Amadeus

Amadeus

Oscarlı filmleri izlemenin bir diğer keyifli yanı da geçmişte kaçırdığım başyapıtları izliyor olmak. Mesela 2 gün önce American Beauty‘yi izledim ve Twitter’da da belirttiğim gibi zannediyorum hayatım boyunca izlediğim filmler arasında ilk 10’a girmeyi hak eden fazlasıyla başarılı, harikulade, ciddi bir eleştirici tavır edinmiş bambaşka bir filmdi. Schindler’s List için de aynısını söylemiştim. Onun için de bugüne kadar izlediğim En İyi Film Oscar’lı filmler arasında en iyisi diyebilirim. Hatta 83 filmin 24’ü içerisinden hemen kısa bir ilk 5 oluşturursak karışık bir şekilde şöyle olurdu galiba: Schindler’s List, The Lord of the Rings: The Return of the King, American Beauty, The Sound of Music ve Titanic. Neyse. Şimdi ilk 5’ime oldukça yakın bir filmle devam etmek istiyorum Oscar ödüllü filmler yazı serime. O da tabiki 1984 yapımı, 11 Oscar adaylığı olan, 8 Oscar’lı Amadeus.

Adını 18. yüzyılın ünlü bestekarı Wolfgang Amadeus Mozart’tan alan film yine dönemin başarılı isimlerinden Antonio Salieri’nin gözünden Mozart’ın hayatını anlatıyor. O dönemdeki ego savaşlarına tanıklık ederken aynı zamanda Salieri’nin de ne kadar hırslı ve kompleksli bir adam olduğunu gayet net bir şekilde anlıyorsunuz. Mozart’a olan hayranlığı artık o kadar uç boyutlardaki onun bu denli başarılı olmasını kıskanıyor ve adeta yok olması için elinden geleni yapıyor.

Peter Shaffer‘ın senaryosu şüphesiz Amadeus‘un en güçlü yanlarından biri. Diyaloglarda yakaladığı alaycı ve sade tavır filmin geneline yayılmış durumda. Özellikle Salieri’nin gözünden Mozart’ı anlatmak bana kalırsa filmin etkileyiciliğini bir kat daha artırıyor. Sanki Mozart’ın salt hayat hikayesini değil de Salieri’nin duygularıyla bezenmiş bambaşka bir tablo izliyorsunuz. Efsanevi oyunculukları ve yönetmenin harikulade özgünlüğünün yanında Shaffer‘ın Akademi ödüllü senaryosu da bu öyküyü ilgi çekici bir hale getiriyor.

Tabi senaryonun iyi olması haricinde ortada bir Milos Forman faktörü var. Çek asıllı yönetmen kariyerine One Flew Over the Cuckoo’s Nest, Hair, Man on the Moon, Ragtime, The People vs. Larry Flynt gibi pek çok başarılı film sığdırmış. Rüştünü çoktan ispat etmiş bir isim. Amadeus‘daki yönetmenliği ise Oscar’ı ne denli hak ettiğini gösterdi bana. Opera kültürüne olan saygısı ve filmde özellikle opera sahnelerinin verdiği dinamikliği sonuna kadar kullanarak ustalıkla bozulamayacak bir bütün oluşturmuş. Bunu nasıl ifade edebilirim bilmiyorum ama düşünün ben, operadan hoşlanmayan insan, Amadeus‘u izlerken operaya haksızlık ettiğimi ve bir şans daha vermem gerektiğini düşündüm. Forman‘ın gözünden herşey o kadar kusursuz, o kadar ahenkli ki hayran kalmamak mümkün değil.

Amadeus‘un yazarı ve yönetmeninin başarısının üzerine F. Murray Abraham ve Tom Hulce‘nin performanslarını eklediğinizde ise mükemmel filmi elde etmiş oluyorsunuz. Bu iki aktör de Oscar’a aday olmuş ama ödülü Salieri’yi canlandıran Abraham almış. F. Murray Abraham‘ın tam Akademi’nin ağzına layık olan bol mimikli, abartılı bir oyunculuğu var bu filmde. Ama Hulce ile karşılaştırınca bende tercihimi Abraham‘dan yana kullanıyorum. Antonio Salieri’nin karanlık yanını başından sonuna bize tek kelimeyle mükemmel bir şekilde aktarıyor. Kariyerinde Amadeus‘tan sonra ciddi bir düşüş olduğunu görmek üzücü. Filmin çok fazla ünlüsü olmayan kadrosunda ilgimi çekenlerden Christine Ebersole ve Jeffrey Jones‘u saymak mümkün. Mozart’ın karısını canlandıran Elizabeth Berridge de fazlasıyla iyi. Eşini destekleyen kadınları seven Akademi’nin Berridge‘i aday etmemesi şaşırtıcı. Hem de filmi bu kadar sevmişken… Bir de Sex and the City kızlarından Cynthia Nixon dikkatimi çekti filmde. Kariyerinin başında yer aldığı Amadeus‘ta gerçekten de başarılı olduğunu söyleyebilirim. Küçük bir rolü var ama kesinlikle bu büyüleyici ekip arasında sırıtmamış.

Amadeus Mozart’a olan hayranlığımı bir kat daha arttırmasının yanı sıra 8 Oscar’ını da sonuna kadar hak ettiğini gösterdi bana. Beni etkileyen Oscar ödüllü filmler listesine bir yenisi daha eklenmiş oldu. Bunların haricinde Milos Forman‘ı Milos Forman yapan bir filmi izlemek de ayrı bir keyifli. Hele ki efsane yönetmenlerin en iyilerini kaçırmış bir izleyici olarak Amadeus bana çok keyif verdi. Kesinlikle izlemenizi tavsiye ediyorum.

[A]

Oscar Karnesi
*En İyi Film
*En İyi Yönetmen
*En İyi Erkek Oyuncu (F. Murray Abraham)
En İyi Erkek Oyuncu (Tom Hulce)
*En İyi Uyarlama Senaryo
En İyi Görüntü Yönetimi
En İyi Kurgu
*En İyi Sanat Yönetimi
*En İyi Kostüm Tasarımı
*En İyi Ses
*En İyi Makyaj

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir