğer 3 adaydan konuşalım. Nicole Kidman, The Hours ile Oscar’a kavuştuğundan beri ilk kez Oscar’a aday oldu. Tamı tamına 8 sene olmuş. İnsanın inanası gelmiyor. Ama onu tekrar devler liginde görmek güzel. Jennifer Lawrence… Bana göre yılın en fazla abartılan performansı. Winter’s Bone‘u genel olarak sevmediğim ve benim için tam anlamıyla bir hayal kırıklığı olduğu için bu kısmı yorumsuz bırakıyorum. Michelle Williams ise kesinlikle takdir ettiğim bir oyuncu. Brokeback Mountain‘dan beri çok akıllıca seçimler yaparak hep iyi filmlerde karşımıza çıkıyor. Tabi bu üç bayanın kazanması gibi bir ihtimal yok. Onlar sadece aday oldukları için mutlu olacaklardan. Gelelim Bening-Portman kapışmasına. Critics Choice, Altın Küre, BAFTA, SAG derken Portman her yerden ödülle döndü. Aralık ayında ödülü almasını hayal olarak gördüğümüz Natalie genç yaşında Oscar’a kavuşacak gibi gözüküyor. Yalnız herşey o kadar kesin değil. Hala ortada bir türlü ödüllendirilmemiş bir Annette Bening faktörü var. Bu aralar herkes The Kids Are All Right ve Bening‘i aşağılayarak olası bir süprize karşı Akademi’yle uğraşıyor. “Julianne Moore o filmde daha iyiydi.” diyenler zaten en çok güldüklerim. Moore‘un o filmde ne oyunculuğu varmış da Bening‘den daha iyiymiş anlayamadım. Şimdi gelelim Annette Bening‘in performansına. Kariyerinin en iyisi olmadığını ben de kabul ediyorum. Being Julia‘yı izledikten sonra daha ötesi olabileceğini düşünmemiştim. Çok çok iyiydi ama kazanamamıştı ödülü. Ama şimdi bu filmdeki performansı da kötü değil, lütfen! Özellikle filmde Bening‘in karakterinin gerçekleri anlayıp dış dünyadan koparak ifadesizce baktığı 1,5 dakikalık o kısım bile bence burada olmasını gerektiyor. Komik olmayalım. Bu kadınlar bu yıl gösterime girenler arasında en iyi 5! Sadece beş. Yüzlerce oyuncu arasından sadece ve sadece beş kadın. Yine de Portman‘ı tercih ediyorum, orası ayrı. Black Swan‘daki performansını ödüllendirmemek düpedüz mantık hatası olur bunu da hep söylüyorum. Süprize açık olun ama kendinizi Annette Bening‘e de kaptırmayın. Benden bu kadar.
Kazanacak:
Natalie Portman, Black Swan
Kazanabilir: Annette Bening, The Kids Are All Right
Kazanmalı: Natalie Portman, Black Swan

EN İYİ UYARLAMA SENARYO
“127 Hours”; Danny Boyle ve Simon Beaufoy
“The Social Network”; Aaron Sorkin
“Toy Story 3”; Michael Arndt (senaryo), John Lasseter, Andrew Stanton ve Lee Unkrich (hikaye)
“True Grit”; Joel Coen ve Ethan Coen
“Winter’s Bone”; Debra Granik ve Anne Rosellini

Sezon boyunca uyarlama senaryo adı altında verilen tüm ödüller tek bir filme gitti, o da The Social Network. WGA başta olmak üzere Altın Küre, Critics Choice ve BAFTA’yı kazandı Aaron Sorkin. Ayrıca tüm yerel eleştirmen gruplarından ödülleri topladı. Uyarlama/özgün ayrımı yapmayanların neredeyse tamamını kazandı. Sadece “uyarlama senaryo” adındaki ödüllerin ise tamamını silip süpürdü. Şimdi oturup da bu ödülün başka bir filme gideceğini düşünmek düpedüz aptallık olur. Son zamanlarda Toy Story 3‘nin ödülü alabileceğini söyleyenler oldu. Hatırlarsanız geçen sene Up in the Air alacak diye beklerken Precious‘ın kazanmasıyla hepimiz şok olmuştuk. Ama geçen sene bu derece bir kesinlik yoktu bu ödülü alacak film için. The Social Network‘ün hiç ödül almasa bile bunu alacağından eminiz. Tabi bu kategoride çok başarılı isimler de mevcut. Mesela 127 Hours… İsterdim ki Danny Boyle bundan 2 sene evvel ödüllere boğulmamış olsun. Böylece 127 Hours hak ettiği değeri görebilirdi. Ya da True Grit. Coen Kardeşler‘i hiç sevmemiş olsam da True Grit‘in başarısı ortada ki ben bile beğendim. Ve bir de Winter’s Bone var ama daha önce de belirttiğim gibi filmi beğenmediğimden aldığı her adaylık bana saçma geliyor. Toy Story 3 ne kadar beğenilmiş olursa olsun, The Social Network‘de Akademi’nin zevkinin ne kadar dışında olursa olsun bu ödül Aaron Sorkin‘in. Tartışmaya gerek yok.
Kazanacak:
The Social Network
Kazanabilir: Toy Story 3
Kazanmalı: The Social Network

EN İYİ ÖZGÜN SENARYO
“Another Year”; Mike Leigh
“The Fighter”; Scott Silver (senaryo), Keith Dorrington (hikaye), Paul Tamasy ve Eric Johnson (senaryo ve hikaye)
“Inception”; Christopher Nolan
“The Kids Are All Right”; Lisa Cholodenko ve Stuart Blumberg
“The King’s Speech”; David Seidler

Ben Oscar Boy Ödülleri’ni hazırlarken The King’s Speech‘i senaryo kategorisinde aday etmedim. Sebebi ise çok açık. Çünkü filmin çok başarılı bir kaleme sahip olduğunu düşünmüyorum. Daha doğrusu başarılı olduğunu ama beklenenden fazlasını vermediğini düşünüyorum. Bu dalda The King’s Speech ‘in kazanacağı çok açık. Belki The Social Network‘ün uyarlama senaryo zaferi kadar kesin cümleler kuramıyoruz ama The King’s Speech‘e alternatif birşey çıkacağını zannetmiyorum. Benim favorim tabiki de Inception. Ama Akademi’nin Christopher Nolan‘la ciddi problemleri olduğu için normal bir film çekene kadar onu ödüllendireceklerini pek zannetmiyorum. Tıpkı Fincher‘ın Benjamin Button denemesi gibi Nolan‘ın da Akademi’nin seveceği birşeye ihtiyacı var. Another Year ve The Fighter kesinlikle süs için burada. Mike Leigh‘yi çok seviyorlar, evet. Ama bence Mike Leigh‘nin tek yapması gereken burada olduğuna mutlu olmak. Bir beklentisi olduğunu zannetmiyorum. The Kids Are All Right ise yine bu kadar beğenilmesine çok şaşırdığım bir film. Ben de sevdim ama yılın en iyi 10 filmi arasında göremiyorum. Hele ki en iyi 5 senaryosu arasında hiç göremiyorum. Bana göre filmin tek artısı oyuncuları. Tabi benim fikrim The Kids Are All Right‘ın The King’s Speech‘e bir alternatif olmadığını göstermiyor. Eğer bir süpriz olacak bunu yapabilecek tek insan Cholodenko. Lakin sonuç belli gibi. Dediğimiz kadar sevdilerse The King’s Speech‘i başka bir filmin kazanması mümkün değil. Ben hala Seidler‘ın yerinin kesinleşmediğini söylesem de hakikaten zarftan onun yerine başka bir ismin çıktığını düşünemiyorum.
Kazanacak:
The King’s Speech
Kazanabilir: The Kids Are All Right
Kazanmalı: Inception

EN İYİ KURGU
“127 Hours”; Jon Harris
“Black Swan”; Andrew Weisblum
“The Fighter”; Pamela Martin
“The King’s Speech”; Tariq Anwar
“The Social Network”; Angus Wall ve Kirk Baxter

Kurgu ödülü birazcık film ödülüyle örtüşen bir ödül. Yani eleştirmenlerin ve tahmincilerin çoğu kurgu ödülünün sonucunu duyduktan sonra film ödülünün de o filme gideceğini söyler. O yüzden burada kimin kazanacağı önemli diye düşünebilirsiniz. Ama şöyle birşey var. Akademi The King’s Speech‘i ne kadar sevmiş olursa olsun oturup da hiçbir özelliği olmadığı bir dalda onu ödüllendirmez. Tabi ödüllendirebilir de. Sonuçta onların takdirine kalmış. Yalnız bir şekilde The King’s Speech‘in ödüllendirilmesi gereken bir kurgusu olmadığının farkındadırlar diye düşünüyorum. Ve tabi The Social Network var. Buradaki favori şu an açık ara The Social Network. Çünkü Fincher‘ın filmlerini bu derece güçlü kılan etkenlerden biri her zaman kurgusu olmuştur. Bu yüzden bu sene film-yönetmen benzerliği olmayacağını düşündüğüm gibi film-kurgu benzerliği olmayacağını da düşünüyorum. Bir de kimin hak ettiğini düşündüğüm var ki o zaman aklıma sadece Black Swan ve 127 Hours geliyor. Inception‘ın zaten burada olmaması başlı başına bir şaka. Sırtını tamamen kurgusuna dayamış bir filmin bu dalda Oscar’a aday olmamış olması Akademi’nin hala Inception ayarındaki filmlere ve tabi Nolan‘a karşı olan sevgisizliğini gösteriyor. The Fighter‘ın adaylığı ise bir başka tartışma konusu. Bu boksör filmlerine olan sevdalarından artık bıktık usandık. Belki The Wrestler gibi başarılı hikayeler ödüllendirilmeyi hak ediyor olabilir ama The Fighter gibi sonuna kadar Amerikan bir filmi bu kadar yüceltmenin zaten Akademi’ye önyargılı olan o belirli kesim için ne anlam ifade ettiğini anlamak çok güç değil. Şimdilik The Social Network diyorum. The King’s Speech tabiki de bir alternatif ama burada başabaş bir yarış olduğu söylenemez. 
Kazanacak:
The Social Network
Kazanabilir: The King’s Speech
Kazanmalı: Black Swan

YABANCI DİLDE EN İYİ FİLM
“Biutiful” (Meksika); Alejandro González Iñárritu
“Dogtooth (Yunanistan); Giorgos Lanthimos
“In a Better World” (Danimarka); Susanne Bier
“Incendies” (Kanada); Denis Villeneuve
“Outside the Law (Hors-la-loi)” (Cezayir); Rachid Bouchareb

Akademi üyeleri yabancı film kategorisinde şaşırtmayı, gerçekten sevdikleri filmleri seçmeyi artık bir adet haline getirdi. Eleştirmenler A Prophet derken onlar The Secret in their Eyes‘ı seçti. Waltz with Bashir, Revanche, The Class ve The Baader Meinhof Complex gibi sezonun tüm ödüllü filmleri arasından Departures sıyrılıp bir şoka imza attı. O yüzden bu sene Biutiful‘un kazanmasını bekleyen izleyicilerin Inarritu‘nun sahneye çıkamayacağını bilmesinde yarar var. Dogtooth bu dalın oylama şekli sebebiyle bir şekilde ilk 5’e girdi denebilir. Çünkü yabancı film kategorisinde gönüllü olarak oy veren bir grupla ayrıca sabit bir komite var. Dogtooth‘un deneysel yapısının da asıl komite tarafından seçildiğini anlamak çok güç değil. Bu yüzden ödülü kazanmaları hayal. Outside the Law da son anda buraya girenlerden. Süpriz yapabilir mi? Hiç zannetmiyorum. Yarış açık ve net bir şekilde iki ülke arasında, Danimarka-Kanada, sürüyor. Danimarka’nın adayı In a Better World Altın Küre’de ödül alarak herkesi şaşırtmıştı. Özellikle oyunculukları çok beğenilen filmin seyirci tarafından da en çok sevilen aday olduğunu söyleyebiliriz. Ama ortada bir Incendies gerçeği var. Oyunculukları, senaryosu ve yönetmenliğiyle dört dörtlük bir trajedi. Ben Biutiful dışında diğer adayları izleyemedim. Yalnız bu filmleri izleyen eleştirmenlerin yazılarını okuduğunuzda Akademi’nin Incendies‘den yana bir seçim yapacaklarını düşünmeden edemiyorum. Tabi süpriz olabilir, Danimarka kazanabilir. Zaten bu sene 24 daldan yarısını tahmin etsem mutlu olacak durumdayım. Çünkü herşey çok belirsiz. Ve uzun zamandır böylesine bir belirsizlik olmadığı için de Oscar her zamankinden daha zevkli olacakmış gibi gözüküyor.
Kazanacak:
Incendies
Kazanabilir:
In a Better World

***

Ödül karnesi (eğer tüm tahminlerim doğru çıkarsa)
5: The King’s Speech
3: The Social Network ve Inception
2: The Fighter ve Toy Story 3
1: True Grit, Alice in Wonderland, The Wolfman ve Black Swan

Yarın: Olası 10 süpriz

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

1 Yorum

  1. zey net

    sevgili oscar boy: değerlendirmelerimiz çok yakın birbirine.. ama bakalım yarın gerçekler ne göstere?.. ben mlsf cd bozuk olduundan 127 hours izleyemedim ama network açık ara favorim..tabi uyarlama senaryo ve kurguda da.. black swan da hemen ardında.. darren aronofsky hakkında uyuşmadıımız nokta beni derinden sarsan requiem for a dream.. ve evet benim de bu listede favori yönetmenim.. bence de anette ile natalie arasında.. ve mecburen de olsa kekeme kral demeliyim.. oysa eiseneberge (özellikle de dev olmadan sakince çarptığı için) az buçuk hayranım!.. yabancı kategorisindekiler de elime geçmediinden izleyemedim.. true grit ve winter’s bone arasında ikincisini tercih ederim.. the fighter az dövüş sahneli sıkı film..inception’u ise söylemeye utanıyorum ama mlsf izleyemedim:((.. sevgilerim.. oscar woman olsun ismim:))

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir