Happythankyoumoreplease

Happythankyoumoreplease

Sitemizin adı “The Oscar Boy” olduğu için genellikle amaca hizmet edip beyazperdeden bahsediyorum ama ciddi anlamda takipçisi olduğum televizyon programları, daha doğrusu diziler de mevcut. Mesela Skins‘i nasıl bir tutkuyla izlediğimden ya da 30 Rock‘ın televizyonda en çok güldüğüm program olduğundan hiç bahsetmedim bugüne kadar. Ya da Nurse Jackie‘nin yeni sezonunu nasıl merakla beklediğimden, The Good Wife‘ı internete düştüğü anda izlediğimden… Kısacası karşınızda en az beyazperdeyle ilgili olduğu kadar televizyonla da ilgili bir adam var. Tabi hala Dexter gibi birkaç ekran klasiğine el atmış değilim ama olsun. Konuyu nereye getirecektim… Evet, televizyon diyorduk. Kuşkusuz son yıllarda beni en çok güldüren dizilerin içerisinde How I Met Your Mother‘ın adını saymazsam büyük haksızlık olur. Böylesine şahane bir ekibi bir araya getirmek kolay olmasa gerek. Her biri yetenekli beş iyi oyuncu: Jason Segel, Alyson Hannigan, Neil Patrick Harris, Cobie Smulders ve tabiki de Ted rolüyle Josh Radnor. İçlerinde en başarılısının Neil Patrick Harris olduğundan hiçbir şüphemiz yok ekibin geri kalanını da harcayamayacağım. Bütünüyle harika işler çıkarıyorlar ve her hafta olabildiğinin en iyisiyle bizi kahkalara boğuyorlar. Konumuz ise dizinin Ted’i Josh Radnor‘ın ilk yönetmenlik ve yazarlık denemesi Happythankyoumoreplease.

Happythankyoumoreplease, üç farklı ilişkiye odaklanıp onların hikayelerini anlatıyor bize. “Hayatın kendine göre anlamını bulup, sonunda aynı mottoya ulaşmak” klişesine karnımız tok olduğu için ben bu filmi sevmedim, sevemedim. Radnor‘ın özellikle senaristlik adına seyirciye birşey katmaktan çok alıp götürdüğünü düşünüyorum. Film o kadar “Amerikalı” ki bir süre sonra kendinizi Laguna Beach sahtekarlığıyla The Hills absürdlüğü arasında bir yerlerde buluyorsunuz. Hatta içerisine Edward Burns‘ün şaheser zannettiği filmlerini de koyabilirsiniz. Milli felaket!

Filme haksızlık ettiğimle ilgili kesin eleştiri alacağım çünkü seveninin çok olduğunu biliyorum. Ama Josh Radnor ve tabiki How I Met Your Mother‘a olan ilginizi görmezden gelirseniz Happythankyoumoreplease‘de hiçbir şey olmadığının siz de farkına varacaksınız. Eğer Josh Radnor yerine başka bir adam olsaydı filmin merkezinde emin olun bu kadar seyirciye bile ulaşmazdı. Radnor‘ın kendi üslubuna göre birşeyler yapıp New York’da yeni bir Woody Allen olma çabaları boşuna bana kalırsa.

İlginçtir ki böylesine küçük bütçeli bir film için de oldukça renkli bir kadrosu var. Josh Radnor yönetmen ve senarist kimliğinin yanı sıra aynı zamanda başrolde yer alıyor. Malin Akerman zaten son zamanların yükselen isimlerinden. The Heartbreak Kid, 27 Dresses, Watchmen, The Proposal… Gerisi de geleceğe benziyor. It’s Complicated ve Revolutionary Road filmlerinden hatırladığım Zoe Kazan filmin en güzel süprizlerinden biri. Onu izlemekten keyif aldığımı daha önce söylemiş miydim bilmiyorum. Ayrıca ünlü yönetmen Elia Kazan‘ın torunu olduğunu da belirtelim. Geçtiğimiz sene 127 Hours‘dan belki akıllarınızda kalmış olabilecek Kate Mara filmin ünlü ama aslında çok ünlü olmayan oyuncu kadrosundan bir başka isim. Ve bir de kısa bir Richard Jenkins performansı var. Ama onun için sarf edilebilecek pek özel cümlelerimiz yok.

Happythankyoumoreplease benim için yılın hayalkırıklıklarından. Fazla “Amerikan” dediğim gibi. Hani şu herşeyi abartan ve sanki kenilerinden daha önemli birşey yokmuş gibi yaşadıkları o bencil dünyanın ürünlerinden biri daha. Bana göre vakit kaybı ama beğeneni mevcut. En iyisi bir şans tanıyıp izleyin.

[C]

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College’a başladı. Şimdi de University College London’da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

2 Yorum

  1. İsmail Aşık

    Fazla özele kaçabilir ama çok merak ediyorum.Bu kadar diziyle ve sinemayla ilgileniyorsunuz.Bazen vizelerinizin ve stajınızın yoğunluğundan bahsediyorsunuz.Üniversitedeki bölümünüz nedir acaba?

    Yanıt
    1. umurtas

      Ben bu tür tepkilerle yakın çevremde de karşılaşıyorum : ) Tüm bu sinema-dizi takibi haricinde devam etmekte olan okul artı hiç aksatılmayan bir çevre olunca hep bir “Nasıl?” sorusu geliyor. Hemen merağınızı gidereyim, inşaat mühendisliğinde okuyorum.

      Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir