Casablanca

Casablanca

En İyi Film ödülünü kazanan Oscar’lı filmleri izlemenin en güzel yanı bilgi sahibi olmadığınız dönemler hakkında görsel bir kaynağa ulaşmanız. Yani nasıl anlatsam… Mesela Ingrid Bergman adını o kadar çok duymama rağmen bugüne kadar bir filmini dahi izlememiştim. Belki küçüklüğümde televizyonda şuursuzca birkaç filmine rastlamış olabilirim ama onun Bergman olduğunu bilerek izlediğim ilk film Casablanca. Aynısı Humphrey Bogart için de geçerli. Ki ilerleyen tarihlerde Cary Grant, Vivien Leigh, Katherine Hepburn gibi isimlerde de aynı şeyleri yaşayacağım. Sırf bu kısmı bile 1940’lu yıllarda çekilmiş bir klasiği izlemekten zevk almamı sağlıyor. Bu konuda size çok açık olacağım. Her ne kadar iyi bir film izleyicisi olsam da bugüne kadar kaçırdığım filmlere geri dönüp de izleme alışkanlığım pek yoktu. Olsa bile ancak televizyonda rastlarsam izliyordum. Şimdi bunun için zaman harcıyor olmak bile garibime gidiyor. Lakin dediğim gibi sonunda adlarını sıkça duyduğum efsanelerin filmlerini izlemek fazlasıyla keyif verici. Casablanca da o efsanelerden biri. Imdb’nin Top 250 listesinde ilk 20’de olan, 1942 tarihli eşsiz bir klasik.

2. Dünya Savaşı’nin ilk zamanlarında filmi adını aldığı Casablanca‘da geçiyor film. İçerisinde drama, romantizm, komedi ve az da olsa suç öğeleri barındıran bir yapım. Rick Blaine savaş çıktığında birkaç gün evvel tanışıp aşık olduğu Ilsa’yı da yanına alarak Casablanca‘ya kaçmak ister lakin Ilsa bir anda ortadan yok olur ve Rick Casablanca‘ya tek başına gitmek zorunda kalır. Bu olaydan yıllar sonra Ilsa ve Rick’in yolları Casablanca‘da yine kesişir. Dönemin siyasi durumuna gönderdiği mesajlardan tutun da saf romantizme kadar içerisinde herşeyi barındırıyor. Ama notumu verirken de dikkate aldığım gibi sizlerin de izlerken filmi 1940’lu yıllarda yapıldığını unutmamanızı rica ediyorum. Bu kısım önemli. Çünkü ciddi bir klasik de olsa izlediğinizde size durgun gelebilecek bir filmle karşı karşıyayız.

Everybody Comes to Rick’s isimli oyundan beyazperdeye uyarlanan hikayeyi Julius J. Epstein, Philip G. Epstein ve Howard Koch kaleme almış. Kariyerlerinde “highlight” diyebileceğimiz türden başka bir iş yok ama bu Casablanca ile Oscar’a kavuşmalarına engel olmamış. Ünlü bir film olmasına rağmen Akademi’den sadece 3 ödül alan Casablanca‘nın karnesinde film ve yönetmen haricindeki tek ödül de uyarlama senaryo zaten.

Yönetmen Michael Curtiz ise zaten başarılı bir isim. Yankee Doodle Dandy, Angels with Dirty Faces, Four Daughters ve Captain Blood‘daki çalışmalarıyla da daha önce 4 kere Oscar’a aday olmuş. Casablanca‘yla aldığı son adaylığı ise ödüle kavuşmasını sağlamış. Bunların haricinde The Adventures of Robin Hood ve Mildred Pierce gibi bilinen işleri de mevcut. Curtiz‘in sineması hakkında engin bilgilerim olmasa da Casablanca‘da bir kara film atmosferi olduğunu düşünmeden edemedim. Tabi bunu tüm filme yaymak komik kaçar. Belki de tarihi sebebiyle bende böyle bir etki yaratıyor. O dünyaya tamamen yabancı olmaktan olabilir. Her ne kadar sanatın evrensel bir dil olduğunu söyleyip dursak da arada neredeyse 70 yıl var. Bunu göz ardı etmek mümkün değil. Ayrıca Curtiz‘in bugüne kadar 10 Oscar adayı performansı yönettiğini eklemekte de yarar var. Humohrey Bogart‘la 8 film yapmış olmasına rağmen Bogart‘ın Oscar’ı bir John Huston filmi ile almış olması da ilgi çeken bir başka anektod.

Ve tabi iki efsane ünlüye sahip kadrosu… Humphrey Bogart ve Ingrid Bergman sinemayla ilgisi olan çoğu insanın çok tanımasa da en azından ismini pek çok defa duyduğu oyuncular. Bogart genelde film noir türünde yapımlarda yer alınmasıyla biliniyor. Film noir dediğimiz ne hemen açıklayalım. Genelde kötü kadere mahkum suç filmlerine verilen bir isim. Nitekim yukarıda da söylediğim kara film etkilerine benzer olduğu söylenebilir. Yani Casablanca için tam bir film noir örneği diyemesek de belki Bogart‘ın varlığı sebebiyle bizde bu etkiyi yaratıyor. Ingrid Bergman ise 3 Oscar’lı doğallığıyla bilinen bir aktris. Onun adını duymamış olmanıza pek ihtimal veremiyorum zaten. Ama samimi olmak gerekirse Casablanca‘daki Bergman performansı beni hiç mi hiç etkilemedi. Bogart‘ın yanında ezildiğini düşünüyorum aksine. Filmin Bogart dışında Oscar’a aday olan diğer performansı Claude Rains‘e ait. Özellikle finalde Bogart‘la kurdukları diyaloğun sinema tarihinin kült cümlelerine sahip olduğunu belirtmek gerek. Paul Henreid ve Sydney Greenstreet‘in göze çarpan performansları dışında filmde Dooley Wilson‘ın seslendirdiği “As Time Goes By” isimli şarkının Casablanca‘ya olan katkısı çok büyük. O şarkıyı duyduğunuz her sahnede Casablanca‘nın nasıl kült olduğunu çok daha iyi anlıyorsunuz.

Casablanca izledikten belki hemen sonra değil ama zamanla kendini sevdiren filmlerden. Yakın zamanda aynısını The Social Network ve Up in the Air‘da da yaşamıştım. İzledikten hemen sonra sizi belli bir şekilde çarpan birşey olmadığı için umutlarınız kırılıyor ama zamanla filmin bütününü düşündüğünde ne kadar iyi bir film izlediğinizin farkına varıyorsunuz. Casablanca‘yı da bu gruba dahil ediyorum. Ben beğenmeyecek olsanız bile şans tanımanızı öneriyorum. Belki filmin romantizmi sizi kesmeyebilir, belki Bogart‘ın ünlü ses tonu hoşunuza gitmeyebilir. Ama bu film her zaman tüm zamanların en iyileri arasında oldu, bunu unutmayın. İzlenmeyi sonuna kadar hak eden özel bir film.

[A+]

Oscar Karnesi
*En İyi Film
*En İyi Yönetmen
En İyi Erkek Oyuncu (Humphrey Bogart)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Claude Rains)
*En İyi Uyarlama Senaryo
En İyi Görüntü Yönetimi – Siyah Beyaz
En İyi Kurgu
En İyi Müzik – Drama/Komedi Filmi

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

2 Yorum

  1. metin

    Bir miktar eleştirel davranacağım. Sitenin özellikle modern sinema endüstrisini kavramak konusunda çok başarılı olduğunu düşünmekle birlikte sinemayı, bir sanat olarak değerlendirirken eksik kaldığını düşünüyorum. Yanlış anlaşılmasın, modern sinema endüstrisini kavramak ve değerlendirmek de takdir gerektiren bir şey. Ne var ki, mesela en başarılı oscarlı filmler listesinin “Schindler’s List, The Lord of the Rings: The Return of the King, American Beauty, The Sound of Music ve Titanic” şeklinde olduğu duyurulmuşsa burada belirgin bir endüstri tercihi de var demektir. HErkesin beğenisi kendisine elbette ama benim tercihlerim; “All Quiet On the Western Front, Casablanca, All About Eve, Midnight Cowboy ve One Flew Over the Cuckoo’s Nest” olurdu. bunları söylerken de filmlerin çekildikleri dönemler, yenilikçi yapıları, anlattıkları konu ve siyasi-toplumsal konumları, vs üzerinde durarak konuşurdum. Ama belki de bu filmlerden bir kısmını belki de henüz izlemediniz. Mesela Ingrid Bergman’ı daha evvel izlemediğinizi söylemişiniz ki şaşırdım. Sinemayı bir endüstri olarak ele alsak dahi, Oscarlar hakkında konuşur iken 3 oscarlı bir oyuncuyu daha evvel izlememiş olmak şaşırtıcı geliyor. (ki Ingrid Bergman’ı oscar aldığı 3 rol ve aday olduğu diğer 4 rolün yanında Notorious, Goodbye Again, Spellbound, Europa’51, Voyage in Italy ile de izlemeli bence).

    Modern sinema endüstrisi tamam da klasik filmler, Avrupa sineması ve arthouse konusunda biraz daha çalışmak gerekiyor sanki. Umarım bunları söylemiş olmamı yanlış anlamazsınız.

    Yanıt
    1. umurtas

      Yo asla yanlış anlayacak değilim. Zaten bu filmleri izlemeye başlamamın temel sebebi de kaçırdığım filmleri izlemek. Aslına bakarsanız yaşım itibariyle bu problemi yaşıyorum. Çünkü bilinçli bir izleyici haline gelmek insanın zamanını alıyor ve henüz klasikleri izleme şansım olmadı. Beş favorinizden sadece Midnight Cowboy ve Casablanca’yı izledim. Diğerlerine de sırayla geleceğim. O yüzden birşey söylemem yanlış olur. Dediğim gibi sadece 20 yaşındaki bir sinemasever olmanın büyük bir dezavantajı bu. Daha izlenecek çok ama çok şey var.

      Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir