Rain Man

Rain Man

Hollywood’un zihin engelli insanları anlattıkları filmler, kabul edin, çok abartılı oluyor. Karakterler o kadar karikatürize ediliyor, herşey o kadar net çizgilerle belli oluyor ki filmin bir yerinden sonra delirmeye başlıyorsunuz. Doğru çizgide ilerleyip seyirciyi rahatsız etmeyen örneklerin en iyisi Forrest Gump. Ama elimizde yakın dönem filmlerinden The Soloist, Reign Over Me, Radio gibi örnekler de bulmak mümkün. Acımak yerine daha çok esas adamdan nefret ettiğimiz ve bu film ne zaman bitecek dediğimiz işler. Hele ki The Soloist‘de yaşadığım iç sıkıntısı kelimelerle ifade edilemez. Bir arkadaşım The Soloist‘in yönetmeni için “Duvar kağıtlarını seven adam” yorumu yapmıştı. Pride & Prejudice‘dan sonra Atonement‘i izleyince hayal kırıklığına uğrayan biri olarak The Soloist‘de Wright‘ı tamamen sildiğimi söyleyebilirim. Şimdi fragmanlarından bile ne tür bir felaket olduğu anlaşılan Hanna ile geliyor ki ondan bahsetmek bile istemiyorum. Bu arada Atonement kötü demedim, şimdi kızanlar olabilir. Sadece ben Pride & Prejudice‘u daha çok beğenmiştim. Konumuza dönersek… Zihin engellilerin anlatıldığı filmler gerçekten çok ince bir çizgi üzerindeler. Ya çok kötü oluyorlar, ya da çok iyi. Rain Man ise eğer ki bu tür bir tür oluşturacaksak örnekleri içerisinde en kayda değer, en başarılı işlerden biri.

Rain Man esasen Dustin Hoffman‘ın canlandırdığı Raymond’ın değil de bir kardeşi olduğunu yıllar sonra öğrenen Charlie’nin hikayesi. En az Raymond kadar tahmin edilmesi zor bir adam. Film Charlie’nin babasının ölüm haberini almasıyla başlıyor. Daha sonra miras açıklanınca da kendisine doğru düzgün birşey kalmadığını, ama babasının servetinin büyük çoğunluğunun Charlie’ye bırakıldığını öğreniyor. Charlie’nin kardeşi olduğundan ise haberi bile yok. Sonrasında gelişen bir takım olaylar üzerine birbirlerini geç bulan iki kardeşin yolculuk hikayesini izliyoruz. Bir nevi yol filmi de diyebiliriz.

Senaryoyu kaleme alan Ronald Bass ve Barry Morrow çok ünlü insanlar değil. Morrow‘un kariyerinde bildiğimiz tek bir iş yok. Ronald Bass ise Entrapment ve My Best Friend’s Wedding gibi kendi halinde başarıları olan filmlerle çıkmış karşımıza. Ayrıca benim kişisel favorilerimden Mozart and the Whale, asrın felaketi Amelia ya da Julia Roberts‘ın varlığı sebebiyle bilinen Sleeping with the Enemy gibi işler görmek mümkün filmografisinde. Bass ve Morrow‘un Rain Man‘da kotardıkları iş ise oldukça temiz. Kimi yerlerde duygusal dokunuşlar yapan ama asla seyirciyi ağlatmak için özel bir çaba sarf edilmemiş bir film. Hatta finalinde bile popüler bir film yaratmak için uğraşmadıkları izlenimine kapılıyorsunuz. Sinema tarihine adını yazdırmış diyaloglar olmasa da bence başarılı bir hikaye.

Yönetmen Barry Levinson da zaten özellikle 90’lar da birbirinden ünlü işler yaratmış. Wag the Dog, Sleepers, Bugsy en ünlüleri. Türk televizyonlarında sürekli oynatılan Good Morning Vietnam da yine Levinson‘ın yönetmenliğini yaptığı filmlerden biri. En son Al Pacino‘nun rol aldığı You Don’t Know Jack ile karşımıza çıkan Levinson‘ın bir yönetmen olarak filmde ağırlığını hissettiğimizi söylersem yalan olur. Çünkü Levinson başarılı filmler yapan ama çok da özgün sayılamayacak bir yönetmen. Yukarıda da söylediğim gibi Joe Wright‘ı bile “duvar kağıtları sevgisi”yle ayırt etmek mümkün. Ama Levinson filmlerinde karakteristik birşey olduğunu söyleyemeyeceğim.

Filmin sırtını Dustin Hoffman‘ın performansına dayadığı su götürmez bir gerçek. Benim pek haz etmediğim Tom Cruise‘un da oldukça başarılı olduğunu söyleyebilirim. Belki bu yorumuma karşı çıkanlar da olacak ama, ben Kramer vs. Kramer‘ı da izleyen biri olarak konuşuyorum, Hoffman‘ın Kramer vs. Kramer‘daki performansından sonra Rain Man‘deki oyunculuğuna çok da hayran kalmadım. Evet bir şekilde Rain Man kült olmuş ama Hoffman üzerine oynandığı o kadar belli ki insan düşünmeden edemiyor. Peki kötü mü? Hayır. En azından itici olmamayı başarıp dozunda bir karakter yaratmış. Küçük bir Bonnie Hunt sahnesi haricinde bir de Valeria Golino dikkat çekiyor filmde. Aslında bugüne kadar 64 farklı filmde rol almış ama ben kendisini ilk kez izliyorum. Başarılı olduğunu söylemeden de edemeyeceğim.

Rain Man, Hans Zimmer‘ın efsaneleşmiş besteleriyle de gerçekten iyi bir film. Ortalamanın epey üstünde. Ama yukarıda da belirttiğim gibi Dustin Hoffman‘ın performansı üzerine kurulmuş ve bu yüzden bazen inandırıcılığını yitiren bir film. Beğenmiş olsam da pek çok seyirci gibi aşık olamadım.

[B+]

Oscar Karnesi
*En İyi Film
*En İyi Yönetmen
*En İyi Erkek Oyuncu (Dustin Hoffman)
*En İyi Özgün Senaryo
En İyi Görüntü Yönetimi
En İyi Kurgu
En İyi Sanat Yönetimi
En İyi Özgün Müzik

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir