Av Mevsimi

Av Mevsimi

Türk filmlerine olan ilgimi alakamı bilen bilir. Yılda maksimim 5 Türk filmi izlediğim yetmezmiş gibi kim nerede oynuyor, kimin hangi filmi ne zaman oynadı gibi konularda da bilgim sıfır. Lakin bundan sonra bu konuda daha aktif olmak istiyorum. Tabi yine de harekete geçmişliğim mevcut değil ama en azından kafama koydum. Kendimi bu şekilde avutabilirim. 2010 yapımı Türk filmleri arasından ise şimdilik sadece Bal ve Eyvah Eyvah 2‘yi izledim. İki film arasındaki alakasızlığı, aynı zamanda o kadar Türk filmi gösterime girmesine rağmen içerisinden sadece iki tanesini izlemiş olmamı istediğiniz gibi yorumlayabilirsiniz. İnsan kendi ülkesinde yapılan filmlere nasıl kayıtsız kalabilir gibilerinden sitemlere de, izlememek sizin kendi bileceğiniz iş diyenlere de, Türk sinemasının olduğu yerde saymasından dem vurup bana hak verenlere de açığım. Şimdiki konumuz ise bir şekilde 2010’un seyirci tarafından en çok sevilen filmlerinden biri haline dönüşen Av Mevsimi. Az Türk filmi izlemem sebebiyle genelleme yapamayacağım için özür dileyerek başlayalım…

Av Mevsimi, Türkiye’nin en özel yönetmenlerinden Yavuz Turgul‘un son filmi. Yönetmenliğini yaptığı filmler içerisinde Gönül Yarası, Eşkıya, Muhsin Bey, Fahriye Abla gibi pek çok klasik var. Ayrıca senarist kimliğiyle de tanıdığımız Turgul‘un yazarlık filmografisinde ise Tosun Paşa, Davaro, Çiçek Abbas, Züğürt Ağa, Kabadayı filmlerini görmek mümkün. Karşınızda çok özel bir insan var desem yeridir. Yaptığı her filmle, her işle kült olmayı başarmış artık kendine has bir yere sahip önemli bir şahsiyet. Av Mevsimi‘nin hem senaristliğini hem yönetmenliğini üstlenen Turgul için ne yazık ki bu sefer herşey o kadar iyi gitmemiş. Ki bunu neredeyse hiçbir Türk filmini beğenmeyen ama Yavuz Turgul diyince dut yemiş bülbüle dönen ben söylüyorum! Av Mevsimi özellikle senaryo anlamında tam bir fiyasko, ciddi bir felaket. Suç filmi olmak isteyip de olamayan, suç filmi başlığı altında karakterlerle ilgili hoş anektodları seyirciye aktarmaya çalışıp batıran bir film. Yavuz Turgul‘un kamerasından ne kadar artı puan geliyorsa, kaleminden de o kadar eksi gidiyor. Hadi bu basit “Katil kim?” sorgulamasını bir kenara atın, olayın bağlandığı yerde bir zeka ürünü beklerken komik ayrıntılarla renklendiren sonuca ne demeli?

Av Mevsimi bana birazcık geçen seneki El Secreto de sus Ojos‘u hatırlattı. Arjantin’in Oscar’lı filmine benzer öğeler var içinde. Daha doğrusu olmak isteyip de alakasız bir yerlerden çıkılmış gibi. Belki senaryo daha önce yazılmıştır, belki proje daha önce harekete geçirilmiştir bilemiyorum. Ama ben benzetmeden edemedim. Çünkü yakalamak istediği atmosfer konusunda insanı düşündüren bir tanıdıklık söz konusu. Ya da bu benim paranoyam, kim bilir? Av Mevsimi‘ni gerçekten sevmek isteyip de sevememektendir belki de sitemim. Sonuçta kendi ülkemde üretilen filmler içerisinde beklentiye girdiğim tek insan Yavuz Turgul. Onun imzasının olduğu bir filmde de hayal kırıklığına uğrayınca insan ister istemez üzülüyor.

Tüm bu karmaşayı ele bırakıp kadroya baktığımızda ise elimizde sadece iyi bir Cem Yılmaz performansı var. Bunu filmde söylediği, artık duymaktan bıktığım türkü için değil gerçekten iyi olduğu için dile getiriyorum. Ciddi anlamda gerçekçi ve takdiri hak eden bir yorum katmış rolüne. Bu sezon ödül almaması şaşkınlık verici. Şener Şen için ise cepten yemiş demeden edemeyeceğim. Bu kadar düz bir adamı daha düz oynayamazdı zannediyorum. Bir ara banka reklamlarında oynuyordu ya işte oradaki Şener Şen‘in içerisinden mizah kısmını alırsanız bu filmdeki karakterini elde edebilirsiniz. Okan Yalabık ve Melisa Sözen genç (artık ne kadar genç denebilirse) oyuncular arasında benim zaten hep en sevdiklerimden olmuştur. Yalabık‘ın kendine has tarzı oldum olası hoşuma gidiyor. Melisa Sözen‘i ise Çemberimde Gül Oya‘dan beri merakla takip ediyoruz. Usta oyuncu Çetin Tekindor da bu filmde en fazla Şener Şen kadar iyi diyeyim. Taşralı zengin adam rolü ona pek uymamış. Herhalde kendisini Ömer Arhan olarak benimsemiş olmamla bir ilgisi var.

Av Mevsimi bana kalırsa başarılı bir film değil. Cem Yılmaz, kadrodan birkaç kişi ve tabi Turgul‘un senaryosu değil de kamerasının hatrına izlenebilir. Yalnız ben beklentilerin çok yükseltilmesinden yana değilim. Ne bir Eşkiya olur ne de Gönül Yarası

[C+]

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

4 Yorum

  1. kimbuadam

    Benzer holywood filmlerine öykünen fakat içine yerli karakterler ve hikayeler de katan fakat klişeşerden arınamayan prodüksiyon olarak ve Türk yapımı filmlere kıyasla belli bir kaliteyi tutturan fakat genel sinema sanatı içinde kendine en ufak ir yer bile bulamayacak filmlerden av mevsimi.

    the secret in their eyes benzetmesine katılıyorum.izlerken benim de aklıma gelmedi değil

    Yanıt
  2. Geri İzleme: Turkish Film Reviews: Av Mevsimi (Hunting Season) | seanonstad

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir