To Each His Own

To Each His Own

joki5

Oscar Maratonu’nda hep güzel cümleler sarf edip, yapılan seçimleri göklere çıkaracak değilim. Sandra Bullock’a verilen Oscar’dan özellikle ilk dönemde sırf popülariteye göre dağıtılan En İyi Kadın Oyuncu ödüllerine kadar sataşılacak çok şey var. Hele ki büyük isimlerin sırf daha evvel hakları yendiği için sıradan filmler ve performanslarla ödüllendirilmesine hiç tahammülüm yok. Al Pacino bu söylediğim türün en büyük örneklerinden. İşte sırf zayıf bir yılda yarıştığı ve artık altın heykelcikle buluşma zamanı geldiği düşünüldüğünden aradan çıkartılan performanslardan biri Olivia de Havilland’ın To Each His Own’daki Jody’si. Halbuki birkaç sene bekleyip The Heiress ile hakkını vermiş olacaklar. Gone with the Wind’de sırf ortalık karışık diye Hattie McDaniel’a kakalanan ödülü Olivia de Havilland’ın hak ettiğini de söylememe gerek yoktur umarım. Gerçi çok da sevdiğim bir aktris olduğunu söyleyemem kendisinin. Bana kalırsa Olivia de Havilland’ın kariyerinde The Heiress haricinde çok da ahım şahım bir performans mevcut değil. En azından şu ana kadar izlediğim filmlerinde bunu gördüm. To Each His Own da özelliksiz işlerinden bir diğeri.

Birinci Dünya Savaşı sırasında bir pilottan evlilik dışı bir çocuk yapan Jody, mahalle baskısı ve dış dünyadan korkusu sebebiyle oğlunu başka bir aileye vermek zorunda kalıyor. Yalnız oğlunun evlatlık alınış sürecinden sonra bile onu takip etmeye, izlemeye ve sevgisini, desteğini bir şekilde hissettirmeye asla dur demiyor. To Each His Own da klasik bir sevgi dolu anne masalı zaten. Ama o kadar bayat, o kadar sıkıcı diyaloglarla donatılmış ki göz devirmelere sebep olan melodram bir noktadan sonra ağlatmak istediği yerde gülünç duruma düşüyor. Vasat bir yönetmen olan Mitchell Leisen’ın da filmde emeği olduğuna inanmak güç. Çünkü To Each His Own tam olarak “kendi kendini yönetmiş” dediğimiz yapımlardan.

Senaryonun altındaki imzalardan biri Jacques Thery’ye ait. Lakin senaryonun çıkış noktası olan hikayeyi de kaleme alan Charles Brackett, To Each His Own’un arkasındaki asıl isim denilebilir. Tek sıkıntı Brackett’ın Sunset Blvd., The Lost Weekend, The King and I, Ninotchka gibi şaheserlere imza attığı kariyerine böylesine vasat bir konuyu sıkıştırmış olması. To Each His Own’a berbat bir film muamelesi yapmak çok yanlış olur. Ama Oscar’la aynı cümle içerisinde kullanılmasını gerektiren özel bir durum yok ne yazık ki. Son dönemde Oscar Maratonu için izlediğim filmlerde yüksek kaliteye o kadar alıştım ki arada böyle vasat örneklere rastlayınca hakiki bir hayal kırıklığı yaşıyorum.

Olivia de Havilland’ın performansı bana kalırsa oldukça sıradan. Yukarıda da belirttiğim gibi çok hayran olduğum bir aktris değil kendisi. The Heiress ve Gone with the Wind’deki işlerinin bir tık yukarıda olduğunu düşünüyorum. “Sırası gelen” kontenjanından ödüle kavuştuğuna hiç süphe yok. Mary Anderson ve Roland Culver kadroda gerçekten dikkat çeken ender isimlerden olmuş. Filmin bu sıradanlığı içerisinde ikisinin de oyunculuklarının farklılığıyla göze battıklarına şüphe yok. Bir de tabii 1940’lı yılların klasik melodramlarının en büyük sıkıntısı abartılı performanslar. To Each His Own da bunlardan nasibini almış. Kamerayı doğru yürüyerek uzun cümleler kuranlardan tutun da ahenkli bir şekilde kendisini masaların üzerlerine atıp acı çekenlere kadar pek çok klişesi mevcut. Sevenler önden buyurabilir.

Bu kadar lafı söyledikten sonra haksızlık etmek de istemiyorum To Each His Own’a. Aldığı ödülü ve hikaye adaylığını abartılı bulsam da çoğu ödüllü filme oranla daha izlenebilir bir yapım. Sadece kendi döneminde incelendiğinde bile özgün olamayacak kadar tanıdık.

[C+]

Oscar Karnesi
*En İyi Kadın Oyuncu (Olivia de Havilland)
En İyi Hikaye

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

0 Yorum

  1. Metin

    Aynı yıl Brief Enconter’ın bütün ödülleri silip süpürmesi gerekirdi. Olivia de Haviland kötü br oyuncu değil ama cidden o yıl Brief Encounter’daki Celia Johnson’ı nasıl alt edip de ödül alabildi şaşarım.
    Bu arada Olivia de Haviland, Joan Fontaine’in kızkardeşi (ablası) ve tıpkı kardeşi gibi o da hala hayatta.

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir