Outside the Law (Hors-la-loi)

Outside the Law (Hors-la-loi)

Oscar sonrası kaçırdığım adayları izlediğimi daha önce defalarca kez söyledim. İsterseniz direk o kısımları atlayıp yabancı film dalındaki 5 adayı da izlemeye çalıştığıma gelelim. Şimdilik 4 adayı izlemiş bulunmaktayım ama sadece 2’sini yorumlayabildim. Birincisi Biutiful‘duki benim Oscar Boy Ödülleri listemde ilk 10’a girmişti. İkincisi ödülü kazanan In a Better World‘dü. Konuyla ilgili yazımda iyi bir film olmasına rağmen en iyi olmadığını söylemiştim. Şimdi sıra geldi üçüncüsüne. Meksika ve Danimarka’dan sonra Cezayir’in adayını konuşmaya…

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Cezayir’in bağımsızlık mücadelesini konu alan Outside the Law, orijinal adıyla Hors-la-loi daha önce Oscar’a aday olan bir başka film Days of Glory‘nin yönetmeninin son filmi. Rachid Bouchareb filmi hem yönetmiş, hem de senaryosunu kaleme almış. Cezayir’in bu tarz bir filme ne kadar ihtiyacı vardı bilinmez ama sanki yanlış anlaşılmalara oldukça açık bir filmmiş gibi geldi bana. Eğer azıcık zorlarsanız Cezayirlilerin zorba insanlar olduğunu düşünebilirsiniz. Tamam ortada Fransızların katlettiği insanlar mevcut. Hatta milliyetçiliğiniz ağır basarsa bizim soykırım yaptığımızı iddia eden Fransızlara daha fazla diş bileyleyebilirsiniz. Lakin filmde Cezayir masum gözükmek isterken bir anda Bouchareb‘in ellerinden ciddi anlamda antipatik bir tarih kesitine dönüşmüş.

Outside the Law‘ın yönetmenlik açısından tüm artılarına rağmen senaryoda çok ciddi eksiklikleri var ki bunlardan birincisi de gerçekleri fena halde saptırma. Ben bu tarz gerçek olayları anlatan filmlerde tarafsız kalmayı tercih eden filmleri seviyorum. Lakin ne kadar objektif olunmaya çalışılsa da Hors-la-loi‘da seyirciyi filmden uzaklaştıran pek çok şey var. Bunların başında tüm o soykırım hikayesi geliyor. Bunları bir kenara atıp hikayenin geneline bakıldığında ise tarih dersi vereceğiz derken karakterlerin fazla sığ kaldığını görüyorsunuz. Bilemiyorum, ben sanırım filmi sevemedim. Kendimi böyle bir zorunluluk içerisinde de hissetmiyorum zaten. Aksine Akademi’yi suçlayan bir tavır tutunmuş durumdayım. İzlediğim diğer adaylarla Outside the Law arasında öylesine derin bir uçurum var ki kelimelerle ifade edilemez.

Kadroda 3 Fransız oyuncunun ağırlığı hissedilmekte. Birincisi Sami Bouajila. Daha çok kendi ülkesindeki işleriyle bilinen Bouajila‘nın performansının göz doldurduğunu söylemeliyim. Filmin merkezindeki üç kardeşten iş bitirici olanı canlandıran Roschdy Zem de en az Bouajila kadar başarılı. Belki aranızda kendisini Live and Become‘dan hatırlayanlarınız bile olabilir. Bu üçlüden bana en tanıdık olan Jamel Debbouze ise en zayıf halka. Onu da Amelie‘deki manavın çırağı olarak tanıyorum zaten. Luc Besson‘un Angel-A‘sını izlediyseniz bilemeyeceğim. Bu arada üç aktörün de daha önce yönetmen ile Days of Glory‘de çalışmışlığı mevcut. Kadronun geri kalanında başarılı pek çok isim bulunmakta. Çoğu ünlü olmayan isimler lakin Outside the Law‘ı belki sevebilmenize sebep olabilecek tek insanlar da oyuncular.

Bana kalırsa Hors-la-loi başarısız bir film. Ortalamanın biraz aşağısında, senaryosu fazlasıyla sıkıcı ve bilgiçlik taslayarak antipatikleşen düzeyde. İstanbul Film Festivali’nde izleyecek olanlarınız varsa şimdiden kendinizi uzun bir tarihi kesite hazırlamanızı öneririm. Sıkılmanız olası.

[C+]

Oscar Karnesi
Yabancı Dilde En İyi Film

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir