The Green Hornet

The Green Hornet

Geçtiğimiz yıllardan farklı olarak bu yıl iyi-kötü ayırt etmeden vizyona giren filmleri olabildiğince izleme kararı aldım. Hem böylece teknik dallarda olası adaylıklar alabilecek filmleri de izlemiş olacağım. Tabi aynı zamanda vizyonda olan filmlere hakim olma durumu da var. Ne kadar iyi, ne kadar kötü yaptığım tartışılır. Ama bir yerlerden başlamakta da yarar var. Bu arada yine daha önceki yıllarda En İyi Film seçilen yapımlara da yer vereceğim sayfada. Yalnız bu projemin tam olarak yerini bulması zaman olabilir. Tekrar vizyona giren filmleri olabildiğince izleme kararıma dönersek… Bu kararımın ilk talihlisi The Green Hornet oldu. Ne yazık ki “talih”in tam olarak doğru bir kelime olduğunu söyleyemeyeceğim. Çünkü The Green Hornet şimdiden benim için yılın en kötü filmi oldu.

İsterseniz işin felaket kısmıyla başlayalım. Çünkü bu dilmin yönetmeni Eternal Sunshine of the Spotless Mind ile çoğunuzun hayran olduğu Michel Gondry. Ben Eternal Sunshine of the Spotless Mind‘ın fazlasıyla abartılan bir film olduğunu düşünmeme rağmen seveni çok. İyi olduğu kesin. Ona sözüm yok da hakikaten modern klasik olabilecek kadar iyi mi tartışılır. Neyse. Zaten Gondry‘nin asıl işi video klip çekmek. Tam olarak beyazperde için çalışıyor diyemeyiz. Çıkışını yaptığı filmden sonra çektiği The Science of Sleep‘i izlemedim. Ama 2008’deki Be Kind Rewind‘ı izlemiştim. Ortalama bir filmdi o da. Ne diyeyim? Gondry‘nin kariyerine baktığında abartılan bir yönetmen olduğunu düşünmeden edemiyorum zaten. The Green Hornet filminin ise onun tarafından çekildiğini film bittiğinde öğrendim. Böylece Gondry‘nin ciddi anlamda yeteneksiz bir adam olduğunu da doğrulamış oldum.

Filmin senaryosu Seth Rogen ve Evan Goldberg tarafından uyarlanmış. Goldberg bundan önce Rogen ve ekibiyle Pineapple Express ile Superbad‘de çalışmıştı. Seth Rogen‘ın ise beyazperdede dördüncü kez senarist kimliğiyle karşımıza çıkışı bu. Pineapple Express, Drillbit Taylor ve Superbad diğer projeleri. Peki The Green Hornet‘nin senaryosu nasıl? Sıkıcı, anlamsız ve hiç komik değil. İsterdim ki incelikli bir komedi olsun da gülmesem de sırıtmama sebep olup düşündürsün. Ama yok! Bir an olsun gülümseyemedim.

Seth Rogen filmin başrolünde. Bana göre Amerika’nın dünyaya sunduğu bir beceriksizlik abidesi bu adam. Neden bu kadar gülüyorlar, neden bu kadar seviyorlar bilmiyorum. Diğer komedyenlerden ekstra bir özelliği bile yok! Burada da tüm antipatisiyle karşımızda. Çok filmini izlediğimi iddia edersem yalan söylemiş olurum. Pineapple Express ve Funny People‘da izlemiştim daha önce. Ve sevmedim, sevemedim. Rogen beyazperdeye hiç yakışmayan aktörler sıralamamda birinci gelir. En antipatikler listemde diğer oyuncuların hepsine fark atar. Karalamak istemesem de Rogen‘ın bugüne kadar Türkiye’den ciddi bir hayranına rastlamadığım için susacak da değilim. Filmin diğer yıldızı Jay Chou‘yu tanımıyorum. Daha önce birkaç Uzak Doğu filminde rol almış. İçlerinde Oscar adayı Curse of the Golden Flower da var. Tanıyanınız çıkabilir ama ben ayırt edemediğim için yorum yapmayacağım. Cameron Diaz tüm yeteneksizliğiyle filmde arz-ı endam eden oyunculardan bir diğeri. Yine aynı mimikler, aynı hareketler… Sanki her filmde aynı kadını oynuyormuş gibi. Kısaca izlediğimiz bir Tom Wilkinson da mevcut. Ona da çok bayılmam ama bence bu filmde yer alarak asrın hatasını yapmış. Ve tabi Amerika’da ünlenen her Avrupalı oyuncunun yaptığı gibi rezalet bir aksiyon filminde yer alarak bu klişeyi bininci defa tekrarlayan sıradaki kurban, Christoph Waltz. Filmdeki tek eğlenceli ayrıntı o olmasına rağmen o da kurtaramadı The Green Hornet‘ı. Konuk oyuncu olarak James Franco vardı eklemek istediğim. Oscar’daki itici tavırlarından sonra ona olan sevgimi de biraz yitirmiş bulunmaktayım ya, neyse artık bu da başka bir yazıya.

The Green Hornet şimdiden benim için 2011’in en kötü filmi. Michel Gondry‘de M. Night Shyamalan ışığı görüyorum ben. Gittikçe batıracakmış gibi bir his var içimde. Tabi yanılıyor da olabilirim. İzlemeyin, gerçekten izlemeyin. Vaktinize yazık.

[F]

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College’a başladı. Şimdi de University College London’da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir