West Side Story

West Side Story

Gelecek hafta itibariyle kendime fazlasıyla vakit ayırıp uzun zamandır yorumlayamadığım filmleri yorumlayacağım için birikmiş eleştirilerimi teker teker eritmeye çalışıyorum. Böylece yenilerini yer açılacak ve bende izleme hızıma yetişmiş olacağım. Lakin film izlemeye çok da vakit bulamamama rağmen okulun yoğunluğu Oscar Boy’la ilgili tüm planlarımı alt üst etti. O yüzden dilediğim gibi yazmaya vakit bulamıyorum. Yoksa konuşacak daha çok film var… Bugün 60’lı yıllardaki filmlerle ilgili fikrimi Midnight Cowboy yazımda açıklamıştım. Şimdi 60lar serime bir bakıma devam etmiş olacağım West Side Story ile. Çoğunuzun adını en azından bir kez olsun duymuş olduğunu düşündüğüm, Türkiye’de Batı Yakası Hikayesi olarak bilinen 11 dalda Oscar’a aday olup 10’unu kazanmış bir film bu. O yüzden sanıyorum sinema tarihinin özel yapımlarından birini eleştiriyoruz şu an, dikkat.

West Side Story tam anlamıyla eleştirel bir film. İçerisine suç, drama, romantizm öğelerini yerleştirmiş ama Amerika’da azınlıkların gördüğü muameleyi açık ve net bir şekilde anlatan, sözünü asla esirgemeyen bir yapım. New York sokaklarındaki iki düşman çeteden Maria ve Tony adındaki gençler birbirine aşık oluyor. Sonrasında “çete” başlığı altında bir zamanlar çok zor olan iki ırktan iki farklı insanın ilişkilerini yaşama ihtimalleri üzerine devam ediyor.

Referans olarak William Shakespeare‘in Romeo & Juliet‘ini de gösteren West Side Story esasen Arthur Laurents aynı adlı müzikal oyunundan uyarlanmış. Filmin Oscar’ı kaybettiği tek dal senaryosu. Benim The Sound of Music‘den tanıdığım ünlü senarist Ernest Lehman imzası taşıyor film. Her işinde olduğu gibi burada da ciddi eleştiriler ve dikkat çeken alt metinler var. Oscar’a layık mıydı değil miydi orasını bilemiyorum. O yıl aday olan diğer filmleri izlemedim. Ama en azından bu adaylığı hak ettiğini söyleyebilirim. West Side Story bence 1961 yılı için fazlasıyla aykırı bir iş.

Yine The Sound of Music‘den tanıdığımız Robert Wise ve beyazperdedeki tek yönetmenlik deneyimi West Side Story olan Jerome Robbins filmin yönetmen koltuğunda oturuyorlar. Açıkçası burada West Side Story‘nin beyazperde için fazla teatral bir iş olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Sahnede izlesem çok daha farklı hissederim diye düşünüyorum. Bu Oscarlı versiyonunda da sanki her karede bir tiyatro sahnesine bakıyormuş gibi hissediyorsunuz ki benim beyazperdeye hiçbir zaman yakıştıramadığım birşey bu. Müzikallere olan ilgisizliğim de zannediyorum buradan kaynaklanıyor. Robert Wise‘a The Sound of Music‘den dolayı sempati duysam da ne yazık ki bu konuda kendisini pek de takdir edemiyorum.

Kadroda ise beyazperdenin gördüğü en güzel kadınlardan Natalie Wood ve kariyeri West Side Story‘den ibaret olan Richard Beymer başı çekiyor. Filmin Oscarlı yardımcı oyuncuları ise tek kelimeyle harika. Ben Russ Tamblyn‘den de zevk aldım gerçi ama Rita Moreno ve George Chakiris‘in filme kattıkları renk tartışılamaz. Hatta Moreno‘nun olduğu sahnelerin West Side Story‘nin en güzel anları olduğunu söylemek mümkün. Ki bence “America” isimli şarkının söylediği sahne West Side Story‘nin doruk noktası. Burada da Rita Moreno‘nun ön planda olduğunu düşünürsek hiç de haksız sayılmam.

West Side Story bana kalırsa 2010’lu yıllar için bile fazlasıyla modern bir film. Hikayesinde özellikle romantizm konusunda ciddi boşluklar var ama bu filmi bir tiyatro oyunu gibi düşünürseniz bakışınızın değişeceğini garanti ediyorum. Müzikal tarihine “Maria” gibi çok ünlü bir eser bırakmış olan West Side Story müzikal bağımlılarına önersem de müzikal sevmeyenlere pek ısrar etmeyeceğim.

[B]

Oscar Karnesi
*En İyi Film
*En İyi Yönetmen
*En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Rita Moreno)
*En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (George Chakiris)
En İyi Uyarlama Senaryo
*En İyi Görüntü Yönetimi – Renkli
*En İyi Kurgu
*En İyi Sanat Yönetimi – Renkli
*En İyi Kostüm Tasarımı – Renkli
*En İyi Ses Miksajı
*En İyi Müzik

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College’a başladı. Şimdi de University College London’da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir