One Flew Over the Cuckoo’s Nest

One Flew Over the Cuckoo’s Nest

Oscarlı filmler yazı serimiz devam ediyor olsa da uzunca bir süre boyunca 1960 sonrası En İyi Film ödülünü kazanan bir filmle alakalı yazı göremeyeceksiniz. One Flew Over the Cuckoo’s Nest türünün son örneklerinden. Sebebi ise öncelikle ilk 30-40 yıl içerisinde ne tür filmlerin seçildiğini öğrenmek istememle alakalı. Tabi bir de o dönemin oyuncularını daha detaylı tanıma arzusu var. Greta Garbo, Bette Davis, Clark Gable, Burt Lancaster, Cary Grant, Vivien Leigh, Joan Crawford gibi… Ama o dönemin öncesinde halletmemiz gereken bir One Flew Over the Cuckoo’s Nest eleştirisi var. Imdb’nin Top 250 listesindeki 9 numaralı filmden bahsediyorum.

Tam bir asi olarak yorumlayabileceğimiz McMurphy adındaki mahkum kelepçelerden kurtulmak için deli gibi davranarak kendini akıl hastanesine göndertir. Amacı bu hastaneden kaçıp Kanada’ya gitmektir. Yalnız akıl hastanesindeki hayatında kendine iyi-kötü birkaç dost edinir ve bir şekilde bu insanların durumunu düzeltmeyi kendine bir görev haline getirir. Tabi burada direk bir amaç olmasa da aslında McMurphy onların hayatına girerek bile tedavi sürecinin başlangıcını yapmış olur.

Daha önce Ken Kesey‘nin romanından tiyatro sahnesine uyarlanan, daha sonra ise Lawrence Hauben ve Bo Goldman tarafından sinemaya uyarlanan One Flew Over the Cuckoo’s Nest, ülkemizde bilinen adıyla Guguk Kuşu hala tüm zamanların en iyileri listesinde zirveyi zorlayan filmlerden biri. Her ne kadar kitabı kendi hatıralarını derleyerek yazan Kesey (filmde Şef Bromden) Guguk Kuşu filmini kitaptan farklı bir anlatıma sahip olması nedeniyle desteklemese de filmin inanılmaz bir hayran kitlesi mevcut. Senaryonun bu tarz bıçak sırtı konularda çuvallayan filmleri düşününce oldukça başarılı olduğunu söylemek mümkün. Özellikle karakter yaratımları harika. Filmde çok ön plana çıkmasa da belli belirsiz bir gerilim ve seyircide “Acaba şimdi ne olacak?” beklentisi yaratan bir hava var.

Yönetmen Milos Forman‘ın One Flew Over the Cuckoo’s Nest‘deki başarısı tartışılamaz. Bana kalırsa yaşayan en iyi yönetmenlerden biri kendisi. Amadeus, Hair, The People vs. Larry Flynt… Bunlar her yönetmenin başarabileceği şeyler değil. Hele ki Guguk Kuşu‘nu düşündüğünüzde bariz bir yönetmen başarısı görüyorsunuz. Çünkü kim ne derse desin filmde oyunculuklardan öte, çok daha ağır basan bir yönetmenlik var. Başarısını buna borçlu olduğunu düşünüyorum bu hikayenin.

Kadroda iki önemli isim dikkatleri çekiyor. Birincisi tam kendine göre bir rol bulduğunu düşündüğüm Jack Nicholson. Bugüne kadar 3 Oscar almış olmasına çok da şaşırmamak gerek, çünkü kaba bir tabirle adam efsane. Oynadığı her rolün üstesinden gelen olağanüstü bir aktör. Ve filmin duygusuz hemşiresi Louise Fletcher… Kariyerinde çok büyük başarıları yok belki ama Hemşire Ratched rolüyle sinema tarihinin en acımasız, en sinir edici kadınlarından birine can verdiği kesin. Ayrıca gördüğünüzde şaşıracağınız Danny DeVito, Back to the Future serisinden tanıdığımız Christopher Lloyd ve beyazperdedeki ilk performansı olduğuna inanmak istemediğim Brad Dourif filmin dikkat çeken isimleri arasında. Ve tabi son olarak Şef Bromden’ı canlandıran Will Sampson‘ın adını anmakta da yarar var.

One Flew Over the Cuckoo’s Nest Oscar tarihinde Big Five yapan üç filmden biri. Big Five dediğimiz şey ise En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi Senaryo ödülleri. It Happened One Night ve The Silence of the Lambs dışında hak ederek Big Five yapan bir film olmuş olması güzel olsa da biraz da çekinerek benim bugüne kadar izlediğim filmler arasında ilk 10’a giremeyeceğini söyleyeceğim. Tabi bu izlenmeyi sonuna kadar hak ettiği gerçeğini değiştirmeyecek.

[A]

Oscar Karnesi
*En İyi Film
*En İyi Yönetmen
*En İyi Erkek Oyuncu (Jack Nicholson)
*En İyi Kadın Oyuncu (Louise Fletcher)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Brad Dourif)
*En İyi Uyarlama Senaryo
En İyi Görüntü Yönetimi
En İyi Kurgu
En İyi Özgün Müzik

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College’a başladı. Şimdi de University College London’da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir